akrabaları ile cümle
akrabaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Akrabaları arasında en iri olanıdır.Akár legközelebbi hozzátartozói között is.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Orvostanhallgatók és orvosok számára.
Ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı.A bátyám és én gondoskodunk most a törzsről.
Akrabaları tarafından büyütüldü.Ezután a rokonai nevelték fel.
Bu arada Boniface'in Montferrat'tan akrabaları da Epir üzerinde hak iddia ediyorlardı.Ezek között volt Boniface de Montferrat is, aki Svábiába utazott Fülöp nevű unokatestvéréhez.
Kuş akrabaları gibi böcekçildir.Rokonaihoz hasonlóan tarka madár.
Aslanın en yakın akrabaları, panthera cinsinin diğer türleri olan kaplan, kar leoparı, jaguar ve parstır.Leijonan lähimmät sukulaiset ovat muut Panthera-suvun lajit tiikeri, jaguaari ja leopardi.
Doktora öğrencileri ve akrabaları.Henkilökuntaa ja oppilaita.
Çin'e varıldıktan sonra, Temeraire ailesiyle ve akrabalarıyla tanışır.Chang käy säännöllisesti Kiinassa tapaamassa perhettään ja ystäviään.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Herra de Norpois käy päivällisellä hänen vanhempiensa luona.
Suçluların %50'sinden fazlası kurbanların akrabaları, aile dostları ya da tanıdıklarıdır.Yli 80 prosenttia kävijöistä tulee ystävien tai perheen kanssa.
Bardas Fokas ve akrabaları yakalanıp, izleyen yedi yıl kalacakları Prote'ye sürgün edildiler.Ο Φωκάς και οι συγγενείς του συνελήφθησαν και εξορίστηκαν στην Χίο, όπου πέρασαν τα επόμενα επτά χρόνια.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Σε συγγενείς ατόμων με καρκίνο των πνευμόνων, ο κίνδυνος αυξάνεται 2,4 φορές.
Yakın akrabalarına ressam ve belgesel yönetmeni Eeli Aalto ve büyücü Simo Aalto dahildir.Οι στενοί συγγενείς της περιλαμβάνουν τον ζωγράφο και τον ντοκιμαντέρ Eeli Aalto και τον μάγο Simo Aalto.
Akrabalarını ve tanıdıklarını buraya yerleştirmiştir.Τον έτρεμαν τόσο οι φίλοι και γνωστοί του όσο και οι κρατούμενοι.
Bu kişiler, yaşlı akrabalarının Yahudi geleneklerini icra ettiğini belirtmektedir.Ντρεπόμουν από την εξωτερική αντίληψη της εβραϊκής πρακτικής των γονιών μου.
Bazı akrabaları tutuklandı.En række medlemmer bliver anholdt.
Akrabaları Salih'in kaybolduğunu ilan ettiler.Beiligs familie fik besked om, at han var sporløst forsvundet.
Augustus muhtelif zamanlarda yakın akrabalarının erkek çocuklarını kendi oğulları olarak evlatlık edinmiştir.Augustus adopterte etter hvert flere mannlige medlemmer av sin nære familie som sine sønner.
Kuşların yaşayan en yakın akrabalarıdır.Hva er fuglenes nærmeste slektning?
Dilce bilinen akrabaları yoktur.Arten har således ingen nære slektninger.
En yakın akrabaları dilce birlikte üstgrup oluşturan Denağinalardır.Deres nærmeste nålevende slektninger er tapirer og (noe mer fjernt) hester.
Cheyenne Dilinin en yakın akrabaları Arapaho ve Ojibwa (Chippewa) dilleridir.Språkene som lingvistisk ligger nærmest cheyenne er arapaho og ojibwa (chippewa cree).
En yakın akrabaları ama madagaskar etçilleridir.Deres nærmeste nålevende slektninger er Paretroplus fra Madagaskar.
En yakın akrabaları örümcek maymunugillerdir (Atelidae).Trappenes nærmeste nålevende slektninger er derimot gjøkefugler (Cuculiformes) og turakoer (Musophagiformes).
En yakın akrabaları ile yaklaşık 50 milyon yıl önce ayrılarak evrimleşmişlerdir.Omkring 5 millioner år senere levde fortsatt mange av deres nærmeste slektninger.
Muhtemelen gözden düşmüş akrabaları ile görüşmekten kaçınmıştır.Han ble nektet besøk fra andre enn nære slektninger.
Akrabaları gibi böcekçildirler.Gjøkvepsene er ellers rovdyr som sine slektninger.
Dilce bilinen akrabaları yoktur.Mereka tidak memiliki keturunan yang dikenal.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Pada orang dengan saudara yang terkena kanker paru, risiko meningkat hingga 2.4 kali.
Mahir Çayan'ın akrabaları halen orada yaşamaktadırlar.Sampai di sini keluarga Duta masih baik-baik saja.
Şevçenko orada yeni özgürlüğüne kavuşan kardeşlerini ve akrabalarını ziyaret eder.Shevchenko mengunjungi saudara dan keluarganya yang masih diperbudak.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Yehuda pergi dengan anak-anak keturunannya.
Akrabaları gibi böcekçildirler.Mereka akrab layaknya bersaudara.
Diprotodon'ların varlıklarını sürdüren en yakın akrabaları vombatlar ve koala'dır.Họ hàng gần nhất còn sinh tồn của Diprotodon là wombat và koala.
Yanında akrabaları, uşakları ve muhafızlarından müteşekkil 200 kişilik bir topluluk vardı.Có khoảng 200 người trong gia đình, bạn bè và người hâm mộ chào đón.
Diğer akrabaları gibi böcekçillerdir.Bọ cạp con khá giống ba mẹ chúng.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Một người có quan hệ họ hàng với người bị ung thư phổi thì nguy cơ mắc bệnh sẽ tăng lên 2,4 lần.
Muhtemelen gözden düşmüş akrabaları ile görüşmekten kaçınmıştır.Các ông đã tiếp xúc được với những người thân đã khuất.
Seksiyon Mesobalanus, Asya ve Avrupa'daki macar meşesi ve akrabalarını kapsar.Đoạn Mesobalanus, sồi Hungary và các họ hàng tại châu Âu và châu Á.
Bunun nedeni ise akrabaların, hemşerilerin birbirine tavsiyeleridir.Đó là lý do để ba cô phù thủy gặp nhau.
Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve en yakın akrabaları vombatlardır.Các họ hàng gần nhất của Phascolarctidae là các loài trong họ Vombatidae.
En yakın akrabaları armut ve malta eriğidir.主人公や力斗の親友且つ幼馴染である。
Heyette Tapınak mensuplarının akrabaları, NBC kameraman ekibi ve çeşitli gazete muhabirleri de bulunuyordu.彼の調査団には、人民寺院信者の親族、NBCのカメラクルー、記者、そして複数の新聞社の記者が含まれていた。
Mahallede yaşayan bütün ailelerin Bu bölgede akrabaları vardır.この町では、ほとんどすべての家族がアメリカ合衆国に親戚がいる。
De Tounens'in çocuğu olmamasına rağmen, bazı akrabaları krallığın varisliği üzerine hak iddia etmişlerdir.アントワーヌには子供がいなかったが、親族の何人かが王国の相続人に立った。
Bu sefer akrabaları onun mirasını büyük olabileceğini söyleyerek onları teselli etmeye çalışır.そんな彼の親戚連中は財産を我がものにするため、彼に取り入ろうと躍起になっていた。
Bunun gibi şeyler benim evimdekilerimi ve onların akrabalarını aşacaktır.みなみとは家が近く、姉妹のような関係。
Eğer dünürlük olumlu olursa eşdost ve akrabalarımız var.損傷に至らしめる外力には直達性と介達性とがある。
Akrabalarından bazıları şunlardır.そのうちの何人かは親族であった。
Büyükbabamın akrabaları şarap üreticisiydi.父母の家業はワインの卸売りであった。
Tüm bu ikramları cenazenin sahibi değil, akrabaları veya komşuları yapar.彼の葬儀に駆けつけた者は、朝廷の大臣ではなく親族や故吏ばかりであった。
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.家族、親族からの代位弁済。
Kimi köylerin bugün bile Irak'ta (Musul) akrabaları vardır.現在でも、周防大島の住民は、ハワイに親戚を持つ者が数多くいる。
Kuş akrabaları gibi böcekçildir.似鳥の親戚である。
Kendi köylüsü ve akrabaları dışında kişilerle samimi ilişkiler kurmaktan kaçınırlar.自分の親族以外の人間を見下しているところがある。
Bazı akrabaları tutuklandı.人々が逮捕された。
En yakın akrabaları diğer Sahaptinler ile Nimipulardır.然士庶人各拜其親友多出實心。
Davet edilen damat tarafı, yakın akrabalarını alarak kız evine giderler.如果她三次回答是,那準新郎會被邀請去他們家中。
En yakın akrabaları, kardeş familyaları denilebilecek makigillerdir.基本上予人感覺是可以依靠的學姊。