Büyükbabamın akrabaları şarap üreticisiydi.父母の家業はワインの卸売りであった。
Köyde genel olarak akraba evliliği yapılmaktadır.市内の成人は皆結婚を義務づけられた。
Akraba evlilikleri olmaktadır.夫婦は不可。
Bilinen Malkoçoğlu Beyleri akrabalık bağına göre şu şekildedir.実証主義的な国学者としては、後述する塙保己一・伴信友が知られる。
Tüm bu ikramları cenazenin sahibi değil, akrabaları veya komşuları yapar.彼の葬儀に駆けつけた者は、朝廷の大臣ではなく親族や故吏ばかりであった。
Gerçekte ise Alec, Tess'le akraba filan değildir.テスとは異なり、リズとは仲良し。
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.家族、親族からの代位弁済。
Amca sözcüğü akrabalık bağı olmasa da kendinden yaşça büyük kişilere saygı ifadesi olarak da kullanılır.おじ・おばの舅は自身とは親族関係は発生しないが、おじいさんと呼ぶ場合も多い。
Sağdıç genellikle en yakın akrabalardan seçilir (sağdıca nikah düşmez).選択次第では主人公の仲間となる。
Kimi köylerin bugün bile Irak'ta (Musul) akrabaları vardır.現在でも、周防大島の住民は、ハワイに親戚を持つ者が数多くいる。
Çok sıkı akrabalık bağları vardır.多くの近縁種がある。
Kuş akrabaları gibi böcekçildir.似鳥の親戚である。
Kendi köylüsü ve akrabaları dışında kişilerle samimi ilişkiler kurmaktan kaçınırlar.自分の親族以外の人間を見下しているところがある。
Hayatını kaybeden Allah rahmet eylesin Metin Lokumcu da benim akrabam.主神は大己貴命、他に、少彦名命と事代主命が配祀されている。
Bazı akrabaları tutuklandı.人々が逮捕された。
Akrabası olan Frodo Baggins'i evlatlık edinir.後に親戚のフロドを養子に迎える。
Birbirine akraba ev halkları bir aile (gens) oluştururlardı.至元時貴戚家,遂以成俗。
Kalkmak kelimesi ile akrabadır.与之相近的则是表親一词。
Bu şekilde, karşılaştırma yolu ile çıkarsanan bir akrabalık ilişkisi genetik olarak adlandırılır.凭借这种方法推导出的亲缘关系被称为遗传性的亲缘关系。
Bu yüzden hepsi birbirleri ile bir şekilde akrabadırlar.不論如何,他們都有共通點。
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.如果我曾經有過阻止的權限及情報,我絕不允許這類事情的發生。
En yakın akrabaları diğer Sahaptinler ile Nimipulardır.然士庶人各拜其親友多出實心。
Davet edilen damat tarafı, yakın akrabalarını alarak kız evine giderler.如果她三次回答是,那準新郎會被邀請去他們家中。
İki Soylu Akraba.二穗的親戚。
En yakın akrabaları, kardeş familyaları denilebilecek makigillerdir.基本上予人感覺是可以依靠的學姊。
Çok yakın akrabası olan bülbülden daha kuzeyde yayılış yapar.它們比其近親更為接近北極。
Med hâkimiyetine akrabaları olan Ahamenişler son vermiştir.近世外戚富貴,必有驕溢之敗。
En yakın akrabası Naskapicedir.它的近親是杓鷂。
Son ikisinin arasında kız alıp – vermeden doğan bir akrabalık vardır.二人婚後育有一子一女,分別是施曉渝和幼子施湧濤。
Diğer akrabaları gibi böcekçillerdir.像母親似的昆蟲朋友。
Dağyenicesi Köyü etrafında bulunan diğer köylerle akraba olan bir köydür.大雄在住在乡下的亲戚家的村子交的朋友。
Bazı akrabaları tutuklandı.逮捕了许多教友。
Yakın akrabaları cücelerle sıkı ilişkiler içerisindedirler bu nedenle Alliance birliğinde yer alırlar.大石內藏助之親族,加入義盟,但是在圓山會議後脫盟。
Köy halkı içinde yabancı yoktur ve hepsi akrabadır.守護時空的城市,所有的居民都是魔導士。
Sincapgillere çok benziyor olsalar da onlar ile yakın bir akrabalıkları yoktur.眾生若不共彼居,不親近,獨不雜異,不相應別離。
Luka İncili'ne göre, İsa'nın akrabasıdır.根据圣经记录,耶稣是大卫的后裔。
Aradaki bazı benzerliklere rağmen (örneğin yüzdeki siyah beyaz çizgiler), iki tür akraba değildir.雖然同階級的武子(例如下例圖中的左下方兩隻九點的牌)式樣不同,但它們在功能上毫無分別。
Bu türün en yakın akrabası ise Orta Asya’da yaşamaktadır.该物种的模式产地在亚洲中部。
Yahya Kemal ile de torun çocukları olmaları nedeniyle aralarında akrabalık bağı vardır.杨昌济子女除夭折者外,有子杨开智;有女杨开慧。
Filmin başında son akrabasının ölmesiyle köydeki Malakanların sonuncusu olur.值得一提的是,小說裡女主角最後死亡。
Bu onlar arasında bir akrabalık olduğunu yadsınamaz kılar.牠們的族群並不是均勻地分佈在以上範圍內。
Kendi aralarında ve akrabalarına danıştıktan sonra, eğer bir engel yoksa söz kesilir.형을 병과할 경우에도 형의 전부 또는 일부에 대하여 그 선고를 유예할 수 있다(동조 2항).
Sonrasında ise dört akrabasıyla birlikte tutuklandı.즉시 그들은 그들의 가족들과 함께 체포되었다.
Akrabalarını ve tanıdıklarını buraya yerleştirmiştir.여기에 가족 및 친족들도 연좌되어 정배되었다.
Ev halkı evin reisi paterfamilias (ailenin babası), karısı, çocukları ve diğer akrabalardan oluşuyordu.가족의 개념에는 가부장(pater familias)과 아내, 자녀, 다른 친척이 포함되었다.
İslâm Peygamberi, akrabayla ilişkiyi devam ettirmeyi emreder.동래부사 재임 중 선정을 베풀어 그가 이임할 때 주민들이 그의 이임을 만류했다고 한다.
Doğdu ülke olan Kongo yerine Fransa'yı seçtiği için akrabaları ona "Frenchie" lakabını takmıştır.그는 그의 조국 콩고 민주 공화국 대신에 프랑스를 택한 것에 대해서 "프렌치" (Frenchie) 라는 별명을 친척들로부터 얻었다.
Kalkmak kelimesi ile akrabadır.단어의 조합에 가깝다.
Bayram boyunca müslümanlar eş, dost, akraba ziyaretleriyle birbirlerinin bayramını kutlarlar.무슬림들은 저녁시간이 되면 밤마다 친척과 친구들을 방문하고 음식을 나누며 선물을 주고 받는다.
Akrabalığı olan kimselerdir; ama silsile itibarıyla hanedandan düşerler.이들은 유성룡이 이끄는 남인과 대립하였으며, 학문적으로는 조식을 따르는 선비들이었다.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.후한말기 강족과 선비족에게 점령당하면서 폐지되었다.
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.그러한 이미지의 원인으로서의 물질은 생각될 수 없으며, 그러므로 그것은 우리에게 아무것도 아니다.
Ensest (yasaksevi), yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişkidir.근친상간(近親相姦)은 가족이나 가까운 친척들 사이의 성교 및 이에 준하는 성적 행위를 말한다.
Dil ayrıca Macarca ile akrabadır.세르비아어와 친척관계를 가진 언어이기도 하다.
Sincapgillere çok benziyor olsalar da onlar ile yakın bir akrabalıkları yoktur.'하서선생이 그의 시문에 대하여 "비유하면 공중의 누각과 같아서 천분(天分)으로부터 나오지 않은 것이 없다.
Bundan dolayı bu üç yerleşimdeki halkın geniş bir akrabalık bağları da mevcuttur.그래서 이 세 도시의 대규모 물류 거점지이기도 하다.
İnbred — yakın akraba eşleştirmesi demektir.가까운 친척과의 성관계 (근친상간).
Milliyet qazetesi. ^ "Ekşi'nin 150 bin akrabası var". posta.com.tr.“로엔, 씨스타 소속사 150억원 인수 "한류 확산 기여"”. 《머니투데이》.
Çok benzedikleri martılarla bir akrabalıkları yoktur.형제자매보다 더 먼 친척을 나타내는 낱말이 없다.
Afgan tilkisinin en yakın akrabası Çöl tilkisidir.아프간여우의 가장 가까운 친척은 페넥(사막여우)이다.