Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Iga täht tekitab tähetuult, mis tähendab pidevat gaasi ilmaruumi paiskamist.
Sular 2008'den sonra evlerden akmaya başladı.Eriti kiiresti on jää hakanud sulama pärast 2002. aastat.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.auringon paahtaessa ne ehtyvät, ne häviävät paikastansa helteen tullen.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Czasu którego topnieją, zaginą; a czasu gorącości niszczeją z miejsca swego.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.En el tiempo del calor son silenciados, y al calentarse desaparecen de su lugar
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.따뜻하면 마르고 더우면 그 자리에서 아주 없어지나니
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.ma al tempo della siccità svaniscono e all'arsura scompaiono dai loro letti
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men på den tid de treffes av solens glød, tørkes de ut; når det blir hett, svinner de bort.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som åter försvinna, när de träffas av hettan, och torka bort ifrån sin plats, då värmen kommer.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som svandt ved Solens Glød, tørredes sporløst ud i Hede;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Mikor átmelegülnek, elapadnak, a hõség miatt fenékig száradnak.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống , khe bèn khô cạn , Lúc nắng giọi , nó lại biến khỏi chỗ nó .
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống, khe bèn khô cạn, Lúc nắng giọi, nó lại biến khỏi chỗ nó.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.no tempo do calor vão minguando; e quando o calor vem, desaparecem do seu lugar.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Ob času, ko solnce vanje pripeka, presihajo, in ko je vroče, izginejo s svojega kraja.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.v čase, keď sú ožehané slnkom, vysychajú; keď býva horúco, miznú zo svojho miesta.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.V čas horka vysychají; když sucho bývá, mizejí z místa svého.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Viennent les chaleurs, et ils tarissent, Les feux du soleil, et leur lit demeure à sec.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.vine arşiţa vremii şi seacă, vine căldura soarelui, şi li se usucă albia.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.zur Zeit, wenn sie die Hitze drückt, versiegen sie; wenn es heiß wird, vergehen sie von ihrer Stätte.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.οταν θερμανθωσιν, εκλειπουσιν οταν γεινη θερμοτης, εξαλειφονται απο του τοπου αυτων.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когато се стоплят изчезват; Когато настане топлина изгубват се от мястото си;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когда становится тепло, они умаляются, а во времяжары исчезают с мест своих.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.בעת יזרבו נצמתו בחמו נדעכו ממקומם׃
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.اذا جرت انقطعت. اذا حميت جفت من مكانها.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天 氣 漸 暖 、 就 隨 時 消 化 . 日 頭 炎 熱 、 便 從 原 處 乾 涸
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天氣 漸暖 、 就 隨時 消化 . 日頭炎熱 、 便從 原 處乾涸
Başkan Lincoln tarafından imzalanan Evyeri Kanunu Yerli topraklarına beyaz göçmenlerin akmasına neden oldu.Luật Nhà Đất, tổng thống Lincoln ký, đưa hàng loạt những người da trắng vào đất của người Da Đỏ.
Başkan Lincoln tarafından imzalanan Evyeri Kanunu Yerli topraklarına beyaz göçmenlerin akmasına neden oldu.Законът за чифлиците, подписан от президента Линкълн, отприщи поток от бели заселници в земите на индианците.
Beyninden ve ağzından bok akmaktadır.Nada más que pensamiento de mierda salen por su boca.
Beyninden ve ağzından bok akmaktadır.Rien que des raisonnements merdiques et de la merde qui sort de sa bouche.
Beyninden ve ağzından bok akmaktadır.Τίποτα άλλο, παρά σκατένιες σκέψεις και σκατά από το στόμα του.
Beyninden ve ağzından bok akmaktadır.Ничего, кроме дерьмового мышления и дерьма изо рта.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Eravamo in attesa di avere una sua risposta e improvvisamente dai suoi occhi scesero delle lacrime.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Estábamos esperando lo que el dijera, y de repente lagrimas brotaron de sus ojo.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Мы просто ждали, что он скажет, и вдруг слёзы полились из его глаз.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Das bringt die Zellen dazu, sich in die richtige Richtung zu bewegen.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Isso permite às células avançarem nas direções certas.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Ce qui permet aux cellules de s'écouler dans les bonnes directions.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Daardoor kan de cel meedeinen in de juiste richting.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.그래서 세포들이 올바른 방향을 타고 흐를 수 있게 됩니다.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.lungindu-se lent în direcțiile impuse.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Questo permette alla cellula di espandersi nelle direzioni giuste.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.To umožňuje buňce pomalu se posouvat správným směrem.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Vì vậy, nó cho phép các tế bào rỉ ra dọc theo các hướng đúng.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Y eso permite que las células se deslicen en la dirección correcta.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Με τέτοιο τρόπο που επιτρέπει στα κύτταρα να ρέουν κατά μήκος, αυτής της σωστής κατεύθυνσης.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Това позволява клетките да излъчват в правилните посоки.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.Это позволяет клетке перетекать в нужном направлении.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.כך שזה מאפשר לתאים לזרום בכיוונים הנכונים.
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.وهذا يسمح للخليه بأن تنسل في ذلك الاتجاه
Böylece hücrenin doğru istikamette yavaşça akmasına olanak veriyor.外から見ると優雅な動きですが
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Acum cuadul se comportă ca și cum ar fi într-un fluid vîscos.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Agora o "quad" comporta-se como se estivesse num fluido viscoso.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Aquí el quad se comporta como si estuviera en un fluido viscoso.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Di sini quad berperilaku seolah-olah dalam cairan kental.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Ecco, qui il quad si sta comportando come se fosse in un fluido viscoso.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Ez a kvad úgy viselkedik, mintha viszkózus folyadék venné körül.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Her opfører quaden sig som om den opholdte sig i en tyktflydende væske.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Hier gedraagt de quad zich alsof hij in een kleverige vloeistof zit.