Chongchon Nehri şehrin içinden akmaktadır.ويمر نهر تشونغتشون خلالها.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.وكذلك ابقي على تقليد القيادة على الجانب الأيسر من الطريق في الكثير من مستعمرات الإمبراطورية السابقة.
Yerleşimin içerisinden Çermeli çayı akmaktadır.تشرب من بئر ارتوازي فيها.
Suları Çağlayan Deresi'ne akmaktadır.بُجْمَة وتعني رشفة (من الماء).
Kederden solmadıkça veya kesilip,yaralanıp,kanları akmadıkça ölmezler.عذاب أبدي نارهم لا تطفأ وديدانهم لا تموت.
İçme suyu her iki mahalleye de akmaktadır.تموين الطعام يتم من كلا الطائفتين.
Birkaç aşamanın sonunda plazma yavaş yavaş Jüpiter’den uzağa doğru akmaya başlar.Como resultado de vários processos, o plasma gradualmente escapa de Júpiter.
Bir kol doğrudan bir denize veya okyanusa akmaz.Um afluente não flui diretamente para um oceano, mar ou lago.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Toda estrela gera um vento estelar de partículas, que causa um fluxo contínuo de saída de gás para o espaço.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.A convenção de dirigir no lado esquerdo da estrada tem sido mantida em grande parte do antigo império.
Ana holün hemen altında Otowa şelalesi bulunmakta ve sular 3 kanaldan bir göle akmaktadır.Sob o salão principal está a cachoeira de Otowa, onde três canais de água caem em um lago.
Burkina Faso'dan doğmakta ve Gana'daki Volta Gölü'ne doğru akmaktadır.Origina-se no Burkina Faso e flui para o Lago Volta em Gana.
Spree ırmağı doğudan batıya doğru akmaktadır.A cordilheira estende-se de oeste para leste.
"Çağatay Akman kandırmacası".“É uma data de tretas.
Kolay ganimet imkanı bölgeye çok sayıda Viking savaşçısının akmasına yol açar.As subidas das águas poderia danar numerosos sítios arqueológicos da região.
Sular hala mahallenin içinden açıkta akmaktadır.As águas são limpas até o bairro da Usina.
Kalede bir kuru sarnıç içinde hapsedilip soğuk ve açlık nedeniyle (hiç kanları akmadan) ölmüşlerdir.Zij eten daar wat, omdat zij door het vasten hongerig geworden zullen zijn.
Dedektiflik onun damarlarında akmaktadır.Een detective zit hem op de hielen.
Çağatay Akman ayrıca 44. Altın Kelebek Ödüllerinde "En İyi Çıkış Yapan" kategorisinde aday gösterildi.De Eerste Klasse van de Orde werd 44 maal in een gouden uitvoering "met de zwaarden" toegekend.
Osum Nehri şehrin içinden akmaktadır. ^ Law nr.De rivier de Osum stroomt door de stad.
Sandey, akmakta olan lavlar üzerine saniyede 400 litre su püskürtebiliyordu.Sandey był w stanie pompować do 400 litrów wody na sekundę w stronę napływającej lawy.
Trafiğin soldan akmasına ilişkin gelenek imparatorluğun eski topraklarının çoğunda korunmuştur.Zasada lewostronnego ruchu drogowego została zachowana w dużej części byłego imperium.
Suları Çağlayan Deresi'ne akmaktadır.Pojawiają się w pobliżu wód płynących.
İçme suyu her iki mahalleye de akmaktadır.Również zaopatrzenie w energię jest podwójne dla obu części miasta.
Kendiliğinden geri akması sağlanır.Odzyskuje zatem pewność siebie.
Nehir, kuzeye doğru akmaktadır.Rzeka płynie w kierunku północnym.
Mamasin Barajindan gelen Melendiz Irmagi Akmaktadir.Zachowanie przyniesionej do salonu Mumu ją rozdrażniło.
Hidrojen peroksitin akmazlık değeri, sudan daha yüksektir.Istotna jest przewaga procesów erozji wodnej zboczy nad akumulacją.
Genellikle tek bir tel kullanılır ve geri dönüş akımı parça boyunca akmaktadır. ^ "Solaris Urbino".Z powodu zwężenia pudła Alpino ma zupełnie inny układ siedzeń. Osobny artykuł: Solaris Urbino.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Alla stjärnor skapar en stjärnvind av partiklar som orsakar ett kontinuerligt utflöde av gas till rymden.
Kenya'da trafik soldan akmaktadır.Frankrike har högertrafik.
Göldeki sular Aktakan Deresi'ne akmaktadır.Vattenkvaliteten i sjön är fortfarande försvarligt.
Chongchon Nehri şehrin içinden akmaktadır.Chongchonfloden flyter strax norr om staden.
Amerikan savaş sanayi Avrupa topraklarına oluk oluk akmaktadır.De påstår också att deras stridsspetsar är kapabla att nå amerikanskt territorium.
246</ref> Yetişkinlerde, burun akması birinci jenerasyon antihistaminler tarafından azaltılabilir.Hos vuxna kan symtom i form av rinnande näsa lindras genom första generationens antihistaminer.
Suları Deniz Gölü'ne akmaktadır.Hon gör nu kryssningar i Vesijärvi.
Tarih nehri geri akmaz".Eller kommer världen än en gång att falla i ruiner?" .
17. ve 33. Alayların sipere akmasıyla Anzak birlikleri püskürtülmüştür.Польські солдати 33-ї, 71-ї та 18-ї піхотних армій були захоплені у полон.
İçme suyu her iki mahalleye de akmaktadır.Його воду використовують обидві країни.
Üç ya da daha fazla akma-kayma yüzeyi olabilir.Можуть нести один-два палубних вертольоти.
Vedat Akman (d.Ведат Акман (р.
Kenya'da trafik soldan akmaktadır.V Keni se jezdí vlevo.
Tuloma ve Kola nehirleri körfeze akmaktadır.Vlévají se do něj řeky Tuloma a Kola.
246</ref> Yetişkinlerde, burun akması birinci jenerasyon antihistaminler tarafından azaltılabilir.U dospělých mohou být symptomy rýmy zmírněny prostřednictvím antihistaminik první generace.
Kendiliğinden geri akması sağlanır.Potřebuje zpětnou vazbu na sebe samého.
Kolay ganimet imkanı bölgeye çok sayıda Viking savaşçısının akmasına yol açar.Zdravé stromy takto dokáží odolat náletu mnoha kůrovců.
246</ref> Yetişkinlerde, burun akması birinci jenerasyon antihistaminler tarafından azaltılabilir.La adulți, simptomele de rinoree pot fi reduse de către antihistaminicele de prima generație.
Günümüzde ise pek az akmaktadır.Dar și acum este un grup foarte strâns.
Üç ya da daha fazla akma-kayma yüzeyi olabilir.Se pot obține altele noi dacă sunt lansate trei sau mai multe rachete.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Tânărul își revine după o vreme și pornește din nou la drum.
Örneğin suyun akmazlığı 20 °C'de 1.0020 cP dir.A centipoise széles körű használatának az az oka, hogy a víz viszkozitása 20 °C hőmérsékleten 1,0020 cP.
Günümüzde ise pek az akmaktadır.Ma már sajnos kevesen viselik.
Kendiliğinden geri akması sağlanır.Saját testünkben fogunk feltámadni.
Su devamlı kendini yenilemekte, her zaman taze ve temiz akmaktadır.Egyszerre minden modern lett, friss és hallatlanul szellemes.
Çor Gölü'nün suları Çağlayan Deresi'ne akmaktadır.Vita van arról, hogy a Cali folyó vize mennyire szennyezett.
Yakılmasını da o sırada TRT Genel Müdürü olan Macit Akman üstlendi ve 'Ben yaktırdım' dedi.Schnell csoportvezető Korvin elvtárs nyakát szivarral égette, utána én következtem."
Köyün adı köyün içerisinde vadisi bulunan ama asla akmayan dereden gelmektedir.A faluhoz tartozott Homokpuszta, de valószínűleg sohasem volt lakott település.
Havuza 7 gözden su akmaktadır.Kylpylä numero 7:n aulaa.
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde trafik soldan akmaktadır.Etelä-Afrikassa on vasemmanpuoleinen liikenne.
Malavi genelinde karayolunda trafik soldan akmaktadır.Maltan maanteillä on vasemmanpuoleinen liikenne.