Kayadan akarsular fışkırtmış, Suları ırmak gibi akıtmıştı.He brought streams also out of the rock, and caused waters to run down like rivers.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Should your springs overflow in the streets, streams of water in the public squares?
Bilge kişinin ağzından çıkan sözler derin sular gibidir, Bilgelik pınarı da coşkun bir akarsu.The words of a man's mouth are like deep waters. The fountain of wisdom is like a flowing brook.
Akarsu kıyısındaki Güvercinler gibi gözleri; Sütle yıkanmış, Yuvasındaki mücevher sanki.His eyes are like doves beside the water brooks, washed with milk, mounted like jewels.
Akarsu kıyısında otlar arasında yükselen Kavaklar gibi boy atacaklar.›and they will spring up among the grass, as willows by the watercourses.
Gerdin yayını, Okların içtiğin antlardır. _iSela Yeryüzünü akarsularla yardın.You uncovered your bow. You called for your sworn arrows. Selah. You split the earth with rivers.
Geyik akarsuları nasıl özlerse, Canım da seni öyle özler, ey Tanrı! yazılır.As the hart panteth after the water brooks, so panteth my soul after thee, O God.
Nice bahçeler terkettiler ve nice akarsular.How many gardens and fountains did they leave behind,
Cennetlerde ve akarsuların kıyılarında.In the midst of gardens and of springs,
De ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akarsu getirebilir?"Say thou: bethink ye, were your water to be sunk away, who then could bring you water welling-up?
Akarsu iki ülke arasında sınır teşkil ediyor.It forms the border between the two countries.
Sınır ötesi akarsular Türkiye'nin su potansiyelinin yüzde 40'ını oluşturuyor.Transboundary rivers constitute 40 per cent of Turkey's water potential.
Pegtymel Nehri Uzak Doğu Sibirya'da bir akarsudur.The Pegtymel River is a stream in Far East Siberia.
Akarsularda en yaygın balık gölge balığıdır.In the streams the most common fish is the grayling.
Bölgenin çoğu Kuvaterner moren ve akarsu sedimentleri ile kaplıdır. [1]In most of the territory this is covered with recent (Quaternary) moraine and fluvial sediments.[1]
Bazen oyun alanı iki akarsuyun arasındaydı.Sometimes the playing field was between two water courses.
Akarsu Akışı Baskın Alüvyal FanlarStream-flow-dominated alluvial fans
Bu akarsu, nehrin aşınan kıyısı nedeniyle bir menderes oluşturduğunda bir akçaağaç gölü oluşur.An oxbow lake forms when a river creates a meander, due to the river's eroding bank.
(Bakınız: Okyanus yüzey dalgası, akarsu)(See: Ocean surface wave, Whitewater)
Rainbow Creek, Washington County, Ohio'da bir akarsu.[1]Rainbow Creek is a stream entirely within Washington County, Ohio.[1]
Arazi, Buz Devri'nin akarsu birikintileri ile düz ve bataktır.The terrain is flat and boggy, with fluvial deposits of the Ice Age.
Muhtemelen avını nehirlerin veya akarsuların yakınında yakalamıştır.It probably caught its prey near rivers or streams.
Yarımadanın doğusunda, Kaipara Limanı'nı besleyen çok sayıda küçük akarsu ve koy bulunmaktadır.To the peninsula's east lie numerous small streams and inlets which feed Kaipara Harbour.
Güney Karadağ'da akarsular Adriyatik Denizi'ne doğru akar.In southern Montenegro, streams flow toward the Adriatic Sea.
Bu sayılanlar, düşük pH ile birlikte akarsuların su ortamları üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir.These, combined with reduced pH, have a detrimental impact on the streams aquatic environments.
Akan küçük nehirler, akarsular ve arroyolarla doludur.The area is filled with small rivers, streams and arroyos, which almost always run north-south.
Bu işlem, yerel akarsuların sağladığı büyük miktarlarda su gerektiriyordu.This process required large quantities of water which the local streams provided.
Hidro-güç, nehirlerden ve akarsulardan kaynaklanan yüzey suyunun enerji üretimine zorlanmasıdır. [2]Hydropower is the forcing of surface water sourced from rivers and streams to produce energy.[4]
Akarsular sonuç olarak daha hızlı akar ve bu nedenle vadilerini daha hızlı keser.The streams consequently ran faster and thus cut their valleys more quickly.
Fırat'ın sağ yakasındaki kolları ise çoğunlukla vadis adı verilen küçük mevsimlik akarsulardır.The right-bank tributaries of the Euphrates are mostly small seasonal streams called wadis.
İki bölge, Wadi Kharrar adlı bir akarsu ile birbirine bağlanmaktadır.Die beiden Stätten werden durch das Wadi Kharrar miteinander verbunden.
Devamında Río Limache gibi birkaç daha küçük akarsu Aconcagua Nehri'ni besler.Im weiteren Verlauf speisen den Río Aconcagua noch einige kleinere Zuflüsse, wie der Río Limache.
Akarsu derine doğru güçlü aşındırma yapar.Sie führt beim Menschen zu einer starken Beeinträchtigung des Gehvermögens.
Belirtilen çaylar da rejimi düzensiz akarsulara dâhildir.Zufallskoinzidenzen (Randoms) Randoms gehören zu den unerwünschten Ereignissen.
2005 Ben bir dağ akarsu.2005 – Der Berg.
Bu sporda akarsular zorluk derecesine göre altı dereceye ayrılırlar.Die Darstellungen der Resultate weichen in dieser Disziplin ab Rang sechs erheblich voneinander ab.
Yana aşındırma akarsuyun vadi yamaçlarının yan kısımlarını aşındırmasıdır.Ihre Traufen bleiben aber deutlich unter denjenigen des Langhauses.
Trasimeno Gölü'nün beslendiği büyük çaplı bir akarsu yoktur.Das Holz der Trochodendraceae besitzt keine Tracheen.
Bu durumda komşu akarsulardan daha yavaş aşındırma yapanlara doğru yaklaşır.Von nun an will er den Menschen, die zu ihm gesendet werden, wirklich nahe kommen.
İlçede birçok derecik olmasına rağmen önemli bir akarsuyu yoktur.Er ist wie dieser stark im Willen, auch wenn es ihm an Scharfsinnigkeit fehlt.
Barış Akarsu Heykeli.Das Testament des Friedens.
Moğolistan'daki akarsular listesiListe der Städte in der Mongolei
Bununla birlikte yukarıda sözü edilen akarsuların kuruduğu hiç görülmemiştir.Dabei hatte er nie die Absicht, die zugesagten Artikel zu liefern.
Çulışman akarsuyu vadiyi oluşturur.Der Wille versetzt Berge.
Hiçbir akarsu çıkışı yoktur.Es scheint keinen Fluchtweg zu geben.
Rize ilindeki en uzun akarsudur.Zois gilt als der reichste Krainer seiner Zeit.
Adalarda akarsu ve göl yoktur.Weder am See noch in seiner Umgebung gibt es Siedlungen.
Bu akarsu şehrin içinden de geçmektedir.Dieses Testament nahm die Stadt an.
Rappahannock Nehri yaklaşık olarak 314 km uzunluğunda ABD 'de Virjinya eyaletinde bir akarsudur.La Rappahannock est un fleuve de Virginie aux États-Unis, long de 314 km.
Yirmibeşten fazla akarsu bu göle dökülür.Plus de vingt-cinq rivières se jettent dans le lac.
Dağ üzerinde akarsu bulunmaz.On ne l'utilisera pas pour la montagne.
Akarsuları: Delice ırmağı, Kanal.Isopurje – Maskotti: Kuttakosken kanava.
Böylece kapma yapan akarsu havzasını büyütür, kendisi güçlenir.Ayant vaincu ses propres démons, elle devint encore plus forte.
Köy, akarsu tarafından iki kısma ayrılmıştır.Le village lui-même est coupé en deux par un fossé.
Kasai'nin akarsu kolları arasında: Fimi, Kwango ve Sankuru nehirleri bulunur.Au nombre des affluents du Kasaï figurent les rivières Fimi, Kwilu, et Sankuru.
Öteki dünyada “Doymadım (Toybadım) Irmağı” adı verilen bir akarsu vardır.Il n'y avait même pas une tombe sur laquelle pleurer et prier pour les âmes de ceux dont je suis issu ».
Karasu Çayı (Van), Van Gölü'ne dökülen akarsu.La rivière Karasu Cayı se jette dans le lac de Van.
Göl, birçok karla kaplı dağlarla çevrilidir ve birçok küçük akarsu tarafından beslenmektedir.Il est entouré de montagnes enneigées et nourri par de nombreux petits ruisseaux.
Akarsu ve gölü yoktur.Il n'y a pas de ruisseaux et de lacs.
Artvin ilinin en büyük akarsuyudur.Daniel est son unique héritier.