Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.La vederea de cafea curge Gregor nu se putea opri sa se rupă fălcile în aer de câteva ori.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Melihat kopi mengalir Gregor tidak bisa menghentikan dirinya patah rahang di udara beberapa kali.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Na widok kawy płynie Gregor nie mógł powstrzymać się strzelając szczęki powietrze kilka razy.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Ob pogledu na tekoče kave Gregor ni mogel ustaviti sam snapping svoje čeljusti, zrak nekajkrat.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Pri pohľade na tečúcej kávy Gregor nemohol prestať lámať si jeho čeľuste vzduchu niekoľkokrát.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Při pohledu na tekoucí kávy Gregor nemohl přestat lámat si jeho čelisti vzduchu několikrát.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Ved synet af de flydende kaffe Gregor kunne ikke stoppe sig selv snapper sine kæber i luften et par gange.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.Vid åsynen av det strömmande kaffe Gregor kunde inte sluta sig knäppte med käkarna i luften några gånger.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.В очите на протичащия кафе Грегор не можеше да спре да се скъсат челюстите му в въздуха няколко пъти.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.При вигляді тече кави Грегор не міг зупинитися пріщелківая щелепами в повітря кілька разів.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.При виде течет кофе Грегор не мог остановиться прищелкивая челюстями в воздух несколько раз.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.למראה הקפה זורם גרגור לא הצליח לעצור בעצמו מצלם הלסתות שלו את האוויר כמה פעמים.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.على مرأى من القهوة يمكن أن تتدفق غريغور لا تتوقف نفسه إطباق فكي له في في الهواء عدة مرات.
Gregor akan kahve bakışta kendini onun çene yakalamaya tutamadı hava bir kaç kez.空気を数回。 その時点で彼の母親は、すべての繰り返し叫んだテーブルから急いで、とにまとめ
Güç kaynaklarımız var, her evdeki her odada. Akan kaynağımız var.Chúng ta có ổ cắm điện ở mỗi phòng mỗi toà nhà và nguồn cung nước
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.I pamiętaj, prąd to tylko ładunek przepływający w jednostce czasu albo prędkość przepływu ładunku.
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.전류는 시간마다 전선의 한 부분을 통과하는 전하의 수이거나 전하가 흐르는 속도라는 사실을 우리 모두가 알고 있을 것입니다
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.Zapamätajte si, že prúd je iba náboj za jednotku času, alebo rýchlosť toku náboja.
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.Zapamatujte si, že proud je jen náboj za jednotku času neboli rychlost toku náboje.
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.Запомнете, токът е заряда, който се носи за единица време или скоростта на движението на заряда.
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.І пам'ятайте, що струм це просто заряд, що проходить за одиницю часу, або ж швидкість руху заряду.
Hatırlayın: akım, birim zamanda akan yük miktarıydı ya da başka bir deyişle yük akışının hızıydı.וזיכרו, הזרם הוא רק מטען שזורם ביחידת זמן או מהירות זרימת המטען
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.El aire apestaba a descomposición y pólvora, y la arena estaba empapada con la sangre derramada.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.Ilma haisi mädälle ja ruudille. Hiekka oli veren värjäämää.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.Luften fyldtes med en lugt af forrådnelse og krudt. Sandet opslugte meget blod.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.Luften fylldes med lukt av förruttnelse och krut. Sanden dränktes av blod.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.O ar estava saturado de decadência e pólvora e a areia estava empapada com o sangue que era derramado.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.W powietrzu unosił się odór rozkładu i prochu, a piasek był przesiąknięty przelaną krwią.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.Ο αέρας μύριζε σαπίλα και μπαρούτι, και η γη ήταν μουσκεμένη στο αίμα που είχε χυθεί.
Havada çürüme ve barut kokusu vardı ve kumlar akan kanlarla ıslanmıştı.В воздухе витал запах гнили и пороха, а песок был пропитан пролитой кровью.
Hüzünlüyüm, hüzünlüyüm. Bu gözlerden akan yaşlar söylemiyor mu?Цяла в тъга, цяла в тъга, и тези сълзи, в тези очи - те нищо ли са?
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz.꾸란에서 말하는 천국에 굉장히 가깝습니다. 꾸란은 천국에 대해 "강이 흐르는 정원" 이라고 36번 정의하고 있죠.
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz.Koranens verkliga idé om paradiset, definierat 36 gånger som "trädgårdar bevattnade av flödande bäckar."
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz."сади, омиті ріками".
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz.לרעיון האמיתי של גן העדן לפי הקוראן, המוגדר 36 פעמים כ"גנים מושקים על ידי נחלים זורמים".
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz.من الفكرة القرآنية الواقعية عن الجنة، مُعرفة 36 مرة كحدائق تجري من تحتها الأنهار.
"içinden ırmaklar akan bahçeler" diye tarif edilen cennete oldukça benzeyen bir hayatı yaşıyoruz.コーランには36回 「流れる川に潤う庭園」とあります ユニオン湖上のボートハウスで暮らす
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všecken zástup hledal se ho dotknouti; nebo moc z něho vycházela, a uzdravovala všecky.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všetok zástup hľadal dotknúť sa ho, lebo vychádzala od neho moc a uzdravovala všetkých.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A wszystek lud szukał, jakoby się go dotknąć; albowiem moc wychodziła z niego, i uzdrawiała wszystkich.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài , vì từ Ngài có quyền phép ra , chữa lành hết mọi người .
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài, vì từ Ngài có quyền phép ra, chữa lành hết mọi người.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.És az egész sokaság igyekezik vala õt illetni: mert erõ származék belõle, és mindeneket meggyógyíta.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.E toda a multidão procurava tocar-lhe; porque saía dele poder que curava a todos.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Et toute la foule cherchait à le toucher, parce qu`une force sortait de lui et les guérissait tous.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Iedereen probeerde Hem aan te raken, omdat een geweldige kracht van Hem uitging. Hij maakte ze allemaal beter.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.In vsa množica je iskala, da bi se ga dotikali, ker moč je iz njega šla in ozdravljala vse.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Ja kaikki kansa tahtoi päästä koskettamaan häntä, koska hänestä lähti voima, joka paransi kaikki.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.온 무리가 예수를 만지려고 힘쓰니 이는 능력이 예수께로 나서 모든 사람을 낫게 함이러라
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Och allt folket sökte att få röra vid honom, ty kraft gick ut ifrån honom och botade alla.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Og alt folket søkte å få røre ved ham; for en kraft gikk ut fra ham og helbredet alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.og hele Skaren søgte at røre ved ham; thi en Kraft gik ud fra ham og helbredte alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Semua orang berusaha menjamah Yesus, karena ada kuasa yang keluar dari diri-Nya yang menyembuhkan mereka semua
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Şi tot norodul căuta să se atingă de El, pentrucă din El ieşea o putere, care -i vindeca pe toţi.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Tutta la folla cercava di toccarlo, perché da lui usciva una forza che sanava tutti
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Und alles Volk begehrte ihn anzurühren; denn es ging Kraft von ihm und er heilte sie alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.y toda la gente procuraba tocarle; porque salía poder de él, y sanaba a todos
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Και πας ο οχλος εζητει να εγγιζη αυτον, διοτι δυναμις εξηρχετο παρ' αυτου και ιατρευε παντας.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.И весь народ искал прикасаться к Нему, потому что от Него исходила сила и исцеляла всех.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.І ввесь народ шукав приторкнутись до Него: бо сила від Него виходила, й сцїляла всіх.