Ana içeriğe geç
Sözlük

akan ile cümle

akan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.и си им дал тая земя, за която си се клел на бащите им да я дадеш на тях, земя, гдето тече мляко и мед;
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.ותתן להם את הארץ הזאת אשר נשבעת לאבותם לתת להם ארץ זבת חלב ודבש׃
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.واعطيتهم هذه الارض التي حلفت لآبائهم ان تعطيهم اياها ارضا تفيض لبنا وعسلا.
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.將 這 地 賜 給 他 們 、 就 是 你 向 他 們 列 祖 起 誓 應 許 賜 給 他 們 流 奶 與 蜜 之 地
Atalarına vereceğine ant içtiğin bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi onlara verdin.將這 地 賜給 他 們 、 就是 你 向 他 們 列祖 起誓 應許 賜給 他 們流 奶與蜜 之地
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.a jeho nohy boly podobné mosadzi, jako rozžeravenej v peci, a jeho hlas bol ako hlas mnohých vôd.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.A nogi jego podobne mosiądzowi, jakoby w piecu rozpalone, a głos jego jako głos wielu wód.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.chơn như đồng sáng đã luyện trong lò lửa , và tiếng như tiếng nước_lớn .
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.chơn như đồng sáng đã luyện trong lò lửa, và tiếng như tiếng nước lớn.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.in noge njegove podobne svetlemu bronu, kakor v peči razbeljenemu, in glas njegov kakor glas mnogih voda;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.kaki-Nya berpijar seperti tembaga yang dibakar. Suara-Nya seperti deru air terjun yang besar
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.그의 발은 풀무에 단련한 빛난 주석 같고 그의 음성은 많은 물소리와 같으며
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.Nohy pak jeho podobné mosazi, jako v peci hořící; a hlas jeho jako hlas vod mnohých.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.og hans Fødder lignede skinnende Malm, når det gløder i Ovnen; og hans Røst var som mange Vandes Lyd;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.picioarele Lui erau ca arama aprinsă, şi arsă într-un cuptor; şi glasul Lui era ca vuietul unor ape mari.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.und seine Füße gleichwie Messing, das im Ofen glüht, und seine Stimme wie großes Wasserrauschen;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.Zijn voeten glansden als gesmolten brons en Hij had een stem als een donderende waterval.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.και οι ποδες αυτου ομοιοι με χαλκολιβανον, ως εν καμινω πεπυρωμενοι, και η φωνη αυτου ως φωνη υδατων πολλων,
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.а ноги Його подібні до мідї, наче в печі розпаленої; а голос Його, як шум многих вод;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.и ноги Его подобны халколивану, как раскаленные в печи, и голос Его, как шум вод многих.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ומרגלתיו כעין נחשת קלל כצרופות בכור וקולו כקול מים רבים׃
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ورجلاه شبه النحاس النقي كانهما محميّتان في أتون وصوته كصوت مياه كثيرة
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好 像 在 爐 中 煆 煉 光 明 的 銅 . 聲 音 如 同 眾 水 的 聲 音
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好像 在 爐中煆煉 光明 的 銅.聲音 如同 眾水 的 聲音
Biz çözücü hipotonik bir durum akan var hipertonik bir çözüm, ancak sadece çözünen hipotonik.용매가 저장액에서 고장액으로 이동하죠 하지만 저장액의 용질을 말하는거죠.
Biz çözücü hipotonik bir durum akan var hipertonik bir çözüm, ancak sadece çözünen hipotonik.Rozpuszczalnik z roztworu hipotonicznego przepływa do roztworu hipertonicznego.
Biz çözücü hipotonik bir durum akan var hipertonik bir çözüm, ancak sadece çözünen hipotonik.溶媒が溶けていくわけだ。でもそれは 溶質に関して、低張ってことだよ。 他の見方をして、水に関して考えてみると
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A doviedol nás na toto miesto a dal nám túto zem, zem, ktorá tečie mliekom a medom.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.A uvedl nás na toto místo, a dal nám zemi tuto oplývající mlékem a strdí.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng tôi vào nơi nầy, và ban xứ nầy cho, tức là xứ đượm sữa và mật.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.dẫn chúng_tôi vào nơi nầy , và ban xứ nầy cho , tức_là xứ đượm sữa và mật .
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e ci condusse in questo luogo e ci diede questo paese, dove scorre latte e miele
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.El ne -a adus în locul acesta, şi ne -a dat ţara aceasta, ţară în care curge lapte şi miere.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.e nos trouxe a este lugar, e nos deu esta terra, terra que mana leite e mel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.És behozott minket e helyre, és adta nékünk ezt a földet, a tejjel és mézzel folyó földet.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Hij heeft ons naar deze plaats gebracht en ons dit land gegeven, dat overvloeit van melk en honing.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Il nous a conduits dans ce lieu, et il nous a donné ce pays, pays où coulent le lait et le miel.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Ja hän toi meidät tähän paikkaan ja antoi meille tämän maan, maan, joka vuotaa maitoa ja mettä.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Kemudian Engkau membawa kami ke sini dan memberikan tanah yang kaya dan subur ini kepada kami
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.이곳으로 인도하사 이 땅 곧 젖과 꿀이 흐르는 땅을 주셨나이다
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Nos trajo a este lugar y nos dio esta tierra: una tierra que fluye leche y miel
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Och han lät oss komma hit och gav oss detta land, ett land som flyter av mjölk och honung.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.Og han førte oss til dette sted og gav oss dette land, et land som flyter med melk og honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.og han førte os til dette Sted og gav os dette Land, et Land, der, flyder med Mælk og Honning.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ter nas je privedel v ta kraj in nam dal to deželo, deželo, v kateri teče mleko in med.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.und brachte uns an diesen Ort und gab uns dies Land, darin Milch und Honig fließt.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.και εισηγαγεν ημας εις τον τοπον τουτον, και εδωκεν εις ημας την γην ταυτην, γην ρεουσαν γαλα και μελι
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и ни е въвел в това място, и ни е дал тая земя, земя гдето текат мляко и мед.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.и привел нас на место сие, и дал нам землю сию, землю, в которой течет молоко и мед;
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.ויבאנו אל המקום הזה ויתן לנו את הארץ הזאת ארץ זבת חלב ודבש׃
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.وادخلنا هذا المكان واعطانا هذه الارض ارضا تفيض لبنا وعسلا.
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將 我 們 領 進 這 地 方 、 把 這 流 奶 與 蜜 之 地 賜 給 我 們
Bizi buraya getirdi; bu toprakları, süt ve bal akan ülkeyi bize verdi.將我們領進這 地方 、 把 這流 奶與蜜 之 地 賜給 我 們
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.네가 우리를 젖과 꿀이 흐르는 땅에서 이끌어 내어 광야에서 죽이려 함이 어찌 작은 일이기에 오히려 스스로 우리 위에 왕이 되려 하느냐
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.המעט כי העליתנו מארץ זבת חלב ודבש להמיתנו במדבר כי תשתרר עלינו גם השתרר׃
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.أقليل انك اصعدتنا من ارض تفيض لبنا وعسلا لتميتنا في البرية حتى تترأس علينا ترؤسا.
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.你 將 我 們 從 流 奶 與 蜜 之 地 領 上 來 、 要 在 曠 野 殺 我 們 、 這 豈 為 小 事 、 你 還 要 自 立 為 王 轄 管 我 們 麼
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.你 將我們從 流奶 與蜜 之 地 領上來 、 要 在 曠野殺 我 們 、 這豈為 小事 、 你 還 要 自立為王 轄管 我 們麼
Biz kazanacağız çünkü gözlerimizden akan yaşlar aslında yüreklerimizden geliyor.Kita akan menang karena air mata yang turun dari mata kita sebenarnya berasal dari hati kita.
Biz kazanacağız çünkü gözlerimizden akan yaşlar aslında yüreklerimizden geliyor.우리는 이길 것입니다. 왜냐하면 우리가 흘리는 눈물은 우리의 심장에서 비롯되기 때문입니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod