Akan Gölü'nün üstü buz tuttu.Lake Akan is frozen over.
Londra'dan akan nehir Thames'tir.The river that flows through London is the Thames.
Londra'dan akan nehre Thames denir.The river which flows through London is called the Thames.
Yanmış parmağı akan suda soğut.Cool the burned finger in running water.
Paris'in içinden akan nehir, Seine'dir.The river which flows through Paris is the Seine.
Thames Londra'an akan nehirdir.The Thames is a river that flows through London.
Bir kız rüzgârda akan saçlarıyla koşarak geldi.A girl came running, with her hair streaming in the wind.
O, yanaklarından aşağıya doğru akan gözyaşlarıyla mektubu okudu.He read the letter with tears running down his cheeks.
Küvette akan suyu var.He has the water running in the bathtub.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.She looked at me with tears running down her cheeks.
Tom, akan suyu olmayan bir evde yaşıyor.Tom lives in a house without running water.
Ürdün Nehri Ölü Deniz'e akan tek nehirdir.The Jordan River is the only river flowing into the Dead Sea.
Tom'un evinin akan suyu yok.Tom's house doesn't have running water.
Akan su durgunlaşmaz.Flowing water does not stagnate.
Paristen akan nehre Seine denilmektedir.The river that flows through Paris is called the Seine.
Burada akan su yok.There's no running water here.
Paris'ten akan nehir Sen'dir.The river that flows through Paris is the Seine.
Özgürlük sevgisi, Amerikan damarlarımızda akan ortak bir kan.The love of liberty is a common blood that flows in our American veins.
Akan marimonun kayda değer büyüklüğünün Japonya'da doğal olarak bulunduğu tek yerdir.It is the only place where marimo of appreciable size form naturally in Japan.
28 Eylül - NASA Mars'ta akan su bulunduğunu açıkladı.September 28 – NASA announces that liquid water has been found on Mars.
Borularda akan gazların hareketi, tek başına küçük miktarda statik elektrik oluşturur.The flowing movement of gases in pipes alone creates little, if any, static electricity.
Efsaneye göre, hızla akan bir nehirle aynı derecede atıyla kaçmıştır.According to legend, as he fled on his horse, he approached a fast-running river.
Akciğerlerden akan kan azaldıkça kalbin sol tarafı daha az kan alır.As the blood flowing through the lungs decreases, the left side of the heart receives less blood.
Köyün ortasından akan dere köye güzel bir görünüm katmaktadır.From the cross on the hill one obtains a beautiful view of the village.
Ya da maçın gidişatına göre kanı akan güreşçi maçı kaybeder.At this point, he or she loses the game.
Park, Kawayu ve Akan olmak üzere iki genel bölüme ayrılmaktadır.The park can be divided into two general areas, Kawayu and Akan.
Babanın Evlatları adlı filmde, Tarık Akan ile oynamıştır.In the sequels, he plays Father Time.
Buradan başlayarak kuzeye doğru akan nehir, Sonthofen, Immenstadt ve Kempten kentlerinden geçer.From there it runs northwards, passing the towns of Sonthofen, Immenstadt, and Kempten.
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.And He will admit them to Gardens beneath which Rivers flow, to dwell therein (for ever).
Dünyada insanların %66 'sı araçlarını sağdan akan trafikte sürerler, %34'ü ise soldan akan trafikte.About 33% of the world by population drive on the left, and 67% keep right.
Kadri Yamaç, Hamdi Akan.Hesitantly, Vladimir does.
Duyurudan birkaç hafta önce Apple'dan akan bir müzik servisinin raporları dolaştı.Reports of a streaming music service from Apple circulated for weeks before the announcement.
Ülkede resmi dilin haricinde en çok konuşulan yerel dil Akan dilidir.This is the most common non-official language spoken in the neighbourhood.
Ülke genelinde Akan ön isimleri olarak adlandırılan isimler doğan çocuklara verilmektedir.In this convention, children are given a name at birth, by which name they will be known.
Çürümüş renkteki derisi, sivilce ve sürekli kokuşmuş kan akan varisli damarlarla kaplıdır.Her bruise-coloured skin, covered in pimples and varicose veins, constantly seeped with foul blood.
Mahallenin yaklaşık 5 km. altından Ters akan ırmağı geçer.It extends about 5 km along the right bank of the river.
Bunlar da Mars'ın yüzeyinde bir zamanlar hızlı akan suların olduğunu gösteren fotoğraflar.These images that show at one time, there was very fast flowing water on the surface of Mars.
Akan kaynağımız var.We have running water.
Ancak akan suyun miktarı her zamankinden çok daha fazla.But the volumes are much larger than ever.
Bu akan miktar hızla artmaktadır.These flows are increasing very rapidly.
Akan suların miktarı artmıştır.The flows have increased.
Ellerimizde akan kan,The blood veins in our hands
Akan su bir theremin ya da bir keman gibi davranıyor.Flowing water acts like a theremin or a violin.
Kendisi ve binlerce kadının bu akan kanlara bir son verdiğini gördü.She dreamt she and thousands of other women ended the bloodshed.
Dipteki milyara, emtiyaların satışından akan kaynaklar emsalsizdirler.So, the flow of resources from the commodity booms to the bottom billion are without precedent.
Mühendisler, bu akan akımın miktarını ivmelenme ile ilişkilendiriyorlar.Engineers correlate the amount of flowing current to acceleration.
O bekaret değil, doğurganlıktır, bolluktur, içinden ırmaklar akan bahçelerdir.It's not virginity; it's fecundity. It's plenty. It's gardens watered by running streams.
Eh, benim kırmızı kan hücreleri boyunca akan var.Well, I have my red blood cells flowing along.
Neredeyse yüzün üzerine akan bir boya ırmağı, ve bu ırmak yüzü tanımlıyor.It's almost like a river of paint as it flows across that face and begins to define it.
Biz kazanacağız çünkü gözlerimizden akan yaşlar aslında yüreklerimizden geliyor.We are going to win because the tears that come from our eyes actually come from our hearts.
Bu gözlerden akan yaşlar söylemiyor mu?Ain't these tears in these eyes tellin' you
Eğer bu gözlerden akan yaşlar ne anlama geliyor diye merak ediyorsanız,You're wondering what do these tears in these eyes tellin' you?
Edebiyat ise akan bir su gibi.Fiction is flowing water.
Veya, diyebiliriz ki, içeri akandan fazlası dışarı akmaktadır. -Or you could say that more is flowing out of any point than flowing in.
Bisikletliler hızlı akan trafikte kendilerini genellikle yolun sağına konumlandırırlar.BlCYCLlSTS TYPlCALLY POSlTION THEMSELVES JUST TO THE RlGHT OF FASTER MOVlNG TRAFFlC ON THE ROADWAY.
Devrede akan parçacık elektrondur.So it's a 16-volt battery. Let's say that this resistor is8 ohms.
Buradan akan kum bitene kadar.. Hala ayakları üzerinde duruyorsa 10"luk Gümüş para kazanır.Before the sand runs out, if you are still... on your feet, you get one tael of silver
Akan su ve yağmurun sesi.Water in the form of running water and also in the form of rainfall.
Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederinlike the bloodline of Kings A swiftly flowing stream of memory and sorrow
Uykuda bu kadar salyası akan bir kız hiç görmemiştim.I've never seen a girl who drools so much in her sleep.