ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Aktinyum 1899 yılında André-Louis Debierne tarafından keşfedilmiştir.Actinium was discovered by André-Louis Debierne in 1899.
Aktinyum 1051°C'de erir.Actinium melts at 1,051°C.
Aktinyum 3,198°C derecede buharlaşır.Actinium vaporizes at 3,198°C.
Kahvaltıdan önce gül, akşam yemeğinden önce ağlayacaksın.Laugh before breakfast, you'll cry before supper.
Mary akşam yemeğini yedide yer.Mary has dinner at seven.
Ben sık sık akrabalarımı ziyaret ederim.I often visit my relatives.
Köyümüzdeki hemen herkes birbiriyle akrabadır.Almost everyone in our village is related to one another.
Sana akraba olmak istemiyorum!I don't want to be related to you!
Zavallı adamın hiç akrabası yok.The poor man has no relatives.
O, akla uygun.It's conceivable.
Aklım karmakarışık.I am all mixed up.
Birçok kişi akupunkturun hastalıkları tedavi edebildiğine inanıyor.Many people believe that acupuncture can cure diseases.
Tom akıllıdır.Tom is bright.
Tom akraba değil.Tom is unrelated.
Biz akraba değiliz.We're unrelated.
Ben akıllıyım.I'm wise.
O sokak akıllı.He's street smart.
Bir akşam evde yalnız vakit geçirmeye can atıyorduk.We were looking forward to spending an evening at home alone.
Neden sen ve ben bu gece akşam yemeği yemiyoruz?Why don't you and I have dinner tonight?
Neden ikiniz de akşam yemeği için gelmiyorsunuz?Why don't you both come over for dinner?
Neden bu akşam yemek için bize katılmıyorsun?Why don't you join us for dinner tonight?
Neden sadece aklında ne olduğunu bana söylemiyorsun?Why don't you just tell me what's on your mind?
Onlar akrabaları ziyaret ediyorlar.They are visiting relatives.
Bu akşam onu akşam yemeğine götürüyorum.I am taking her out to dinner tonight.
Bu akşam onu bir yemeğe çıkarıyorum.I am taking her out to dinner this evening.
Tom bu gece Mary'yi akşam yemeğine götürmeyi planladığını söylüyor.Tom says he's planning to take Mary out to dinner tonight.
Tom bana bu gece Mary'yi akşam yemeğine götürmeyi planladığını söyledi.Tom told me that he's planning to take Mary out to dinner tonight.
Tom'un Mary'yi bu gece akşam yemeğine götürmeyi planladığını duydum.I heard that Tom is planning to take Mary out to dinner tonight.
Tom Mary'yi en son ne zaman akşam yemeğine çıkardı?When was the last time Tom took Mary out to dinner?
Tom ve Mary akşam yemeği için son kez çıktıklarında , Mary ödedi.The last time Tom and Mary went out for dinner, Mary paid.
Tom ve Mary akşam yemeği için birlikte dışarı çıktıklarında, genellikle hesabı bölüşürler.Usually when Tom and Mary go out for dinner together, they split the bill.
Bu akşamki haberleri izledin mi?Did you watch this evening's news?
Sen akıl almaz derecede yeteneklisin.You're incredibly talented.
Oldukça akıllısın.You're pretty smart.
Eğer akşam yemeği yediye kadar hazır olmazsa, bir restorana gidiyorum.If dinner isn't ready by seven, I'm going to a restaurant.
Pekala, akşam yemeği yediye kadar hazır olmazsa, bir restorana gideceğim.Well, if dinner isn't ready by seven, I'm going to a restaurant.
En sevdiğin aksiyon filmi nedir?What is your favorite action movie?
Akrabalarınız arasından herhangi biri kanser hastası mıydı?Was anybody among your relatives ill with cancer?
Bu aksak.This is lame.
Tom akıllıca seçti.Tom chose wisely.
Tom akrabadır.Tom is family.
Tom daha akıllı.Tom is smarter.
Tom aklı başında değil.Tom isn't sane.
Tom kara para aklıyor.Tom launders money.
Tom aklı karışmış görünüyor.Tom looks perplexed.
Tom akşam yemeğini servis yaptı.Tom served dinner.
Aksanımla alay etti.He made fun of my accent.
Onlar benim aksanımla dalga geçtiler.They made fun of my accent.
Tom akıllıydı.Tom was clever.
Oldukça akıllıyız.We're pretty smart.
Bir samurayın kanı, Taro'nun damarlarında akıyor.A samurai's blood runs in Taro's veins.
Tom, aklı başında mı?Is Tom sane?
Akşam yemeği saat altıda.Dinner's at six.
Akşam yemeği benden.Dinner's on me.
Akşam yemeğini getirdim.I brought dinner.
Akşam yemeği yaptım.I made dinner.
Akşam yemeğini kaçırdım.I missed supper.
Akşam yemeği yiyeceğim.I'll have dinner.
Akşam yemeğini hazırlıyorum.I'm fixing dinner.
Akşam yemeği yapıyorum.I'm making dinner.

İlgili Sayfalar