ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O akıllıdır.He has a good brain.
O akıllı bir çocuk.He is an intelligent boy.
O büyüdükçe akıllandı.He became wiser as he grew older.
O, yaşına göre oldukça aktiftir.He's quite active for his age.
O bir aktör.He is an actor.
O, bir aktör olmalıydı.He ought to have been an actor.
O akciğer kanserinden öldü.He died of lung cancer.
Akciğer kanseri için ameliyat edildi.He was operated on for lung cancer.
Onun akciğer kanseri var.He's got lung cancer.
O, akciğer kanseri olmaktan korkuyor.He is afraid of getting lung cancer.
Akşam yemeği partisinde ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife at the dinner party.
O, ona uzaktan akrabadır.He is distantly related to her.
Onunla tartışmayacak kadar akıllı.He knows better than to argue with her.
Onunla evlenmeyecek kadar akıllı.He knows better than to marry her.
O, onun uzak bir akrabasıdır.He is a distant relation of hers.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
O, babasından daha az akıllı değil.He is no less wise than his father.
O aksayarak yürüdü.He walked with a limp.
Yarın bu vakitte onunla akşam yemeği yiyor olacak.He will be having dinner with her at this time tomorrow.
Akşamleyin o genellikle evdedir.He is generally at home in the evening.
O, ünlü bir aktör oldu.He became a famous actor.
Akşam gazetesine göz attı.He looked through the evening paper.
Akşam yemeğinden sonra yatmaya gitti.He went to bed after supper.
Akşam yemeğinde bir şişe bira içer.He drinks a bottle of beer at dinner.
O büyük bir akşam yemeği yedi. O aç olmalı.He ate a huge supper. He must have been hungry.
O akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkma alışkanlığındaydı.He was in the habit of taking a walk after supper.
Akşam yemeğinden sonra bir dedektif hikayesi okuyarak kendini eğlendirdi.He amused himself by reading a detective story after supper.
Akşam yemeğinden sonra o sık sık dedektif hikayeleri okurdu.He would often read detective stories after supper.
Akşam yemeğinden sonra televizyon izler.He watches television after dinner.
Akşam yemeğinden sonra odasına çekildi.He retired to his own room after supper.
Akşam yemeğinden önce ev ödevini yaptırdı.He had his homework done before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ihmal etmez.He makes a point of studying before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ilke edinir.He makes a point of studying before supper.
O akşam yemeğinden önce çalışamaya özen gösterir.He makes a point of studying before supper.
Akşam eve geç geldi.He came home late in the evening.
Küvette akan suyu var.He has the water running in the bathtub.
O akıllı, daha da fazlası dürüst ve dakik.He is smart, and what is more, honest and punctual.
Akıllı bir çocuğa benzemiyordu.He didn't look like a clever boy.
O iyi bir akademisyendir ve daha iyi olanı, iyi bir öğretmen.He is a good scholar, and what is better, a good teacher.
Aklına iyi bir fikir geldi.He has hit upon a good idea.
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Onlar aktördür.They are actors.
Onlar altıda varırlar ve sonra hep birlikte akşam yemeği yeriz.They will arrive at six, and then we will all have dinner.
Onlar sabahtan akşama kadar çalışmaya devam etti.They carried on working from morning till night.
Oshin'e sabahtan akşama kadar iş yaptırdılar.They made Oshin work from morning till night.
Dü akşam yemekte bizi ağırladılar.They entertained us at dinner last night.
Bizi akşam yemeğinde ağırladılar.They entertained us at dinner.
Onlar akşam yemeği yiyorlar.They are having dinner.
Onlar yeni cumhurbaşkanı için bir akşam yemeği düzenlediler.They held a dinner for the new president.
Sabahtan akşama kadar çok çalıştılar.They worked hard from morning till night.
Sabahtan akşama kadar onu çalıştırdılar.They made him work from morning till night.
Akşam yemeğinde bir şişe kırmızı şarap içtiler.They drank a bottle of red wine at dinner.
Ondan şüphe etmek hiç aklıma gelmedi.It never occurred to me to doubt him.
Ondan uzak durmanız sizin akıllılığınız.It was wise of you to keep away from him.
Onun bir Amerikan vatandaşı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as a citizen of the USA.
Onun nereye gittiğine aklım ermez.It beats me where she's gone.
Onun göz yaşları onun aklını karıştırdı.Her tears perplexed him.
O, akşamı sıkıcı ve ilgi çekmeyen, kısaca, bir zaman kaybı buldu.She found the evening boring and uninteresting, in short, a waste of time.
Ona bakacak hiçbir arkadaşı ya da akrabası yok.She doesn't have any friends or relatives to take care of her.
Onun farklı bir İngilizce aksanı var.She has a distinct English accent.

İlgili Sayfalar