ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onu aklımdan çıkaramıyorum.I can't get her out of my mind.
Onun aklı bir aktris olma hayalleri ile doludur.Her mind is filled with dreams of becoming an actress.
Onun doğum günü partisi yarın akşam verilecek.Her birthday party will be given next evening.
Annesi akşam yemeğini pişirmekle meşguldü.Her mother was busy cooking the dinner.
Onun isteği bir aktris olmaktır.Her wish is to be an actress.
Onun gözlerinden sonsuz bir gözyaşı akışı düştü.An endless flow of tears fell from her eyes.
Onun akıllılığı sık sık beni şaşırtır.Her cleverness often amazes me.
Mary'den daha akıllı ama Mary kadar hoş değil.She's smarter than Mary, but she's not as pretty as Mary.
O, şu aktrise benziyor.She resembles that actress.
Onun aklına iyi bir fikir geldi.A good idea struck her.
O, hep akademik geçmişiyle övünür.She always prides herself on her academic background.
O misafirleri için akşam yemeği hazırlamakla çok meşguldü.She was very busy preparing dinner for her guests.
Kocasının aksine çok genç görünüyor.She looks very young as against her husband.
O aklına gelir gelmez onu yürürlüğe koydu.No sooner had the idea occurred to her than she put it into action.
O zaman akşam yemeğini pişiriyordu.She was cooking dinner at that time.
O, genç adamı aklından çıkarmaya çalıştı ama bu olanaksızdı.She tried to put the young man out of her mind, but it was impossible.
Ertesi yıl bir aktris oldu.She became an actress the following year.
İngilizceyi çok akıcı konuşur.She speaks English very fluently.
O şimdi akşam yemeği yiyor.She is having dinner now.
O çok akıllıdır.She is very wise.
O çok akıllı bir yalancıdır.She is a very clever liar.
O çok güzeldir, daha neyse çok akıllıcadır.She is very beautiful, and what is more, very wise.
O kendine yarım yamalak akşam yemeği pişirebildi.She was able to cook herself dinner, after a fashion.
Otobüsten metroya aktarma yaptı.She transferred from the bus to the subway.
O, Fransızcada akıcıydı.She was fluent in French.
O, Fransızcayı akıcı şekilde konuşabilir.She can speak French fluently.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.She looked at me with tears running down her cheeks.
İngilizceye ek olarak, akıcı bir şekilde Fransızca biliyor.In addition to English, she speaks French fluently.
İngilizce ve Fransızcada akıcıdır.She is fluent in English and French.
O hafif aksanla konuştu.She spoke in mild accents.
Onun aklında ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what's on her mind.
O İngilizceyi yabancı aksanıyla konuşur.She speaks English with a foreign accent.
O, akıcı bir İngilizce konuşucusudur.She is a fluent speaker of English.
Düşünülenin aksine o gelmedi.She didn't come after all.
O, aktiftir.She is active.
O şimdi akşam yemeği hazırlamakla meşgul.She is busy preparing supper now.
Aklındakini patronuna söyledi.She told her boss what she had in mind.
Bize lezzetli bir akşam yemeği pişirdi.She cooked us a delicious dinner.
O, hepimiz için güzel bir akşam yemeği yaptı.She made a beautiful dinner for all of us.
O bizi akşam yemeğine davet etti.She asked us to dinner.
O akşam yemeği için faturayı ödememde ısrar etti.She insisted on my paying the bill for the dinner.
O, paramla aklımı çeldi.She beguiled me of my money.
O, beni akşam yemeğine davet etti.She invited me to dinner.
O bizim için iyi bir akşam yemeği temin etti.She provided a good dinner for us.
O bir aktris olarak ünlüdür.She is famous as an actress.
O bir aktris oldu.She became an actress.
O bir aktrist olmayı amaçladı.She aimed to become an actress.
O, akşam yemeğini yedi.She ate her dinner.
Aklını şüphelerden temizlemek için çok çabaladı.She tried hard to clear her mind of doubts.
O sadece dürüst değil fakat aynı zamanda da akıllı.She is not only honest, but also wise.
Doğa ona hem sağlıklı bir akıl hem de sağlıklı bir vücut bahşetti.Nature endowed her with both a sound mind and a sound body.
O sadece akıllı değil aynı zamanda güzel.She is not only intelligent but beautiful.
Bütün parasını elbiselere harcamayacak kadar akıllıdır.She knows better than to spend all her money on clothes.
O, öğle ve akşam yemeği için günde üç dolar harcar.She spends three dollars a day for lunch and dinner.
O, sabahtan akşama kadar çalıştı.She worked from morning till night.
Onun aklı başındadır.She is a clear-headed.
O bir aktör ile birlikte resim çektirdi.She had a picture taken with an actor.
Ona karşılık vermeyecek kadar akıllıdır.She knows better than to answer back to him.
Ona inanmayacak kadar akıllıydı.She knew better than to believe him.
Kocasıyla aynı akıbeti paylaştı.She shared her husband's fate.

İlgili Sayfalar