Cuma akşamları Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenli konserler verir.A autarquia cede o Centro Cultural Atatürk regularmente a grupos cristãos para cerimónias mais concorridas.
Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana.Os sintomas variam de pessoa pra pessoa, ou até mesmo de um dia para outro.
Ancak, 7 Mart 2006'da (bu kez Salı akşamları 20.30'da) yeniden yayımlanmaya başladı.Um novo acordo para a televisão em 2006 reintroduziu um jogo de sexta-feira (a partir das 20h30).
Akşamları suya konmuş ve yumuşamış yarma (dan) bunun içerisine konur.Een bedkruik wordt voor het slapen gaan met heet (maar niet kokend) water gevuld en mee in bed genomen.
Bu çiçekler akşamları kapanır.De bloemen openen zich 's nachts.
Brecht’in metinlerini de okuduğu okuma akşamları da çok seviliyordu.De mening van Leopold zelf, die hij enkele maanden later opschreef, was net zo enthousiast.
Sezon, Amerika Birleşik Devletleri'nde çarşamba akşamları saat 21.00'de ABC kanalında yayınlandı.Była ona emitowana przez ABC w Stanach Zjednoczonych, w każdą środę o godz. 21:00.
Böylece ayı bahara kadar akşamları eve gelmiş, sabahları erkenden ormana dönmüş.Okazało się, że co noc uciekała do lasu by do świtu tańczyć.
Akşamları bütün sürü hep aynı ağaçların üzerine geri dönüp orada geceyi geçirir.Wracają tam sami wieczorem, odkrywają cały las takich drzew.
Bu çiçekler akşamları kapanır.Na noc kwiaty zamykają się.
Örneğin; “Akşamları ortaya çıkan en parlak yıldız, sabahları ortaya çıkan en parlak yıldızdır.”Cytat: „Właśnie wzeszła najjaśniejsza gwiazda, która zwiastuje światło Jutrzenki ”.
ABD'de pazartesiden cumaya akşamları yayımlanır.W Stanach Zjednoczonych emitowany w piątkowe wieczory.
Akşamları kiraladıkları ahırda buluşurlar.W nocy zbierają się na noclegowiskach.
Sabahları ve akşamları sulayarak çimlenmesini sağlar.Na żerowanie wychodzi o zmierzchu i nocą.
Akşamları ticaret eğitimi aldı.Wieczorowo uczyła się aktorstwa.
Bu nedenle yaz akşamları dahi soba yakılmaktadır.På kvällen tänds ett midsommarbål.
Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikâyeleri dinliyordu.Farmodern har själv i sin tur hört historien från sin farmor.
Piramid çatısının ışıkları akşamları 32 km mesafeden görülebilmektedir.Ljusstrålarna från fontänen kan ses ända upp till 32 kilometer bort.
Akşamları ticaret eğitimi aldı.På kvällarna gick han på navigationskurser.
Bu çiçekler akşamları kapanır.Їхні квітки завжди закриваються на ніч.
Sarri, sabahları banka giderken, akşamları antrenmanlara ve maçlara gidiyordu.Саррі працював у банку вранці, і тренував вдень і увечорі.
Piramid çatısının ışıkları akşamları 32 km mesafeden görülebilmektedir.Промені світла від фонтану можна побачити в радіусі 32 км.
Bölümler, Çarşamba akşamları saat 21.00'da (EST) gösterime girdi.Ці епізоди виходили в ефір по вівторках в 21:00.
Akşamları kiraladıkları ahırda buluşurlar.Двір в Новому селі вони взяли вночі.
Gençler akşamları taco satılan yerlerde buluşur.За деякими даними вони були продані місту Тараз.
Bazı kanallar sabahları sansürlermiş, akşamları ise dokunulmamış versiyonları yayınladılar.Сирецької: приносили картини вранці й забирали увечері.
Cuma akşamları Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenli konserler verir.Веде регулярні концерти в культурному центрі Ататюрка (АКМ).
Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.Kvůli tobě celou noc voko nezamhouřím.
Gençler akşamları taco satılan yerlerde buluşur.Na náměstích měst se prodávalo na Mikulášských trzích.
Bu koro da haftada iki kez, pazar ve salı akşamları dinlenebilir.Întâlnirile în lăcașuri au loc de două ori pe săptămână, în serile de marți și duminică.
Sabahları ve akşamları sulayarak çimlenmesini sağlar.El vânează în zori și la asfințit.
Gündüz cesedin altına gizlenip akşamları aktif olarak cesedin çürümesini hızlandırırlar.Aceștia se intoxicau cu băutură zi și noapte până când corpul decedatului urma să fie incinerat.
Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikâyeleri dinliyordu.Copil fiind, asculta poveștile bunicii sale, în serile când torcea lână.
Akşamları öylece mahallede yürür ve fikirlerimi paylaşacak birilerini arardım.Néha sétálgatok a szomszédok előtt éjszaka, remélve, hátha találok valakit, akivel beszélgethetek.
2001 Depo, kuyruk bölümü, sele ve arka ışıklandırma aksamları değiştirildi.2001 A tank, a motor hátsó része, ülés, és a hátsó lámpa áttervezve.
Sabah ve akşamları sis oluşumu görülebilir.Reggel vagy este szürkületkor lehet megfigyelni.
Akşamları kiraladıkları ahırda buluşurlar.Más nap találkoznak az istállóban.
Sarri, sabahları banka giderken, akşamları antrenmanlara ve maçlara gidiyordu.Sarri délelőtt szintén a bankban vállalt munkát, délután és esténként pedig képezte magát, edzőnek tanult.
Bu nedenle yaz akşamları dahi soba yakılmaktadır.Rajta éjjel-nappal olajlámpások égtek.
Sabahları ve akşamları sulayarak çimlenmesini sağlar.Enyhíti a hűvös estéket és a reggeleket.
Elvis ara sıra aile bütçesine katkı amacıyla akşamları çalışıyordu.Driss éjszaka a haverjaival lóg egy darabig.
Akşamları ticaret eğitimi aldı.Iltaisin hän opiskeli kauppatieteitä.
Akşamları öylece mahallede yürür ve fikirlerimi paylaşacak birilerini arardım.Olen joskus kävellyt yöllä lähistöllä, vain löytääkseni jonkun jolle puhua.
Ancak, 7 Mart 2006'da (bu kez Salı akşamları 20.30'da) yeniden yayımlanmaya başladı.Maaliskuun alusta 1993 lähtien päälähetys alkoi jälleen kello 20.30.
Akşamları ise genelde soğuktur.Yöt ovat tyypillisesti kylmiä kesälläkin.
Yaz akşamları serindir.Οι καλοκαιρινές νύχτες είναι ήπιες.
Akşamları öylece mahallede yürür ve fikirlerimi paylaşacak birilerini arardım.Μερικές φορές περπατάω στη γειτονιά μου τη νύχτα, απλά ελπίζοντας να βρώ κάποιον να μιλήσω μαζί του.
Gündüzleri, haftaiçi akşamları ve haftasonları tüm gün seferlerin arası daha açıktır.Έχει περισσότερο κόσμο τα Σαββατοκύριακα και στις διακοπές, αλλά τις καθημερινές είναι πιο ήσυχη.
Bu nedenle yaz akşamları dahi soba yakılmaktadır.Hver sommer arrangeres der Sankt Hans bål.
Kış akşamlarında “ tel helvası” çekilir (hazırlanır).I vintermånedene trafikkeres sambandet av «Helgøy».
Bu çiçekler akşamları kapanır.Những bông hoa được lưu giữ mát cho đến khi đêm xuống.
Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.Owl có thể tạo ra màn đêm tuyệt đối.
Onunla sadece akşamları karşılaşılabileceği yönündeki halk inanışı ise oldukça yaygındır.Tín ngưỡng dân gian hình thành từ nhiều đời vẫn rất phổ biến.
Akşamları kiraladıkları ahırda buluşurlar.夜の酒場と出会う。
Elvis ara sıra aile bütçesine katkı amacıyla akşamları çalışıyordu.フィリップは時々退屈しのぎに町に出かけていた。
Akşamları sürü halinde uçarken insanların gözüne girerler.彼は夜更けになると人々の目の中にこの砂を投げ込む。
Cuma akşamları 4 saat boyunca canlı yayın olarak çekildi.毎週金曜の午後に生放送で放送されていた。
Çarşamba-Perşembe akşamları 22:15'te ekranlara gelmektedir.放送曜日が木曜日から火曜22:55に移動。
Akşamları suya konmuş ve yumuşamış yarma (dan) bunun içerisine konur.《晉書·孝武帝傳》載:“帝溺於酒色,為長夜之飲。
On dört yaşına kadar düzenli olarak akşamları okuldan kaçarak tiyatroya katılıyordu.在不到14岁时,他就常常在晚上逃学去戏院看戏。