akşamı ile cümle

akşamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.Op de avond van mijn 14e verjaardag kreeg ik deze tafel en we aten Chinees.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.På kvällen då jag fyllde 14 år fick bordet, och vi åt kinamat.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.Vào tối sinh nhật thứ 14, Tôi nhận được cái bàn này và chúng tôi ăn đồ Trung Quốc.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.W wieczór moich 14 urodzin dostałem prezent i jedliśmy chińszczyznę.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.Εκείνο το απόγευμα, στα 14α γενέθλιά μου μου χάρισαν το σχεδιαστήριο και μετά φάγαμε κινέζικο.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.Ввечері на мої 14-ті уродини мені подарували цей стіл, і ми їли китайську їжу.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.Вечером, в день моего рождения, мне вручили стол, и мы поужинали китайской едой.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.בערב של יום הולדתי ה-14, קיבלתי את השולחן הזה, ואכלנו אוכל סיני.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.في مساء ميلادي الرابع عشر أعطيت هذه الطاولة، و أكلنا طعام صيني
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.この机をもらって 皆で中華料理を食べました フォーチュンクッキーの中の紙には こんな運勢が書いてありました
1957'nin bir Nisan akşamında,1957 년 4 월 밤에
1957'nin bir Nisan akşamında, Müslüman kardeşlerden biri, New York Şehri polisi tarafından dövülmüştü.Eh bien, était là tout au cours de l'esclavage.
1957'nin bir Nisan akşamında,في ليلة أبريل في 1957،
ABD'ye düşenlerden biri. Bir Cuma akşamı düştü.מעל ארה"ב
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr.A kora esti órákban Dr.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr.În timpul seara Dr.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyorduDans le temps en début de soirée le Dr Kemp était assis dans son étude dans le belvédère sur
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Alkuillasta aika tohtori Kemp istui opiskella Belvedere on kukkulalle Takiainen.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Dalam waktu sore Dr Kemp sedang duduk di ruang kerjanya di koridor pada bukit menghadap Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.I början av kvällen då Dr Kemp satt i sitt arbetsrum i Belvedere på kullen med utsikt över kardborre.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.In den frühen Abendstunden Dr. Kemp war in seinem Arbeitszimmer im Belvedere sitzt auf dem Hügel Klette.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.In de vroege avond tijd Dr Kemp zat in zijn studie in het Belvedere op de heuvel met uitzicht op Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Na początku czasu wieczorem dr Kemp siedział w swoim gabinecie w Belwederze wzgórzu łopianu.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.V podvečer čas Dr Kemp sedel vo svojej pracovni v Belvederu na kopec s výhľadom na lopúcha.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Στις αρχές του χρόνου το βράδυ ο Δρ Kemp καθόταν στο γραφείο του στο Belvedere στην στο λόφο με θέα Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.В началото на вечерно време д-р Кемп беше седнал в своето изследване в Белведере на хълм с изглед от репей.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.В раннее время вечером доктор Кемп сидел в своем кабинете в бельведер на холме лопуха.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.У ранній час ввечері доктор Кемп сидів у своєму кабінеті в бельведер на пагорбі лопуха.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyorduEn el momento en la tarde el doctor Kemp estaba sentado en su estudio en el mirador de
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyorduNel tempo prima serata il dottor Kemp era seduto nel suo studio nel belvedere sul
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu이른 저녁 시간에 박사 켐프에 The Belvedere는 자신의 연구에 앉아 있었는데
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyorduفي وقت مبكر مساء وكان الدكتور كيمب يجلس في دراسته في بلفيدير على
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyorduゴボウを見下ろす丘。
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr.V podvečer čas Dr.
Akşamın geç saatiFin de soirée
Akşamın geç saatiKéső este
Akşamın geç saati늦은 저녁
Akşamın geç saatiMyöhäinen ilta
Akşamın geç saatiNeskorý večer
Akşamın geç saatiNoite fora
Akşamın geç saatiPozdní večer
Akşamın geç saatiPozno zvečer
Akşamın geç saatiPóźny wieczór
Akşamın geç saati's Avonds laat
Akşamın geç saatiSeara tîrziu
Akşamın geç saatiSen aften
Akşamın geç saatiSen kväll
Akşamın geç saatiSera tardi
Akşamın geç saatiSpäter Abend
Akşamın geç saatiTarde-noche
Akşamın geç saatiΑργά το βράδυ
Akşamın geç saatiПізній вечір
Akşamın geç saatiПоздний вечер
Akşamın geç saatiשעות ערב מאוחרות
Akşamın geç saatiأخر المساء
Akşamın geç saati深夜
Akşamının yıldızları kararsın, Boş yere aydınlığı beklesin, Tan atışını görmesin.As estrelas da alva se lhe escureçam; espere ela em vão a luz, e não veja as pálpebras da manhã;
Akşamının yıldızları kararsın, Boş yere aydınlığı beklesin, Tan atışını görmesin.dens Morgenstjerner formørkes, den bie forgæves på Lys, den skue ej Morgenrødens Øjenlåg,
Akşamının yıldızları kararsın, Boş yere aydınlığı beklesin, Tan atışını görmesin."그 밤에 새벽별들이 어두웠었더라면, 그 밤이 광명을 바랄지라도 얻지 못하며 동틈을 보지 못하였었더라면 좋았을 것을,"
Akşamının yıldızları kararsın, Boş yere aydınlığı beklesin, Tan atışını görmesin.Laat de sterren van die nacht verdwijnen en laat hem verlangen naar het morgenlicht zonder het ooit te zien.

İlgili Sayfalar