Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc'un önü açıldığı ve onlar her tepeden akın etmeye başladıkları zaman,Until when the way is opened up for Gog and Magog and they press from every elevated place,
Güneşi ve ayı, emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider.And He has harnessed the sun and the moon so that each runs its appointed course.
Orada hurma ve üzüm bahçeleri yarattık; orada çeşmeler akıttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Güneş de kendi müstekarrı (istikrarı veya istikrar bulacağı yer) için akıp gider.While the sun keeps revolving in its orbit.
Akıllarını kullanmıyorlar mı?Do they not have sense (to see)?
Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir.He has subjugated the sun and moon, (so that) each runs its appointed course.
Denizde dağlar gibi akıp giden(gemi)ler O'nun ayetlerindendir.Ships sailing in the ocean like ensigns are a sign of His.
Kolayca akıp gidenlere,And those who move (on the water) gently,
Akılları mı bunu kendilerine emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?Does their reasoning prompt them to this, or they are a people rebellious?
Üstün akıl sahibi (melek).Lord of power and wisdom.
Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!So now taste My punishment and My commination!
Denizde koca dağlar gibi akıp giden kocaman gemiler de O'nundur.His are the high-sailed vessels in deep ocean like the mountains.
İkisinde de akıp giden iki kaynak var.With two springs of water flowing through them both. --
Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.Cups and decanters, beakers full of sparkling wine,
(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.Unheady, uninebriating;
Akıttığınız meniyi gördünüz mü?Just consider (the semen) that you emit,
Ey akıl sahipleri ibret alın.So take heed, O men of sight!
Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden(gemi)de taşıdık.When the water rose in flood, We bore you in the ark,
De ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sahip değilim."Say: "Neither is your loss within my power nor bringing you to guidance."
Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar.From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.
Akıp gidenlere, dönüp saklananlara,The planets withdrawing into themselves,
Sabahleyin akın edenlere,Then those charging in the morning
Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?You also read the Scriptures, why do you then not understand?
Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız.Thus God preserves life from death and shows you His signs that you may understand.
Hala akıllanmayacak mısınız?"Have you no sense indeed?"
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.They are deaf, dumb and blind, and they fail to understand.
Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır.In retribution there is life (and preservation).
Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının.O men of understanding, obey Me.
Sonra insanların (topluca) akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin.Then move with the crowd impetuously, and pray God to forgive you your sins.
İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz.So does God pronounce His decrees that you may understand.
Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.Yet none remembers this save men of wisdom.
Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"The Torah and the Gospel were sent down after him: Do you not understand?
Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.We have shown you the signs if you have sense.
Ancak inkar edenler, Allah'a karşı yalan düzüp-uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmezler.The unbelievers fabricate lies of God, for many of them are devoid of sense.
Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?Do you not comprehend?
İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz."These things has God enjoined on you. Haply you may understand.
Hala akıl erdirmeyecek misiniz?Can they not comprehend?
Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"Even then you do not understand."
O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.He puts doubt in (the minds of) those who do not think.
Akıl erdirmeyecek misiniz?Will you not, therefore, understand?
Gerçekten Biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.We have sent it down as a clear discourse that you may understand.
Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?Do you not understand?
Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.Verily in their accounts is a lesson for men of wisdom.
Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.They alone take warning who are wise,
Yine de akıllanmayacak mısınız?Do you not understand?
Siz yine de akıllanmayacak mısınız?"Will you not understand?"
Yecuc ve Mecuc (un sedleri) açıldığında, onlar her bir tepeden akın ederler;Until when the way is opened up for Gog and Magog and they press from every elevated place,
Yine de, akıllanmayacak mısınız?Will you not understand?
İşte bu örnekler; Biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.These are precepts of wisdom We offer to men, but only those who are rational understand.
Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir.While the sun keeps revolving in its orbit.
Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?Do they not have sense (to see)?
Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir.Neither dulling the senses nor intoxicating,
Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler."Only they think who are wise."
De ki: "Ya onlar, hiçbir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?"Say: "Even though they have no power in the least, nor do they understand?"
(Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.A guidance and reminder for men of wisdom.
Sonra kolaylıkla akıp gidenlere,And those who move (on the water) gently,
Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.Unheady, uninebriating;
Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?Was he not an emitted drop of semen,
Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.
Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık,We poured down rain abundantly,