Ana içeriğe geç
Sözlük

akı ile cümle

akı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Küçük şey küçük akılları memnun eder.Little thing please little minds.
Patronunun arkasından konuşulmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to talk back to your boss.
Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to call at midnight.
Çok sayıda insan çok sayıda akıl.So many men, so many minds.
Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.By other's faults wise men correct their own.
Birkaç yıl önce, Japonya'nın denizaşırı birlikler göndermesi akıl almazdı.A few years ago it would have been inconceivable for Japan to send troops overseas.
Anavatanının bayrağı onun gözlerine gözyaşlarını akıttı.The flag of his fatherland brought tears to his eyes.
Erken yatmak, erken kalkmak bir insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar.Early to bed, early to rise makes a man healthy, wealthy and wise.
Büyük bir girdap ve güçlü bir akıntı vardı.It has a big whirlpool and a strong current.
Önemli olan bunu akılda tutmak.What is important is to keep this in mind.
Hiçbir akıllı kişi içkiliyken araba sürmez.No intelligent person drinks and then drives.
Hiçbir akıllı kişi içki içip sonra araba sürmez.No intelligent person drinks and then drives.
Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
İyi bir kahvaltı yemek çok akıllıcadır.Eating a good breakfast is very wise.
Elektrik akımı manyetizma oluşturabilir.An electric current can generate magnetism.
Japon milleti için akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak zordur.It is difficult for Japanese people to speak English fluently.
Onun akıllı olduğundan eminim.I'm sure that he is clever.
Onu aramayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to call him.
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to believe him.
Onun önerisini geri çevirmen akıllıca değil.It's not wise of you to turn down his offer.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
Kötü gün için tedbir almak akıllıca.It is wise to provide against a rainy day.
Tanaka öğretim tarihinin akışına aykırıdır.Tanaka's teaching goes against the stream of history.
O,açık ara farkla sınıfın en akıllı öğrencisidir.He is by far the cleverest student in the class.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
O, sınıftaki herhangi bir diğer çocuk kadar akıllıdır.He is as smart as any other boy in the class.
O sınıfındaki herhangi biri kadar akıllıdır.He is as smart as any in his class.
O, sınıf arkadaşlarından herhangi biri kadar akıllıdır.He is as clever as any of his classmates.
Oraya yalnız gitmeyecek kadar akıllıdır.He knows better than to go there alone.
Böyle bir şey söylemeyecek kadar akıllıydı.He knew better than to say such a thing.
Böyle bir şeye inanmayacak kadar akıllıdır.He knows better than to believe such a thing.
Böyle bir iddiayı ortaya atmayacak kadar akıllı.He knows better than to make such a claim.
Ne kadar da akıcı İngilizce konuşuyor!How fluently he speaks English!
O, yakışıklı ve akıllıdır.He is handsome and clever.
O, Fransızcada akıcıdır.He is fluent in French.
O Bob'tan daha akıllı ve daha dikkatli.He is wiser and more careful than Bob.
O oldukça akıllı bir adamdır.He is quite a clever man.
O, İngilizceyi bir Amerikalı kadar akıcı bir şekilde konuşur.He speaks English as fluently as if he were an American.
O iyi görünümlü ve akıllıdır.He is good-looking and smart.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
O,ağabeyinden daha az akıllıdır.He is less clever than his elder brother.
Onun akıllı olması onun dürüst olduğu anlamına gelmez.Just because he's wise doesn't mean that he's honest.
O bilgeden daha akıllı.He is more clever than wise.
O, akıllı bir çocuğa benziyor.He looks like a clever boy.
O akıllıca davrandı.He has acted wisely.
O,şimdi daha yaşlı ve daha akıllıdır.He is older and wiser now.
O, kesinlikle akıllıdır.He certainly is smart.
Patronuyla döğüşmeyecek kadar akıllı.He knows better than to fight with his boss.
Teklifi kabul etmenin akıllıca olduğunu düşünüyordu.He deemed it wise to accept the offer.
O akıllı değil.He's not all there.
O Çincede akıcıdır.He is fluent in Chinese.
Akıntıya karşı yüzmeye çalıştı.He tried to swim against the tide.
O akıllıdır.He has a good brain.
O akıllı bir çocuk.He is an intelligent boy.
O büyüdükçe akıllandı.He became wiser as he grew older.
Onunla tartışmayacak kadar akıllı.He knows better than to argue with her.
Onunla evlenmeyecek kadar akıllı.He knows better than to marry her.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod