Ana içeriğe geç
Sözlük

akı ile cümle

akı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Jane sınıfındaki herhangi bir kız kadar akıllı.Jane is as clever as any girl in her class.
Bu yol üzerinde sürekli bir trafik akışı vardır.There is a constant flow of traffic on this road.
Nehir yüzmek için çok hızlı akıyor.The river flows too fast to swim in.
Bu nehir yüzmek için çok akıntılı.This river flows too fast to swim in.
Bu nehrin akıntısı hızlıdır.The current of this river is rapid.
Bu hızlı akıntıda yüzmek tehlikeli olmalı.It must be dangerous to swim in this rapid stream.
Ken sınavı geçerek yüzünün akıyla çıktı.Ken saved his face by passing the examination.
Kate bizim sınıfta herhangi bir diğer öğrenciden daha akıllı.Kate is smarter than any other student in our class.
Kate bizim sınıftaki herhangi bir diğer öğrenciden daha akıllı.Kate is smarter than any other student in our class is.
Sınıfımızdaki hiçbir öğrenci, Kate'den daha akıllı değildir.No student in our class is smarter than Kate.
Caroline tüm parasını kıyafetlere harcamayacak kadar akıllıdır.Caroline knows better than to spend all her money on clothes.
O satıcı oldukça akıllı görünüyor.That salesman looks pretty smart.
Sen akıllısın.You are sharp.
Ne kadar da akıllı bir öğrencisin sen!What a clever student you are!
Böyle bir şey yapmayacak kadar akıllı olmalısın.You ought to know better than to do such a thing.
Akıllı olduğunu biliyorum.I know you are clever.
Öneriyi kabul etmen akıllıcaydı.It was wise of you to accept his offer.
Bir yıl içinde hepinizi akıcı İngilizce konuşturacağım.I'll have you all speaking fluent English within a year.
On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır.He is very clever for a boy of ten.
Pencere açmaktan kaçının; Sırtımda hava akımlarını hissetmek için büyük arzusu yok.Avoid opening the window; I have no great desire to feel air currents on my back.
Sessiz kalmak için akıllı olabilirsin.You might be wise to remain silent.
Sen akıcı İngilizce konuşuyorsun.You speak fluent English.
Şimdi olayların akışı değişti.Now the shoe is on the other foot.
Köpek akıllı bir hayvandır.A dog is a clever animal.
Akıllı bir adam böyle bir şey yapmazdı.A wise man would not do such a thing.
Akıllı bir adam böyle bir şey söylemezdi.A wise man would not say such a thing.
Akıllı bir kişi hatalarından faydalanır.A wise person profits by his mistakes.
Akıllı alışveriş dikkatli bir planlama gerektirir.Smart shopping requires careful planning.
Akıllı bir adam hatalarından yararlanır.A wise man profits from his mistakes.
Büyük akıllar benzer düşünürler.Great minds think alike.
Akıllı bir iş adamı, masrafları nasıl azaltacağını bilir.A wise businessman knows how to clamp down on costs.
Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.A wise man would not act in that way.
O akıllıca yatırım yaparak, bir servet biriktirmiş.By investing wisely, she accumulated a fortune.
Ondan tavsiye alacak kadar akıllıydı.He was wise enough to take her advice.
Trafik akışında bir kesinti yoktu.There was no gap in the stream of traffic.
Boğazım ağrıyor ve burnum akıyor.I have a sore throat and runny nose.
Gitmemekle akıllılık ettiniz.It was wise of you not to go.
İngilizce akıcılık bugün çok pazarlanabilir bir yetenektir.Fluency in English is a very marketable skill today.
Bay Sano büyük bir akıcılık ile Fransızca konuşuyor.Mr Sano speaks French with great fluency.
Benim sol kulağımda bir akıntı var.I have a discharge from my left ear.
Pazar yabancı malların akınına uğradı.The market was flooded with foreign goods.
Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single!
Güçlü akıntıya karşı kürek çekemedik.We couldn't row against the strong current.
Akıntıya karşı kürek çekiyorduk.We were rowing against the current.
Erkek arkadaşım akıllı, yakışıklı, ve cana yakındır.My boyfriend is smart, handsome, and friendly too.
Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.Having been brought up in America, my father speaks English fluently.
Tartışmayacak kadar akıllıyım.I know better than to quarrel.
Sorunu akılda tutacağım.I'll keep the matter in mind.
Böyle bir söylentiye inanmayacak kadar akıllıyım.I know better than to be believe such a rumor.
Naomi kadar akıcı bir şekilde İngilizce konuşamam.I can't speak English as fluently as Naomi.
Ona inanacak kadar akılsızdım.I was foolish enough to believe him.
Erkek kardeşimle tartışmayacak kadar akıllıyım.I know better than to quarrel with my brother.
Onun İngilizceyi akıcı konuştuğunu duydum.I heard her speak English fluently.
Sınavlarda aptal, akıllının cevap veremediği soru sorar.In examinations the foolish ask questions that the wise cannot answer.
Kolay bir meseleyi zor gösteren kişi çok akıllı görünmüyor.A person who makes an easy matter sound difficult does not seem to be so smart.
Zaman su gibi akıp gidiyor.Time flies.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zamanımızı akıllıca kullanalım.Let's make use of our time wisely.
Genç insanlar güney Kaliforniya'ya akın etti.Young people flocked to southern California.
Yanaklarından sıcak terler akıyordu.Hot tears ran down her cheeks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod