Ana içeriğe geç
Sözlük

akış ile cümle

akış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
16 Aralık 2004: Trafik akışının başlaması.12. november 2012 – Kommerciel drift påbegyndes.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.Jean-Victor Poncelet designede en indvendig-flow turbine omkring 1820 som brugte de samme principper.
Gen akışının önündeki engeller, her zaman fiziksel olmayabilir.Hindringer for genflow behøver ikke altid være fysiske.
Ayrica akiskanlar icin geri beslemeli kontrolü de tanimlamislardir.Selvkontrollen lader dog noget tilbage at ønske.
Yönetiminin genel akışı oldukça barışçıl geçti.Hans regeringstid var forholdsvis fredelig.
Gen akışı, genlerin ya da alellerin bir türden diğerine transferidir.Genflow er overførsel af allel eller gener fra en population til en anden.
Farklı popülasyonlar arasındaki gen akışı oranını etkileyen bir dizi faktörler vardır.Der er en række faktorer, der påvirker hastigheden af genflow mellem forskellige populationer.
Sabit akımları genellikle aksi benzer kararsız akışları daha uysal bulunmaktadır.Disse metoder er ofte hurtigere end at få ægte tilfældighed fra systemet.
Zamanın akışından sorumludur.Tænk på den tids transportmuligheder!
Eğer zorluklar çok fazlaysa birey yeni beceriler edinerek akış durumuna geri dönebilir” demiştir."Så meget som de glæder sig, kan de sagtens genskabe den gamle nerve".
Artan yakıt kütle akış oranı, ayrıca oksitleyici akış oranı artırılarak karşılanabilir.Større brændstofkapacitet og højere startvægt.
Ani ve ağır akışlara veya 80 ml'den büyük miktardaki akışlara menoraji denir.Pludselig voldsom blødning eller mere end 80 ml betegnes menorrhagi.
Bernoulli ve Euler beraber çalışarak sıvıların akışı hakkında daha çok keşifte bulunmaya çalıştılar.Sammen med Bernoulli og Euler prøvde han å finne mer ut om strømmen av væsker.
Bu tür akışkanların örnekleri plazmalar, sıvı metalleri, ve tuzlu su içerir.Eksempler av slike væsker inkluderer plasma, flytende metaller og salter løst i vann.
Bunların yanında canlı haberler de yayın akışı içerisinde "breaking news" olarak yayınlanmaktadır.Det har vært tvil rundt ektheten av «Breaking News».
Bunun ardından yayın akışı geliştirildi ve 1991 yılında çağdaş bir yayın tesisi yapıldı.Det ble gjort utvidelser av sendeskjemaet og kanalen fikk en moderne struktur i 1991.
Akış video oyunu oynamanın temel sebeplerinden biridir.Det er en fortsettelse av videospillet Just Cause.
Poyting vektörü bir elektromanyetik alanın enerji akısını tanımlar.Poyntings vektor angir fluks av energi i et elektromagnetisk felt.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).De mangler helt sugesnabel, men har derimot små, men funksjonelle mandibler (overkjever).
Bu mekanizmalar, doğal seçilim, genetik sürüklenme, mutasyon ve gen akışıdır.Dette på grunn av evolusjon, naturlig utvalg, mutasjoner eller genetisk drift.
Asit lavlar akışkan olmadıklarından çevreye yayılamazlar; tersine, kubbemsi yığın olarak katılaşıp kalırlar.La dem heller ikke trampe med føttene, slik at det kan erkjennes hva de skjuler av pynt.
Ayrıca grubun müzik akış servislerine karşı sert duruşu sebebiyle hiçbir şarkıları Spotify'da bulunmamaktadır.Alle tilgjengelige sanger på Spotify er imidlertid ikke tilgjengelig for kjøp.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.I 1820 utvikler Jean-Victor Poncelet en turbin for innoverstrøm.
İkinci hikâye akışı ise oyunun ana hikâyesinden üç hafta öncesinde geçer.Spillet tar finner sted tre år etter spillets originale historie.
Kanadın kambur olan üst kısmında akışkanın katetmesi gereken yol, alt kısmından daha fazladır.I biler er det viktigere å dempe bevegelse av bilen oppover enn nedover.
Gölün dışarıya akışı yoktur, bu nedenle suları tuzludur.Innsjøen har ikke avløp, og vannet er litt salt.
Kısmi de riyolit kayalar kolayca tanınabilir akış dokular gösterir.Vingene har et lett gjenkjennelig ribbenett.
Sonra kadın kendini suyun akışına bırakır, gider.Like etterpå ombestemmer hun seg og kaster seg ut i vannet og løper tilbake til han.
Bu, günde 24 saat yayın yapan ve aynı zamanda internet akışı üzerinden dünya çapında yayınlar.Det sendes 24 timer i døgnet, men ikke over alle satellittene.
Akış ses tanıma.Rør forsiktig.
Katı maddedeki elektrik akışı tipik olarak çok yavaştır.Bevegelsesforstyrrelsen til L.M er relativt selektiv.
Höyüğün bulunduğu tepenin kuzeybatı noktasında güçlü akışlı bir pınar bulunmaktadır.I den store botnen nordøst for toppen ligger en helårlig bre.
Fakat güneş nötrino akışı teorik olarak beklenen değerin bir kısmıydı.Tapi fluks solar neutrino adalah sebagian kecil dari nilai teoretis yang diharapkan.
Kendi veri akışının iletimi RTSP protokolünün görevi değildir.Transmisi aliran data tersebut bukan merupakan tugas protokol RTSP.
Spirometri hava akış sınırlamasını belirlemeye yardımcı olabilir.Spirometri bisa membantu menentukan keparahan pembatasan aliran udara.
Güncel haber akışlarının tümü ücretsizdir ve yalnızca uygulama içinden abone olabilir.Semua umpan berita topikal bebas dan dapat berlangganan hanya dari dalam aplikasi.
Zamanın akışından sorumludur.Seiring dengan berjalannya waktu.
Hikâye akışı üç bölüm olarak yayımlanmıştır.Laporan komisi ini dipublikasikan dalam tiga bagian.
Farklı popülasyonlar arasındaki gen akışı oranını etkileyen bir dizi faktörler vardır.Terdapat sejumlah faktor-faktor yang memengaruhi aliran gen antara populasi-populasi yang berbeda.
Çocuk, içeceği eriterek sıcak su akışı altına sokmak istedi.Ia ingin bayinya selalu meminum susu yang masih hangat.
Hızlı enformasyon akışı.Mempercepat pencarian informasi.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.Namun, kekuatan politik yang sesungguhnya berada di tangan Josip Broz Tito dari Partisan.
Akış: Süreçteki verilerin veya malzemelerin hareketi.Bagaimana; untuk menanyakan cara atau proses pengerjaan sesuatu.
Beyindeki enflamasyon da beyin-omurilik sıvısının normal akışını engelleyebilir (Hidrosefali).Terjadinya ini pada jaringan otak juga dapat menyumbat aliran normal LCS di otak (hidrosefalus).
Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler.Senyawa molekuler dapat juga berupa cairan atau gas.
Realnetworks'daki RTSP sunucusu ,örnek olarak , ayrıca RDT veri akışını taşıma özelliğinide bulunmaktadır.Misalnya, server RTSP dari RealNetworks menyediakan protokol miliknya yaitu Real Data Transport.
Mars’ın geçmişindeki sıvı su akışları Mars’ın yaşanabilirlik potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır.Bekas aliran air pada masa lalu menunjukkan potensi keterhunian Mars.
Serisi Kuzey Amerika'da Sentai Filmworks tarafından lisanslandı ve Anime Network üzerinden akış yapıldı.Sentai Filmworks telah melisensikan anime di Amerika Utara dan sedang streaming di Hulu dan Anime Network.
Aerodinamik, türbülans akışında kaotik, stokastik özellik değişiklikleri ile karakterizedir.Dalam aerodinamika, turbulensi ditandai dengan kacau, perubahan properti stokastik dalam aliran.
Son olarak, aerodinamik sorunlar da akış çevre tarafından sınıflandırılabilir.Persoalan-persoalan aerodinamik dapat dikelompokkan menurut lingkungan alirannya.
Eğer akışkan havaysa, kuvvet daha küçük olacaktır.Jika kecepatan naik, torsinya kecil.
Dallanma bir bilgisayar programında denetim akışının değiştiği noktadır.Proses perubahan kontrol dalam Rencana Pengelolaan Informasi.
Proteinlerin bu bölümler boyunca yarı-durağan akışı vardır.Terdapat aliran protein semi-konstan melalui kompartemen-kompartemen tersebut.
Akış ses tanıma.Rawatlah suara.
Akışta viskozite etkisi üçüncü bir sınıflandırma belirler.Pengaruh viskositas dalam aliran memberikan klasifikasi ketiga.
Teknolojiyi kullanma kabiliyeti olanlar bilgi akışını da seçme gücüne sahipler.Masyarakat juga mengendalikan teknologi melalui pilihan-pilihan yang ada.
Sonuç, katılımcıların veri güvenliği konusundaki belirsizliğinin marjinal olduğu sağlam bir iş akışıdır.Hasilnya adalah alir kerja yang kuat di mana ketidakpastian perihal keamanan data adalah marjinal.
16 Aralık 2004: Trafik akışının başlaması.Desember 1993: Pembangunan dimulai.
Nehrin üzerinde barajlar (Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları) yapılmış, suyun doğal akışı bozulmuştur.Kepercayaan aliran hulu dan hilir sungai ibarat rejeki.
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.Năm 1826, Benoit Fourneyron đã phát triển một tua-bin nước dòng chảy hiệu quả cao (80%).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
akış ile cümle - Sayfa 18 - akış kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App