Ana içeriğe geç
Sözlük

akış ile cümle

akış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Bernoulli törvénye értelmében a sebesség növekedésével a nyomás csökken.
Principia ayrıca akışkan dinamiğiyle ilgili teorileri de içeriyordu.A mű ezen kívül néhány elméletet tartalmazott a folyadékok dinamikájáról is.
16 Aralık 2004: Trafik akışının başlaması.2004. december 16.: a híd hivatalos átadása a forgalomnak.
Akış ses tanıma.Találd meg a visszhangot!
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.Jean-Victor Poncelet kívülről befelé áramló turbinát tervezett 1820. körül, amely ugyanezt az elvet követte.
Genellikle otoyollar veya demiryolu akışını düzene sokmak için inşa edilir.Gyakran tervezik őket autópályák vagy főutak közelébe.
220° dereceye doğru kararır ve akışkanlığını yitirir.A csövet 120 fokkal balra elfordítjuk, majd kihúzzuk.
Bu da çok düşük bir veri akış hızı sağlar.Egyik hátránya viszont az alacsony effektív átviteli sebesség.
Akış: Süreçteki verilerin veya malzemelerin hareketi.Tiltott anyagok vagy módszerek birtoklása.
Işık akısı GözFénynyom. arczk.
Birçok akışkanda, yükseklikteki değişimler önemlidir ve göz ardı edilebilir.A kommunikációs rendszerekben a változók száma sokszor olyan nagy, hogy kezelhetetlenné válnak.
Yönetiminin genel akışı oldukça barışçıl geçti.Az új típus futása nagyon nyugodt volt.
Köydeki avcılık kültürü yıllardır deden toruna bir akış halinde sağlanmıştır.Sokáig a falubeli kastélyában őrizte madárgyűjteményét.
Sürü davranışı trafik dalgası gibi durumlarda trafik akış dinamiğinde de görülür.Összességében hasonló tendenciát kapunk, mint a lakott területen történő közlekedés esetén.
Ayrıca Simlerin modları da oyun akışını değiştirebilir.Ritmus játék módban megváltoztathatjuk a skineket is.
Örneğin: birim bölgeye düşen ışık akısı.A megvilágítás az adott területre eső fényáram mértékegysége.
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.A hajósok kimosott és kötélen száradó ruhái teszik még mozgalmassá a kompozíciót.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.De e lépés már túl későn jött, és a szövetségesek inkább Josip Broz Tito marsall partizánjait támogatták.
Ancak, olayların akışı artık durdurulamaz haldeydi.Az események folyását azonban már nem lehetett megállítani.
Üretim süresi boyunca iş akışını dengelemek.Hän valvoo tuotantoa koko tuotantoprosessin ajan.
Proxima Centauri b, ana yıldızından Dünya'ın Güneş'ten aldığı Güneş akısının %65'ini alır.Proxima b vastaanottaa emotähdestään noin 65 % siitä määrästä säteilyä, jonka Maa saa Auringosta.
Ancak makroskopik düzeyde genellikle bu durum böyle değildir : zamanın açık bir yönü (veya akış) yoktur.Makroskooppisella tasolla näin ei näytä olevan: on olemassa ilmiselvä ajan suunta (tai virta).
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.Geenivirta voi hidastaa tätä prosessia levittämällä uusia geneettisiä variaatioita muihin popuulaatioihin.
Yıldızların ürettikleri ışık akısı renklerine bağlıdır.Tähtien spektripoikkeavuudet riippuvat väristä.
Bu nedenle, gen akışı, bir popülasyon veya tür için yeni bir varyasyon kaynağı teşkil edebilir.Se voi siksi olla uusi lähde populaation tai lajin sisäiselle variaatiolle.
Yönetiminin genel akışı oldukça barışçıl geçti.Loput hänen hallituskaudestaan oli verrattaen rauhallista.
Herhangi bir yayın akışı bulunmamaktadır.Yksikään seuranta-asemista ei vastaanota lähetystä.
Çok az akışa (10 ml'den az) hipomenore denir.Se on tehokkain tapa löytää pienet (alle 10 miljoonaa) alkuluvut.
Yine cephane akışı da tam olarak sağlanmıştı.Myös aseen tähtäin suunniteltiin uudestaan.
Bu kuraldan, eğer bir akışkanın hızı artarsa basıncı azalır sonucu çıkmaktadır.Lain mukaan virtauksessa nopeuden kasvaessa paine alenee.
Isı, bir akışkandan diğerine transfer olur.Hänen kauttaan siirrytään kohtauksesta toiseen.
Ana madde: Soğutucu Akışkanlar Soğutma makinelerinde önceleri amonyak ve karbondioksit kullanılmıştır.Kylmäaineina on käytetty aluksi luonnollisia aineita, kuten ammoniakkia ja hiilidioksidia.
Amacı akışkanın sıkışmış bölümlerini araştırmaktı.Hän yritti arvioida hiukkasvirtojen liikkuville kappaleille aiheuttavan vastuksen.
Bu, İldeniz'in hayatının akışını değiştirdi.Näin hän vaihtoi oman henkensä Faridin henkeen.
Kanalda belli bir yayın akışı bulunmamaktadır.Kanavassa ei ole muita sulkuja.
Pencere (Window): Akış denetimi için kullanılır.Kuutti, Verna: Kuolema käyttää takaovea (s.
Katılar ve akışkanlar arasındaki fark, bazen çok açık değildir.Joskus erisnimen ja yleisnimen välinen raja ei ole selvä.
Diğer dalga boylarında ise 1 W'lık kaynak daha düşük ışık akısı üretir.Aina 19 volttia korkeammalla jännitteellä syntyy yksi tällainen valaiseva kohta lisää.
Zihin bilinç akışı olarak tanımlanabilir.Ne voidaan visualisoida mentaalikarttoina.
Sarıyer Barajı'ndan sonra akışı batıya döner.Virmajärven jälkeen raja kääntyy etelälounaaseen.
Nemrut Gölü'nün görünür bir dışa akışı yoktur.Onkin todennäköistä, ettei järveen kohdistu ulkoisia ravinnekuormituksia.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.Geenivirran läsnäololla tai puuttumisella on merkittävä vaikutus evoluution kulkuun.
Buz akışlarının yavaş hareket eden buzlardan sınırlandırmış.Suuret jäätiköt sulavat hitaasti.
Zaman türevi sözde hidrodinamik türevdir, diğer bir deyişle akışkanla hareket ederken hızın artışıdır.Näin käy esimerkiksi ihmisen hyperventiloidessa eli hengittäessä liian nopeassa tahdissa.
Aerodinamikçiler hipersonik akış kesin tanımına katılmıyorlar.Näin lukijat eivät kohtaa 'puolivalmista' sisältöä.
Akışkanlar mekaniğinde en önemli gelişmeyi Leonardo da Vinci (1452-1519) yapmıştır.Vinci tunnetaan renessanssinero Leonardo da Vincin (1452–1519) syntymäpaikkana.
Göl kapalı havzadır, dışarıya akışı yoktur.Järvi on autio eikä sinne tule tietä.
Nil'in akış yönünün tersine seyahat etmiştir ve çok sayıda anıtı ve yazıtı ayrıntılı olarak incelemiştir.Ταξίδεψε προς τις πηγές του Νείλου και μελέτησε έναν μεγάλο αριθμό μνημείων και επιγραφών.
Bilinç akışı (anlatım yöntemi)Tractatus de intellectibus (Πραγματεία περί της διανοίας).
Fotoğraf akışı.Φωτογραφικό τρικ.
Bu, üretim iş akışını düzleştirir ve yükü azaltır.Αυτό μειώνει την δραστηριότητα που χρειάζονται για να τραφούν και ως αποτέλεσμα το βάρος τους αυξάνεται.
TDS'nin daha egzotik ve zararlı unsurları, yüzey akışından kaynaklanan pestisitlerdir.Πιο επιβλαβή για τα TDS είναι τα παρασιτοκτόνα που προκύπτουν από την επιφανειακή απορροή.
Zaman türevi sözde hidrodinamik türevdir, diğer bir deyişle akışkanla hareket ederken hızın artışıdır.Κύκλοτρο ονομάζεται η συσκευή επιτάχυνσης φορτισμένων σωματιδίων, δηλαδή είναι επιταχυντής.
Işık akısı insan gözü tarafından algılanan bu güçtür.Η φωτεινή ροή μετρά μόνο την ισχύ που γίνεται αντιληπτή από το ανθρώπινο μάτι.
Bilinç akışı (psikoloji) - psikolojide.Κοινωνική Ψυχολογία (Social Psychology).
Özellikle, Xbox Video şimdi yerleşik video akışı destekleyir.Το iPhone X, πλέον, υποστηρίζει ασύρματη φόρτιση.
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.I 1826 udviklede Benoit Fourneyron en høj-effektiv (80%) udvendig-flow vandturbine.
Palazzo Pitti'nin mimarı her kim ise o, çağdaş modanın akışına karşı hareket ediyordu.Hvem arkitekten bag Palazzo Pitti end var, så bevægede han sig imod den moderne modetendens.
Bunun yanında sürükleme (parçacık akışlarının hareket yönüne olan direnci) de büyük bir sorundur.Det var temmelig groovy (meget underholden), hvis sandheden skal frem.
Akışkanlar kendilerine uygun yüksek titreşimlerden etkilenme özelliğine sahiptirler.Dette er krav som kan være med til at indfri et højt resonanskreds godhed (Q-faktor).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod