Çok yoksul bir aileye sahip olarak, yedi çocuğun en büyüğü idi.Tuvieron siete hijos, que eran ocultados dejándolos en casas de parientes, para ser cuidados.
Gregor'un dönüşümünden önce aileye gelir sağlamak için bir dükkânda tezgahtar olarak çalışmaktadır.Para aumentar los ingresos de la familia, Grete empieza a trabajar como dependienta en una tienda.
Bunda büyük bir aileye sahip olmaları etkili olabilir.Esto puede estar asociado con el hecho de tener una cabeza más grande.
Burada özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Raymond Poincaré aileye sahip çıkar.1928: en Francia dimite el gobierno de Raymond Poincaré.
Homer, herkese, aile üyelerini bir saygıdeğer aileye çevireceğini söyler.Homer, luego de quejarse, acepta que vayan todos en familia.
Çok yoksul bir aileye sahip olarak, yedi çocuğun en büyüğü idi.Sunifredo da Ermessinda ebbe sette (o otto) figli: Goffredo il Villoso (ca.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nacque in una nobile famiglia di Atene chiamata Saratanpechos.
On üç yaşındayken Hašek'in babası aşırı alkolden ölür ve annesi aileye bakamaz hale gelir.Quando aveva tredici anni, il padre di Hašek morì e sua madre non riuscì ad allevarlo con fermezza.
Belarus'dan göçmen olarak gelen bir aileye mensuptur.Al contrario, diventa una meta per i migranti partiti dalla Libia.
Kuşaklar boyu aynı bölgede yaşayan Sünni bir aileye mensuptur.Le questioni riguardanti nativi di uno Stato domiciliati in un altro.
Bir aileye sahip olmak ne kadar da güzel.Хорошо иметь семью.
Borbála, çocuğunu bakıcı bir aileye bırakarak, iş aramak üzere Budapeşte'ye gitti.Уже затем в поисках лучшей жизни с дочерьми она отправилась в Белград искать работу.
Küçük burjuvazi kesiminden bir aileye mensuptu.Семья относилась к сословию мелких буржуа.
Bulgar göçmenlerinden oluşan bir aileye mensuptu.Якобы хранилась в семье болгарских эмигрантов.
Bilge bir aileye mensup olan annesinden yazı yazmayı öğrendi.Вместе с матерью они изучали Книгу Иова, которая рассказывает о страданиях невинных.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.У архитектора не было семьи.
Üye sayısı 1919'da 350 aileye ulaştı.Численность коммуны в 1927 году достигала 350 человек.
Büyünce papaz olmak ve büyük bir aileye sahip olmak istiyor.Известно, что он был священником и имел семью.
Dışlarında işlemeler ve aileye ait bilgiler bulunmaktadır.Речь или информация принадлежит другим.
Vail kabilesinin Şeybanoğulları kolundan Arap bir aileye mensuptur.Сын со всей семьёй покидает Арал.
Doğan, bir giyim mağazasında çalışarak aileye katkıda bulunuyordu.Он остался на попечении своей сестры, которая работала в магазине одежды.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.ولدت أيرين لعائلة اليونان نبيلة من أثينا، عائلة سارانتيبشو (Sarantapechos).
Fransız asıllı Kanadalı bir aileye mensuptur.الفتاة الهولندية يهددها جندي إسباني.
"İmamoğulları" ismi ile bilinen bir aileye mensuptur."إضافة لقب عائلة كافل اليتيم إليه" يجوز ولا يعد ذلك من التبني المنهي عنه شرعًا.
O din ilimleriyle uğraşan bir aileye mensuptur.و هي عائلة معروفة بنشاطاتها المشبوهة.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."لا يمكن لأحد أن يختار أب أو أم أو إخوة أو وطن".
O günden sonra aileye Zadyan denmiştir.(You Are My Destiny)" foi lançada dia depois.
Aileye, geldiğin yere ve geçmişine dönüş... bu sizi güçlü kılıyor.Retornar à sua família e para onde você veio, e à sua história... é isso que lhe torna forte.
On üç yaşındayken Hašek'in babası aşırı alkolden ölür ve annesi aileye bakamaz hale gelir.Quando tinha 13 anos, o pai de Hašek morreu de alcoolismo e a sua mãe não conseguiu educá-lo com firmeza.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nasceu numa família grega nobre de Atenas chamada Sarantapeco.
III. Nikiforos, aileye koruma sağlayacağına dair bir açıklama için halka açık bir şekilde zorlandı.Nicéforo foi forçado a jurar publicamente que concederia sua proteção à família.
Mişin aileye yardım etmeye başladı.Continuou, todavia, a prestar auxílio financeiro à primeira família.
Vakıf ile olan ilişkisi hakkında: "Ben sahip olabileceğiniz en iyi aileye sahibim.Hemsworth falou sobre sua associação com a fundação, "Eu tenho os melhores pais que você pode ter.
Üye sayısı 1919'da 350 aileye ulaştı.No todo estas contavam com trezentas Irmãs em 1935.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.O compositor não tinha parentes.
Soylu bir aileye aitti, muhtemelen Münih ve Freising arasında bulunan Hollern'de doğmuştu.Pode ter vindo de uma família abastada que residia em Norwich ou arredores.
Macar tarihinde büyük önemi ve saygınlığı olan bir aileye mensuptur.Esconde seu verdadeiro relacionamento com uma pessoa muito importante na história.
Aileye ait dilleri 200 milyon insan konuşur.As línguas dravídicas são faladas por mais de 200 milhões de pessoas.
Şirketin tamamı aileye aittir.É possível que a região toda fosse propriedade da família.
Diğer virüslerde aynı aileye aittir ve insanlarda hastalıklara sebep olur.Outros parasitas da mesma família são causadores de oncocercose.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Levanta-se agora um cidadão universal, sem família, pátria ou obrigações.
Çok yoksul bir aileye sahip olarak, yedi çocuğun en büyüğü idi.Hieruit kwamen zeven volwassen geworden kinderen voort, waarvan vier zonen.
O günden sonra aileye Zadyan denmiştir.De dag werd naar de Weldoende goden (Euergetes) genoemd.
Belarus'dan göçmen olarak gelen bir aileye mensuptur.Die dachten dat hij een Wit-Russische emigrant was.
Aralarında, mangalında balık pişiren tek bir aileye rastlayamazsınız.Hij kan dus niet direct met alle vissen samen gehouden worden.
Annette von Droste-Hülshoff'un kökeni eski Vestfalyalı katolik, asil bir aileye dayanıyor.Frederik Gottschalk von Haxthausen stamde uit een oude Westfaalse adellijke familie.
Şirketin tamamı aileye aittir.Het landgoed is nog steeds van de familie.
Amerikan olup New York'lu bir aileye üyedir.Zij behoorde bij een oude New Yorkse familie.
Lucius Scribonius Libo MÖ 1. yüzyıl'da yaşamış olan senatoryal bir aileye mensup Romalı.Lucius Scribonius Libo was een Romeins senator tijdens de beginperiode van het principaat.
O, olayı kardeşine kardeşi de bütün aileye anlattı.Ook legde ze het bij met haar zus en haar vader.
Çok yoksul bir aileye sahip olarak, yedi çocuğun en büyüğü idi.Miał łącznie siedem żon i osiemnaścioro dzieci (w tym ośmiu synów).
O günden sonra aileye Zadyan denmiştir.Następnego dnia zostali oni uniewinnieni.
Şirketin tamamı aileye aittir.Do spółki włącza całą rodzinę.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Dziewczęta muszą same prowadzić firmę i dbać o pracowników.
İtalyan asıllı bir aileye mensuptur.Niezrównoważoną damę deportowano z Włoch.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Muzeum nie miało prawnego właściciela.
Aileye mameki denilmektedir.Swój dom nazywają Norą.
Aynı aileye mensup Hannibal İkinci Pön Savaşında öne çıkacaktır.W czasie II wojny punickiej stanęli po stronie Hannibala.
Bunda büyük bir aileye sahip olmaları etkili olabilir.Ma najprawdopodobniej bardzo liczną rodzinę.
Göçmen bir Yahudi aileye mensuptur fakat kendisi ateisttir.Urodził się w rodzinie żydowskiej, był jednak zdecydowanym ateistą.