Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.Tutto rinvenuto a ovest della gola di Olduvai, dalla famiglia Leakey.
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.Wszystkie zostały odnalezione w wąwozie Olduvai przez rodzinę Leakey'ów.
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.Все трое были найдены к западу отсюда, в Олдувайском ущелье семьёй Лики.
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.Всички от тях, изкопани на запад от тук, в дефилето Олдувай от семейство Лиики.
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.כולם נחפרו מערבית לכאן בערוץ אולדווי ע"י משפחת ליקי.
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.تم استخراج احافيرها في الجهة الغربية من هذا المكان في (أولديفي جورج) عبر عائلة (ليكي)
Leakey ailesinin kazılarıyla burada Olduvai Gorge'da ortaya çıkarıldı.どれも ほぼ同じ年代に生きていました
Malcolm'un Avrupa'dan döndüğü bir akşam, ailesinin evi bombalanmıştı.밤 말 콤 유럽에서 반환, 그의 가족의 집 firebombed 했다.
Ne de seninle, Dirhaborn Ve Arathorn ve kolcuları Kuzey Ailesinin,,野伏たちは一家を連れて北上した
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.A küldetése, hogy megvédje az otthon maradt családja szabadságát.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Cette mission est de défendre la liberté de sa famille qui est restée au pays.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Diese Mission ist, die Freiheit der Familie zu verteidigen, die er zu Hause gelassen hat.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Essa missão é defender a liberdade da família que ele deixou em casa.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.그의 임무는 바로 그가 집에 두고온 가족의 자유를 지키는 것입니다.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Misi tersebut untuk mempertahankan kebebasan dari keluarga yang dia tinggalkan di rumah.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Misji obrony rodziny, którą zostawił w kraju.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Nhiệm vụ đó là bảo vệ tự do của gia đình anh bỏ lại ở nhà.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Quella missione è difendere la libertà della famiglia che ha lasciato a casa.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Ta mise je bránit svobodu rodiny, kterou zanechal doma.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Αυτή αποστολή είναι να προστατεύσει την ελευθερία της οικογένειας που άφησε πίσω στο σπίτι.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Тази мисия е да защитава свободата на семейството, което е оставил у дома си.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Це завдання - захищати свободу родини, що залишилася вдома.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.Эта задание — защитить свободу семьи, которую он оставил дома.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.המשימה היא לשמור על החופש של המשפחה שעזב בבית.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.تلك المهمة هي الدفاع عن حرية الأسرة التي تركها في الوطن.
O görev, geride bıraktığı ülkesindeki ailesinin özgürlüğünü korumak.彼の周りの兵を守ること
Onlar, kendilerine insan olarak bakıyorlardı; insanlık ailesinin bir üyesi olarak.그들은 인간으로 서, 인간 가족의 일환으로 자신을 보았다
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Das erste Mal trug ich es bei einem aufwändigen Abendessen, das ihre Eltern uns zu Ehren gaben.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Először akkor vettem fel, amikor a szülei ebédet tartottak tiszteletünkre.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Ik droeg het voor het eerst op een groot diner dat haar ouders te onzer ere gaven.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Jag bar den först vid en middag hennes föräldrar anordnade i vår ära.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Jeg bar den først til en udsøgt middag, som hendes forældre holdt til vores ære.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Je le partai la première fois à un diner organisé par ses parents en notre honneur.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.처음으로 그걸 입은 건 그녀의 부모가 우리를 위해 정성스런 만찬을 열었을 때다.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Lo estrené para una exquisita cena en nuestro honor en casa de sus padres.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Lo indossai la prima volta a una cena che i suoi tennero in nostro onore.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Pierwszy raz założyłem go na kolację, którą jej rodzicie wydali na naszą cześć.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Poprvé jsem si ho oblékl na slavnostní večeři s jejími rodiči, na naši počest.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Prima dată am purtat-o la o cină cu pretenţii pe care au oferit-o părinţii ei în cinstea noastră.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Saya memakainya pertama kali saat menghadiri makan malam yang diadakan orang tuanya.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Tôi mặc nó lần đầu vào buổi tối thịnh soạn mà ba mẹ cô ấy tổ chức để mừng chúng tôi.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim."Usei-o pela primeira vez num jantar formal que os pais dela deram em nossa honra.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Το φόρεσα για πρώτη φορά σε ένα περίτεχνο δείπνο που έκαναν οι γονείς της για να μας τιμήσουν.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Впервые я надел его на изысканный обед, который её родители устроили в нашу честь.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Вперше я одягнув його на вишуканий обід, який її батьки влаштували на нашу честь.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.За пръв път го облякох на изискан обяд, който родителите ѝ дадоха в нейна чест.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.לבשתי אותו לראשונה בסעודה יוקרתית שהוריה אירגנו לכבודנו.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.أرتديته للمرة الأولى في عشاء عقده والديها على شرفنا
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.立ち上がって話し始める前から
Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.Dia berada disana, keluarga beliau kenal dirinya, dan selain keluarga beliau, tiada siapa yg kenali beliau.
Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.E' là, la sua famiglia lo conosce ed oltre alla sua famiglia, nessuno lo conosce.
Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.Él está ahí, sólo su familia lo conoce y además de su familia, nadie.
Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.Seine Familie kennt ihn, und außer seiner Familie kennt ihn niemand.
Onun ailesi onu bilir, ailesinin dışında kimse onu tanımaz.Он там, его семья знает его и кроме его семьи, его никто не знает.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Dla niej życie sprowadzało się do jednego zadania: ucieczki rodziny do nowego życia w Australii.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Für sie hatte das Leben ihr eine Aufgabe gestellt: die Flucht ihrer Familie und ein neues Leben in Australien.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Para ela, a vida tinha apenas um propósito: a fuga da sua familia e uma nova vida na Austrália.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Para ella, la vida se había destinado a una tarea sola: el escape de su familia y una vida nueva en Australia.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Pro ni se život přeměnil na jeden úkol: útěk její rodiny a nový život v Austrálii.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Számára az élet egyetlen feladatot jelentett: családját kimenekíteni, és új életet kezdeni Ausztráliában.