Ailenin güvenliğinden sorumludur.Stowarzyszenie jest odpowiedzialne za ochronę rodzin.
O, ailenin altıncı çocuğuydu.Był szóstym dzieckiem w rodzinie.
Yahudi bir ailenin çocuğu olan Elsa Kagan'ın (Rusça:Эльза Каган) annesi müzik öğretmeni, babası ise avukattı.Элла Каган) w moskiewskiej rodzinie pochodzenia żydowskiego jako córka prawnika i nauczycielki muzyki.
İsviçreli göçmen bir ailenin oğluydu.Był potomkiem emigrantów ze Szwajcarii.
Proust'un annesi Jeanne Clémence Weil, Alsace'li zengin ve yüksek kültürlü bir Yahudi ailenin kızıydı.Jeanne Clemence Weil, matka Prousta, pochodziła z bogatej rodziny żydowskiej.
Buna göre yerleşen her ailenin kişi başına 20 hektar toprak hakkı oluyordu.Każda głowa rodziny otrzymała wtedy 80 akrów ziemi.
Ayrıca ailenin kısa ve acıklı hayat hikâyesi de birçok esere konu oluyor.W dodatku do mojej własnej małej historii nieszczęścia słyszałem wiele innych.
1819 yılında ağabeyi Moritz ölünce dokuz çocuğun üçüncüsü olarak ailenin en büyük oğlu oldu.Był trzecim z dziewięciorga dzieci, najstarszym synem stał się, gdy w 1819 roku zmarł jego brat Moritz.
Göçmen bir Yahudi ailenin çocuğu idi.Była córką żydowskich imigrantów.
Polonya/Ukrayna kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu.Syn polsko-ukraińskich żydowskich emigrantów.
Önemli askeri bağlantıları olan bir ailenin ferdiydi.Pochodził z rodziny o dużych tradycjach wojskowych.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Jest dumą rodziny.
Engels, Friedrich: Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin KökeniFryderyk Engels: Pochodzenie rodziny, własności prywatnej i państwa, Dzieła Wybrane, t.
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Dziecko obejmuje matkę pod ramionami.
New York'ta bulunan Bronx'ta İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Urodziła się w dzielnicy Bronx w Nowym Jorku w rodzinie włoskich imigrantów.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Będąc synem bogatego senatora otrzymał dobre wykształcenie.
Ailenin ikinci çocuğudur, kardeşi Dean'den 4 yaş küçüktür.Była drugim dzieckiem, ma starszą o cztery lata siostrę Alison.
Bu enfeksiyonlar daha sonra eve taşınır ve ailenin diğer fertlerine bulaşır.Infekcja zostaje potem przeniesiona do domu, gdzie wirusy mają kontakt z innymi członkami rodziny.
Altı çocuklu bir ailenin çocukları arasında yer almaktadır.Cała trójka zostawia chłopca pod drzwiami krewnych.
Diana yedi çocuklu ailenin en genç üyesidir.Diana była najmłodszym dzieckiem z siedmiorga rodzeństwa.
Onların bu gelişi ailenin rutinini bozacaktır.Jego bunt spowoduje rozpad rodziny.
Bu ailenin adamları sarı takımlar giyer.Liderzy grup otrzymują koszulki żółte.
Ailenin şu anki baronu Jacob Rothschild, 4. Baron Rothschild'dir.Jej brat Victor Rothschild został trzecim baronem Rothschild.
Eskenazi (Sarah Skinazi) İstanbul’da, fakir bir Yahudi Seferad ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Eskenazi urodziła się jako Sarah Skinazi w Stambule, w zubożałej rodzinie Żydów sefardyjskich.
"Aile ve Ailenin Korunması".Żyła dla Ojczyzny i Rodziny”.
Yurt dışında okuduktan sonra kardeşi Çağrı ile birlikte ailenin işlerini genişletmeye başlamıştır.Studiował za granicą, a po śmierci ojca wraz z bratem przejęli rodzinne przedsiębiorstwo.
Sovyet ordusunda görevli bir ailenin çocuğu olarak doğdu.Urodził się w rodzinie oficera armii radzieckiej.
Paris’te kentsoylu bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur.Urodził się w brytyjskiej stolicy jako dziecko pary Walijczyków.
Babasıyla savaş yapıp ailenin dağılacağından korkuyordu.Intencją były zemsta na ojcu i przerwanie kłótni rodziców.
Silvestro ailenin tek çocuğu idi.Odilo był jedynym synem w rodzinie.
Lucca'lı bir ailenin çocuğudur.Mają córkę Luccę.
Zengin Ailenin servetini çalmak için komplo uran açgözlü adam.Sprytny i bezwzględny, zarabia na życie okradaniem posiadłości bogatych ludzi.
Sanatçı bir ailenin fertlerinden biridir.Należy do dużej rodziny artystów.
Annesi Ana Bantăş ise soylu bir ailenin çok iyi eğitim almış kızıydı.Jej matka była dobrze wykształconą kobietą, dbała o dobre wykształcenie swoich córek.
İlk yerleşen yedi ailenin torunları şu anda köyde yaşıyorlar.Potomkowie pierwszych rodzin zasiedlających wieś mieszkają tu do dzisiaj.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin öyküsü anlatmaktadır.Jego rodzina pochodzi z Turcji, która wyemigrowała z Bułgarii.
Dokuz çocuklu bir ailenin çocuğu en küçük çocuğudur.Najstarszy z dziewięciorga dzieci ubogiego kupca.
Orta sınıftan bir ailenin oğluydu.Pewne jest, że był synem rodziców średniego stanu.
Ailenin en küçüğü benim.Jest najmłodszy z rodziny.
Yine bir grup genç bu ailenin eline düşer.Ochrzcił też wiele dzieci należących do tej rodziny.
Ailenin köpeği sağ alt köşede yatıyordu.Ja i brat mieszkaliśmy w prawym skrzydle”.
1977 yılında Washington'da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.W roku 1972 roku jeszcze żyła tu jedna rodzina żydowska.
2007'de ailenin en büyük beş kızı Cimorelli'yi bir vokal grubu olarak kurdu.År 2006 startade de fem äldsta systrarna Cimorelli som en vokalgrupp.
Annesi, Rıvka Gina Daum, Sopron Macaristan'dan gelen zengin bir ticari ailenin evladıymış.Hans mor Rivka Gina Daum kom från en välmående handelsfamilj i Sopron, Ungern.
Ailenin yaşça en büyük oğluydu.Allvar var familjens äldste son.
Bu enfeksiyonlar daha sonra eve taşınır ve ailenin diğer fertlerine bulaşır.Dessa infektioner förs därefter hem till andra familjemedlemmar.
Bu iki ailenin ne kadar farklı olduğu hâlâ tartışılmaktadır.Hur dessa familjer är släkt med varandra är fortfarande omdiskuterat.
Bu ailenin öyküsü şu şekilde bilinir.Huset verkar bekant på något vis.
Ailenin güvenliğinden sorumludur.Han fick då ansvar för familjens ekonomi.
Nişantaşılı bir ailenin üç kuşak hikâyesini anlatır.Finn din egen släktsaga.
"Aile ve Ailenin Korunması".Underrätta familj och vänner”.
Rogier, Fransa'nın Nord bölgesinde yerleşmiş olan bir ailenin soyundan geldi.Rogier härstammade från en belgisk familj som hade flyttat till norra Frankrike.
Ailenin pek tanınmayan patrici kolu bir cognomen'e sahip değildir.En obskyr patricisk gren av familjen verkar ha saknat kognomen.
Behmel avukat, toprak sahibi ve akademisyen bir ailenin çocuğu olarak doğdu.Behmel föddes in i en familj av advokater, markägare och akademiker.
Soylu bir ailenin oğluydu.Han var son till en adelsman.
Afganistanlı asilzade bir ailenin soyundan gelen Şah Hindistanda doğdu, ağırlıklı olarak İngiltere’de büyüdü.Föddes i Indien, som ättling i en kunglig pashtun-afghansk familj och växte upp huvudsakligen i England.
Arkadaşı Didem ise çok zengin bir ailenin kızıdır.En av gästerna på hemmet är den rika mrs.
Zengin ailenin şımarık kızı.Den stygga flickans rackartyg.
Ailenin diğer fertleri ile birlikte Jeffersonun kayınpederi John Wayles'e aitti.Han ärvde gården av sin far John Jefferies.
Babası 1866'da ölünce ailenin bütün sorumluluğunu annesi üstlendi.Efter faderns död 1866 övertog modern ansvaret för familjens gods.