Ailelerini şehre getirmiyorlar.Non portano la loro famiglia nella circoscrizione.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.Nu-și mută familiile în District.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.Sie holen ihre Familien nicht in ihren Bezirk.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.Ze brengen hun gezinnen niet naar het District.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.Δεν φέρνουν τις οικογένειές τους στη Ουάσιγκτον.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.Их семьи не переезжают в Вашингтон.
Ailelerini şehre getirmiyorlar.שינה את לוח השנה החוקתי
Ailelerini şehre getirmiyorlar.فهم لا يرحلون عوائلهم معهم الى المنطقة
Ailelerini şehre getirmiyorlar.お互いの配偶者や 子供たちと会うこともなく
Aklınızda ne olduğunu - endişelerinizi dinlemek istiyorum. Ve aileleriniz hakkında bilgi almak istiyorum.اريد ان اعرف بماذا تفكرون، ماالذي يقلقكم. واريد ان اعرف المزيد عن عوائلكم
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.(106:41) Бедного же извлекает из бедствия и умножает род его, как стада овец.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.dar ridică pe cel lipsit, izbăveşte pe cel nevoiaş, şi înmulţeşte familiile ca pe nişte turme.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.De felemelé a nyomorultat az ínségbõl, és hasonlóvá tette a nemzetségeket a juhnyájhoz.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.God beschermt echter de armen; Hij behoedt hen voor verdrukking en breidt hun families uit.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.hän kohotti köyhän kurjuudesta ja teki suvut suuriksi kuin lammaslaumat.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.han ophøiet den fattige av elendighet og gjorde slektene som hjorden.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.han upphöjde då den fattige ur eländet och lät släkterna växa till såsom fårhjordar.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Il relève l`indigent et le délivre de la misère, Il multiplie les familles comme des troupeaux.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.궁핍한 자는 곤란에서 높이 드시고 그 가족을 양무리 같게 하시나니
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Ma risollevò il povero dalla miseria e rese le famiglie numerose come greggi
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Mas levanta da opressão o necessitado para um alto retiro, e dá-lhe famílias como um rebanho.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Men han løfter den fattige op af hans Nød og gør deres Slægter som Hjorde;
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.na višavo je postavil siromaka iz bede in mu razmnožil rodovine kakor črede.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Nhưng Ngài vớt kẻ thiếu thốn khỏi hoạn nạn, Làm cho người ấy được gia quyến đông như bầy chiên.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Nhưng_Ngài vớt kẻ thiếu_thốn khỏi hoạn_nạn , Làm cho người ấy được gia_quyến đông như bầy chiên .
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Onci nędznego z utrapienia podnosi, i rozmnaża rodzinę jego jako trzodę.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Onť vyzdvihuje nuzného z trápení, a rozmnožuje rodinu jako stádo.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Povyšuje chudobného z trápenia a rozmnožuje rodiny jako stádo oviec.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Tetapi orang miskin dibebaskan-Nya dari kesusahan mereka, keluarga mereka bertambah seperti kawanan domba
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.und schützte den Armen vor Elend und mehrte sein Geschlecht wie eine Herde.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Y levanta de la miseria al necesitado y hace multiplicar las familias como rebaños de ovejas
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Τον δε πενητα υψονει απο της πτωχειας και καθιστα ως ποιμνια τας οικογενειας.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.А немотният поставя на високо от неволя, И му дава челяд като стадо.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.וישגב אביון מעוני וישם כצאן משפחות׃
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.ويعلي المسكين من الذل ويجعل القبائل مثل قطعان الغنم.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.他 卻 將 窮 乏 人 安 置 在 高 處 、 脫 離 苦 難 、 使 他 的 家 屬 多 如 羊 群
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.他 卻將窮 乏人 安置 在 高處 、 脫離 苦難 、 使 他 的 家屬 多 如 羊群
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.Ed essi assalgono il luogo dove sta la famiglia reale, alle
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.E eles da tempestade onde a família real está hospedado, no
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.I oni przypuścili sztorm na Pałac, w którym rodzina królewska przebywała, w Tuileries.
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler. İşte tam buradaki binaA vtrhnou do sídla královské rodiny v Tuileries, to je ta budova zde.
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.그리고 그들은 왕가가 살고 있었던 튈르리 궁전을
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.Si vandalizeaza locuinta familiei regale, la
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.Und sie stürmen die Tuilerien, wo die königliche Familie wohnt.
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.Вони штурмували місце перебування королівської сім'ї в
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.Те щурмуват двореца на кралската фамилия,
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.و أقتحموا مقر إقامة الأسرة المالكة في
Asil ailelerinin kaldığı yere , Tuileries'e ,gittiler.テュイルリーに、この建物だね、進撃する。
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Ce que nous voyons probablement de plus important, ce sont les enfants qui enseignent aux parents.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Có lẽ điều quan trọng nhất chúng tôi thấy được đó là trẻ em dạy lại ba mẹ chúng.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Das wahrscheinlich Wichtigste, das wir beobachten können sind Kinder die ihre Eltern unterrichten.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.아마도 가장 중요한 변화로 꼽아야 할 것은 아이들이 그들의 부모님을 가르치기 시작했다는 것입니다
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Mungkin hal paling penting yang kami lihat adalah anak-anak mengajari orang tua mereka.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Pravděpodobně nejdůležitější věc, kterou pozorujeme, je to, že děti učí rodiče.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Prawdopodobnie najważniejsze jest jednak to, że dzieci uczą rodziców.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Probabil cel mai important lucru pe care-l vedem este copii predând părinţilor.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Probablemente lo más importante que observamos es niños enseñándoles a sus padres.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Provavelmente a coisa mais importante que vemos são as crianças a ensinar os pais.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Valószínűleg a legfontosabb dolog, amit látunk, hogy a gyerekek tanítják a szüleiket.
Belki de gördüğümüz en önemli şey çocukların ailelerini eğitmeleri.Waarschijnlijk het belangrijkste effect is dat kinderen hun ouders onderwijzen.