Dizinin başvurusu bilim kurgu hayranları kadar çocukların ve ailelerinin de dikkatini çekti.Programmets brede appel tiltrækker seere hos børn og familier såvel som science fiction fans.
Diğer ailelerin sadece birkaç türleri vardır.Familien rummer flere enkeltstående arter.
Ailesi babası tarafından Venedik'in en zengin ailelerinden biri idi.De derværende sukkerrør gjorde familien til en af de rigeste i Venedig.
Öncelikle asker ailelerine olmak üzere.Først og fremmest en familiehund.
Avustronezya dilleri, yeryüzündeki en büyük dil ailelerindendir.Sproggruppen er en gren af den større Vestslaviske sprogfamilie.
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KG er en familievirksomhed, der er ejet 100 procent af familierne Pilz og Kunschert.
Güney Lübnan Ordusu'nun bin üyesi (ailelerini yanlarına alarak) İsraillilerle birlikte bölgeden ayrıldı.Flere tusen medlemmer av den Sørlibanesiske hæren forlot samtidig som israelerne.
İsrail ayrıca ölenlerin ailelerine tazminat ödeneceği sözünü verdi .Israel har også lovet at de skal gi økonomisk kompensasjon til de etterlatte.
Bölgenin büyük bir kısmı üst orta sınıf ailelerine aittir.De fleste innbyggerne tilhører den øvre middelklassen.
Bourbon Hanedanı, Avrupa'nın önemli kraliyet ailelerinden biri ve Capetain'lerin bir uzantısıdır.Huset Bourbon er en europeisk kongeætt av fransk opprinnelse, en gren av huset Capet.
Bu albümünde başarısının ardından grup üyeleri kendi ailelerini kurmaya başladı.Etter dette albumet har medlemmene av bandet hatt flere egne prosjekter.
Bu yüzden bazı ailelerin 2 hatta 3 çocuğunu gönderdikleri saptanmıştır.Den inneholder 2–3 familier.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.400 millioner pund fra pensjonsfondene i selskapene manglet.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Tidvis hadde deres foreldre eller besteforeldre vært slaver.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.Han bad også ofrenes pårørende om forlatelse.
Frank ve Lillian kobay olarak deneylerinde sıklıkla kendi geniş ailelerini kullandılar.Frank dan Lillian Gilbreth sering menggunakan keluarga besarnya sebagai hewan percobaan.
1910'da ailesiyle Yafa'ya yerleşti ve Tel Aviv'in ilk ailelerinden oldu.Pada 1910 keluarganya pindah ke Jaffa, dan mereka menjadi salah satu keluarga pendiri Tel Aviv.
Kenya'da Amboseli'de genç erkekler 14 ilâ 15 yaşlarına doğru zamanlarının %80'ini ailelerinden uzakta geçirir.Di Amboseli, gajah jantan yang berusia 14–15 tahun menghabiskan 80% waktunya di luar kelompok keluarganya.
Bazı ailelerin %57'si yok olurken tüm cinslerin ise %83'ü ölmüştür.57% dari semua familia dan 83% dari semua genera punah.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Ayah mereka pun cukup mendukung keinginan anak-anaknya.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Đa số về nhà vào cuối ngày và góp phần kiếm được của mình cho gia đình.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Nhiều trẻ em cũng làm việc trên đường phố bởi gia đình chúng cần các khoản thu nhập từ đó.
1910'da ailesiyle Yafa'ya yerleşti ve Tel Aviv'in ilk ailelerinden oldu.Năm 1910 gia đình ông chuyển đến Jaffa, sau đó trở thành một trong những gia đình sáng lập Tel Aviv.
Bölgenin büyük bir kısmı üst orta sınıf ailelerine aittir.Phần lớn quận này là nơi định cư của những gia đình thuộc tầng lớp trung lưu cao (upper middle class).
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.Đi vào các hộ gia đình.
Japon anneler çocuklarını ve ailelerini rahatlıkla ona emanet etmektedirler.Các bà mẹ người Nhật thường giao cho chúng nhiệm vụ trông coi những đứa con của mình.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Sau bốn tuần hẹn hò, họ làm đám cưới với nhau tại Las Vegas.
Bu süre içinde ailelerini aramakla meşgul olurlar.自らの一族を探すために主人公と同行を申し出てきた。
Bırakın evlerine dönsünler, bırakın ailelerine kavuşsunlar.家族に知らせるため急いで帰宅する。
Erzurum’un eski ailelerinden "Söylemezoğulları"na mensuptu.エルザの子供たちを扱った『永遠のエルザ』も参照。
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.より裕福な家庭は奴隷を所有した。
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.大統領は、犠牲者の家族らとも面会。
Mahallede yaşayan bütün ailelerin Bu bölgede akrabaları vardır.この町では、ほとんどすべての家族がアメリカ合衆国に親戚がいる。
Ailelerin ihtiyacı kadar tavuk beslenmektedir.肉じゃがなどの家庭料理が得意。
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KGはピルツおよびクンスチャートファミリーが100%所有する同族企業です。
1940'larda Amerika'daki İtalyan mafya ailelerinin lideridir.1950年代に組織されたイタリア系アメリカ人によるマフィア。
Bazı ailelerin yanına verilmişse de her defasında ayrılmak zorunda kalmış en sonunda yetimhaneye gelmiştir.しかしその後、親戚を転々とし、最終的に孤児院に入れられた。
Bu süre içinde ailelerini aramakla meşgul olurlar.沒收家產,其親族亦判處斬監候。
Bu para ile mağdur olan ailelerin aylık maaşları karşılandı.那就是死去的人们每月收到的工资。
Venedik'in asil ailelerinden Dandolo Ailesi tarafından 14. yüzyılın sonunda inşa ettirildi.该建筑由威尼斯贵族丹多洛家族建于十四世纪末。
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.公司最初的创业基金是来自于创业者家族贷款的15万美金。
Ailelerine, milletimize başsağlığı diliyorum." dedi.心愛家人,為家人祈福,不惜以自己的財物犯險。
Japon anneler çocuklarını ve ailelerini rahatlıkla ona emanet etmektedirler.日本母親通常會緊抱與縱容其子女,其子女則會通由依賴與孝順來回報其母親。
Yakın bir zamanda en zengin ve en etkili asilzade ailelerinden biri olmuşlardır.很快,他们就成为当地最富有以及最具影响力的贵族之一。
Bu ailelerin birçoğu Türkiye'de yaşamaktadır.她的许多亲人还在韩国。
Kosova hükûmeti ve halkı adına, kurbanların ailelerine ve Türk halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.我代表土耳其人民,向受害者和所有美国人的家属和亲人表示哀悼。
İsrail ayrıca ölenlerin ailelerine tazminat ödeneceği sözünü verdi .以色列後來向遇難者家屬賠償。
Ailesi Kütahya'da dönemin en varlıklı ailelerindendi.贝拉斯科家族是中世纪时卡斯蒂利亚最有权利的家族之一。
Fennî kovanlarla arıcılık yapılmakta olup, bunlar ailelerin tüketimlerini karşılamaktadır.謀反者先火炙,後斬首,家人為奴。
Kendilerini ve ailelerini gereği gibi koruyamazlar.例如,兄弟和男性親戚不得進入姐妹或女性親戚的臥室。
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KG는 Pilz와 Kunschert 가족이 100 퍼센트 지분을 소유한 가족 기업입니다.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.회사는 창립 자금으로 설립자의 가족으로부터 15만 달러의 대출을 받는 형태로 출발했다.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.부모는 자녀를 구조할 의무가 있다.
Bırakın evlerine dönsünler, bırakın ailelerine kavuşsunlar.거시기는 운좋게 탈출하여 고향으로 돌아가 자신의 어머니(전원주)를 만난다.
Ailelerin evlerinde bira tutması çok daha az rastlanan bir olaydı.대다수의 호주인들은 퇴근 후 집에거 맥주를 마시는 것을 하루 중 가장 큰 낙으로 생각한다.
Ramazan bayramında çocuklara ailelerin bütçesi elverdiğince yeni kıyafetler alınır.그런 이유로 빈의 장례 때 그 친족은 다른 사람에게서 옷과 신발을 빌렸다.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.곧 피해자의 유족에 고발되어 체포된다.
Bunun sebebi ailelerin birbirlerine bakmasıydı.즉, 그들은 모르는 사이에 서로를 쳐다보고 있던 것이었다.
20. bölümde ailelerine her şeyi anlatmışlardır.3개 아족에 20속으로 분류한다.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.רובם חזרו לאחר כמה שנים לאזורי המחיה שלהם ושילמו את המיסים עם הכסף שהרוויחו.