Ana içeriğe geç
Sözlük

ailelerin ile cümle

ailelerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Mahallede yaşayan ailelerin hepsi akrabadır.كلنا شركاء في الوطن.
İstanbul'un köklü ailelerinden birine mensuptu.كانت سفيم بللي تنسب لإحدى العائلات العريقة بإسطنبول.
Gemlik'in önde gelen ailelerinden Zafiridiler.أولاد شريف أصلهم من توات.
Bu amaçla, Priscus, Ermenistan'a erkekleri ve ailelerini almak için gönderildi.Para este fim, Prisco foi enviado à Armênia para recrutar homens e suas famílias.
Disfonksiyonel ailelerin sosyal, finansal ya da entelektüel sınırları yoktur.As famílias disfuncionais não têm nenhum limite social, nem financeiro, nem intelectual.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.A empresa primeiramente arrecadou um financiamento de US$ 150.000 de empréstimos das famílias dos fundadores.
Kolombiya'nın önde gelen ailelerinden birinin bir üyesidir.Faz parte de uma das famílias mais tradicionais da Colômbia.
Paleologos döneminde önde gelen aristokrat ailelerin üyeleri tarafından taşınmıştır.No período dos paleólogos, foi ocupado por membros de famílias nobres proeminentes.
Bu aile ABD tarihinin en güçlü ailelerinden biri olarak kabul edilir.É considerada uma das famílias mais poderosas da história do país.
Seyhahmetli mahallesi Canbeg Kürtleridir. akraba ailelerince 1800 lü yillarda kuruldu.A casa da família Czabańscy com sua construção por volta de 1800.
Bu çiftçilerden birçoğu 1994 soykırımında ailelerini kaybetmişlerdi.Perdeu a maior parte de sua família durante o genocídio de 1994.
Umialikler ve eşleri kendi yerel ailelerinin şefleridir.Amigos, mas patrões na própria casa.
Ailesi Şam'ın zengin ailelerinden biriydi.Seus pais eram bons amigos de Shiba.
Mahallede yaşayan bütün ailelerin Bu bölgede akrabaları vardır.O presidente ainda tem vários parentes vivendo naquele país.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Para a família pertencia também os escravos.
Bunlardan 67’si Ermenistan’dan gelen ailelerin çocuklarıydı.Destas - 17 eram famílias de imigrantes alemães.
Müceddidi ailesi Afganistan'da dönemin en prestijli ailelerinden biridir.A família permanece como uma das mais proeminentes na sociedade turca até hoje.
İnsanları ve ailelerini korurlar.Primeiro, os seres humanos e suas sociedades.
Bu ailelerin birçoğu Türkiye'de yaşamaktadır.Veel van zijn familieleden wonen echter in Turkije.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Zij gaan aan het eind van de dag naar huis om hun verdienste aan hun familie af te dragen.
Diğer ailelerin sadece birkaç türleri vardır.Vertegenwoordigers van andere families hebben een enkel paar ogen.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.De families van de slachtoffers werden gecondoleerd.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.In de vroegste tijden waren de slavenfamilies maar klein.
Ancak burada az sayıdada olsa bazı ailelerin yaşadığı anlaşılmaktadır.Minder bekend is dat een aantal families erin slaagden te blijven.
Bu kanal boyunca ayrıca Çinliler Tatar ailelerini (Tarançi) yerleştirmişlerdir.Intussen zijn ook de Chinezen op zoek naar de schat.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.De ontvoerders eisen 150.000 euro van de familie Welvaert.
Yukarı Doğu Yakası'nın en zengin ailelerinden birinin tek kızıdır.Zij blijkt de echtgenote van een rijke zakenman uit de Upper East Side.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Sommige kinderen worden er door hun ouders op uitgestuurd om geld te verdienen op straat.
Hatta bazı ailelerin soyadı da bunu göstermektedir.Ook de naam van Onderdendam wordt zo verklaard.
Kortejoların giriş kapısı kapandığında burada yaşayan ailelerin dış dünya ile temasları kesilirdi.Door deze Kattenburgerbrug op te halen konden de bewoners zich afsluiten van de buitenwereld.
Okul öncesi eğitim tesisleri yerel yetkililer tarafından ailelerin isteği üzerine sağlanır.De voorschoolse educatie valt onder de verantwoordelijkheid van gemeenten.
Ailelerin toplumsal organizasyonlara karşı kayıtsız kalması.Die hingen af van de maatschappelijke positie van het gezin.
Sırbistan'ın yönetimi prenslerin (knez) ve soylu ailelerin eline geçti.Die bleef in handen van de vorsten en de adel.
Bölgenin büyük bir kısmı üst orta sınıf ailelerine aittir.De meeste bewoners behoren tot de gegoede middenklasse.
Tüm ailelerin yüzde 46'sı beş veya daha fazla çocuğa sahiptir.Nu is de 456 terug en eist tien procent van alle kinderen.
NKVD'nin özel gözetimi bu kişilerin ailelerine de uygulandı.Pod specjalnym nadzorem NKWD znalazły się również ich rodziny.
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Firma Pilz GmbH & Co.KG jest firmą rodzinną, w 100% należącą do rodziny Pilz i Kunschert.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.Władze wyraziły ubolewanie członkom rodzin ofiar.
Ailelerin yüzde on sekizinden fazlası, nüfusun yüzde yirmi ikisinden fazlası yoksulluk sınırının altındadır.(Mój przyjaciel pewnie ma dwadzieścia dwa lata. (dosł. będzie miał)) rozkazu: Farai qualcosa.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Wiele dzieci pracowało w domu, aby pomóc rodzicom w prowadzeniu gospodarstwa.
Bu komitenin amacı, kovuşturmaya uğrayan işçileri savunmak ve ailelerine yardım etmekti.Komitet Obrony Niesprawiedliwie Prześladowanych starał się wspierać dysydentów i ich rodziny.
Spetses ailelerinden Koutsis'lerin bir üyesi ile yaptığı tartışma sonucu vurularak öldü.Poniosła śmierć w sprzeczce z członkami rodziny Koutsisów.
Okul öncesi eğitim tesisleri yerel yetkililer tarafından ailelerin isteği üzerine sağlanır.Przedszkola finansowane są przez władze lokalne.
İnsanları ve ailelerini korurlar.Służąc jemu i jego rodzinie.
Küçükhasanlar köyün en büyük en saygın ailelerinden biridir.Społeczność wiejska wybierała spośród dziewcząt najpiękniejszą z nich.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Geniuszowie wyjechali do Egiptu.
Bu ailelerin bazılarının nesilleri halen köyde yaşamaktadır.Wielu ich potomków mieszka we wsi do dzisiaj.
Daha sonra başka ailelerin de gelip yerleşmeleri ile köy halini almıştır.Ligęzowie (pochodzący z Bobrka) nadali swemu miastu nowe przywileje.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Ich podstawowym towarem byli niewolnicy.
Dünyanın en zengin ailelerinden birini kurmuştur.Jest to jedna z najbogatszych rodzin na świecie.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Många åker hem så länge till sina gårdar och hjälper till med skörden.
1910'da ailesiyle Yafa'ya yerleşti ve Tel Aviv'in ilk ailelerinden oldu.År 1910 slog sig familjen ner i Jaffa och blev en av grundarna av Tel Aviv.
Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir.Det kan därför rädda livet för vissa patienter.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.I de rikaste hushållen kunde det nu finnas hundratals slavar.
Nijer-Kongo dilleri, yeryüzündeki büyük dil ailelerindendir.Niger-Kongospråken är en av de största språkfamiljerna i världen.
İtalyan Rönesansı'nda Floransa'nın asil ailelerinin birinin çocuğu olarak doğmuştur.Hon föddes i Neapel som medlem i en adelsfamilj från Florens.
Ailelerin buğdayları her gece birisi olmak üzere sırayla dövülür.Alla släktets arter flyttar om nätterna.
1712 yılından itibaren kasaba yenide inşa edildi ve ailelerin kasabaya yerleşmesi desteklendi.Från omkring 1702 började kompaniet också rekrytera sin arbetarstam i denna stad.
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KG är ett familjeföretag som ägs till 100 % av familjerna Pilz och Kunschert.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Efter att ha dejtat i fyra veckor gifte de sig i Las Vegas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod