Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.Не дивно, що люди запозичили окремі прийоми та застосували їх у своїх сім'ях.
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.Неизбежно люди начали брать эти методы и применять к своим семьям.
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.Неизбежно, хората започват да взимат някои от тези техники и да ги прилагат в техните семейства.
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.באורח בלתי-נמנע, אנשים החלו לקחת חלק מהשיטות ולהשתמש בהן במשפחותיהם.
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.بل إن الناس بدأوا بإستعمال بعض من هذه التقنيات وتطبيقها وسط عائلاتهم.
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya ve de ailelerine uygulamaya başladılar.必然的に これらの手法を 家庭へ持ち込む人が現れます ブログもあれば マニュアルも出版されています
Kadınların %50'si ailelerinin belirlediği kişilerle evlendirilmişler.50 % des femmes ont ainsi vu leur union scellée par un mariage arrangé.
Kadınların %50'si ailelerinin belirlediği kişilerle evlendirilmişler.50% των γυναικών δεσμεύτηκαν με ένα προξενιό.
Kadınların %50'si ailelerinin belirlediği kişilerle evlendirilmişler.Ciononostante, anch'esse sono vittima di diverse discriminazioni.
Kadınların %50'si ailelerinin belirlediği kişilerle evlendirilmişler.El cincuenta por ciento de mujeres contrajo matrimonio a través una unión arreglada.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.a Kéhátiták nemzetségének, az õ atyái háznépének fejedelme [legyen] Elisáfán, Uzziélnek fia.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.A kniežaťom domu otca čeľadí Kehátovcov bol Elicafán, syn Uzzielov.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.A kníže domu otcovského v čeledech Kahat Elizafan, syn Uzielův.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.A książęciem domu ojca familii Kaatytów Elisafan, syn Husyjelów.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Căpetenia casei părinteşti a familiilor Chehatiţilor era Eliţafan, fiul lui Uziel.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.El jefe de la casa paterna de los clanes de Cohat era Elizafán hijo de Uziel
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.E o príncipe da casa paterna das familias dos coatitas será Elizafã, filho de Uziel.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Ihr Oberster sei Elizaphan, der Sohn Usiels.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Il capo del casato paterno per i Keatiti era Elisafan, figlio di Uzziel
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.In vojvoda očetove hiše Kahatovih rodovin je bil Elizafan, sin Uzielov.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Ja kehatilaisten sukujen perhekunta-päämies oli Elisafan, Ussielin poika.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.웃시엘의 아들 엘리사반은 고핫 사람의 가족과 종족의 족장이 될 것이며
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Le chef de la maison paternelle des familles des Kehathites était Élitsaphan, fils d`Uziel.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Och hövding för de kehatitiska släkternas stamfamilj; var Elisafan, Ussiels son.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Og høvdingen for Kahat-ættenes familie var Elisafan, Ussiels sønn.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Øverste for Kehatiternes Slægters Fædrenehus var Elizafan, Uzziels Søn.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Quan trưởng của tông tộc Kê-hát là Ê-li-sa-phan, con trai của U-xi-ên.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Quan trưởng của tông_tộc Kê-hát là Ê - li-sa-phan , con_trai của U-xi-ên .
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.Και ο αρχων του πατρικου οικου των συγγενειων των Κααθιτων θελει εισθαι Ελισαφαν ο υιος του Οζιηλ.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.И началник на бащиния дом от семействата на Каатовците да бъде Елисафан, Озииловият син.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.начальник же поколения родов Каафовых Елцафан, сын Узиила;
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.ונשיא בית אב למשפחת הקהתי אליצפן בן עזיאל׃
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.والرئيس لبيت ابي عشيرة القهاتيين أليصافان بن عزيئيل.
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.烏 薛 的 兒 子 以 利 撒 反 作 哥 轄 宗 族 家 室 的 首 領
Kehat boylarına bağlı ailelerin önderi Uzziel oğlu Elisafandı.烏薛 的 兒子 以利 撒反作 哥轄 宗族 家室 的 首領
Kendi ailelerine bile söyleyemedikleri sırları. Adamlardan biri diğerine dedi kiUnd so hat der eine Mann seinem Freund erzählt:
Kendi ailelerine bile söyleyemedikleri sırları.Még olyan titkot is, amit a saját családjuknak sem mondtak el.
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor. Bu sadece bir avuç çocuk değil.Ale to není jen pár dětí.
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor. Bu sadece bir avuç çocuk değil.E li costringe ad uccidere i loro stessi genitori
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor. Bu sadece bir avuç çocuk değil.Nem csak néhány gyerekről van szó, hanem több mint 30000-ről.
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.E ele os obriga a matar os próprios pais
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.Puedo decirte el nombre del chico malo
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.И ги принуждава да обият и собствените си родители.
Kendi ailelerini öldürmeye zorluyor.これは、ほんの少しの子供たちに起きている事じゃない。
Kendi aileleri onları koruyamadı, cemaat onları koruyamadı, hükümet onları koruyamadı.Ni sus padres, ni su comunidad ni el gobierno podía protegerlos.
Kendi aileleri onları koruyamadı, cemaat onları koruyamadı, hükümet onları koruyamadı.ההורים לא הצליחו להגן עליהם, הקהילה לא הצליחה להגן עליהם, הממשלה לא הצליחה להגן עליהם.
Kendi aileleri onları koruyamadı, cemaat onları koruyamadı, hükümet onları koruyamadı.فلم يستطيع الأباء حماية ابنائهم ولا المجتمع ولا حتى الحكومه استطاعة حمايتهم.
Kendi aileleri onları koruyamadı, cemaat onları koruyamadı, hükümet onları koruyamadı.ここは子ども達が寝泊りさせられていた場所で、地べたで眠っていたのです。毛布すら与えられない子どもも居ました。
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.A falu egyik legszegényebb családjának a gyereke volt.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Był synem jednej z najbiedniejszych rodzin w wiosce.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.C'était le fils d'une des familles les plus pauvres du village.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Era băiatul uneia dintre cele mai sărace familii din sat.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Er war der Sohn einer der ärmsten Familien im Dorf.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Han var søn af en af de fattigste familier i landsbyen.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Hij was de zoon van één van de armste families van het dorp.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.동네에서 가장 가난한 가정의 아이였습니다.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu. Ve o yapmıyordu.El era el hijo de una de las familias más pobres del pueblo. y el no estaba haciendo eso.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Он был ребёнком одной из самых бедных семей в деревне.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.Той беше син на едно от най-бедните семейства в селото.
Köyün en fakir ailelerinden birinin oğluydu.הוא היה הבן של אחת המשפחות העניות ביותר בכפר.