Ana içeriğe geç
Sözlük

aileleri ile cümle

aileleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Kurak mevsimde fil aileleri bir araya gelerek klan adı verilen başka bir sosyal yapı oluşturur.Pada musim kemarau, keluarga-keluarga gajah mungkin berkumpul dan membentuk klan.
Bazısı aileleriyle hiç birleşmemiş.Kebanyakan dari mereka tak pernah menyaksikan keluarga mereka lagi.
Aileleri de onları izledi.Murid-murid-Nya juga mengikuti Dia.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Đa số về nhà vào cuối ngày và góp phần kiếm được của mình cho gia đình.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Nhiều trẻ em cũng làm việc trên đường phố bởi gia đình chúng cần các khoản thu nhập từ đó.
Dolunayda sürekli aileleri öldürür.Tháng Tý luôn luôn phải chứa ngày đông chí.
1910'da ailesiyle Yafa'ya yerleşti ve Tel Aviv'in ilk ailelerinden oldu.Năm 1910 gia đình ông chuyển đến Jaffa, sau đó trở thành một trong những gia đình sáng lập Tel Aviv.
Bölgenin büyük bir kısmı üst orta sınıf ailelerine aittir.Phần lớn quận này là nơi định cư của những gia đình thuộc tầng lớp trung lưu cao (upper middle class).
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.Đi vào các hộ gia đình.
Bazısı aileleriyle hiç birleşmemiş.Nhiều người không còn liên lạc với gia đình.
Japon anneler çocuklarını ve ailelerini rahatlıkla ona emanet etmektedirler.Các bà mẹ người Nhật thường giao cho chúng nhiệm vụ trông coi những đứa con của mình.
Bu şefler, adaya, aileleri ve köleleriyle gelmişlerdir.Họ đến đây để tìm kiếm ngà voi và nô lệ.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Sau bốn tuần hẹn hò, họ làm đám cưới với nhau tại Las Vegas.
Cüce tilki aileleri aynı avlanma bölgesini kullanabilirlerse de genellikle yalnız avlanırlar.Nhiều gia đình nhà cáo nhỏ có thể chia sẻ vùng săn mồi cùng nhau nhưng thường không đi săn cùng thời điểm.
Bu süre içinde ailelerini aramakla meşgul olurlar.自らの一族を探すために主人公と同行を申し出てきた。
Bırakın evlerine dönsünler, bırakın ailelerine kavuşsunlar.家族に知らせるため急いで帰宅する。
Erzurum’un eski ailelerinden "Söylemezoğulları"na mensuptu.エルザの子供たちを扱った『永遠のエルザ』も参照。
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.より裕福な家庭は奴隷を所有した。
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.大統領は、犠牲者の家族らとも面会。
Mahallede yaşayan bütün ailelerin Bu bölgede akrabaları vardır.この町では、ほとんどすべての家族がアメリカ合衆国に親戚がいる。
Ailelerin ihtiyacı kadar tavuk beslenmektedir.肉じゃがなどの家庭料理が得意。
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KGはピルツおよびクンスチャートファミリーが100%所有する同族企業です。
Grevdeki işçilerin aileleri de açlıkla karşı karşıya kalmıştır.実父の辻潤餓死。
1940'larda Amerika'daki İtalyan mafya ailelerinin lideridir.1950年代に組織されたイタリア系アメリカ人によるマフィア。
Bazı ailelerin yanına verilmişse de her defasında ayrılmak zorunda kalmış en sonunda yetimhaneye gelmiştir.しかしその後、親戚を転々とし、最終的に孤児院に入れられた。
Her iki oğulları aileleri başladı.そして二人は父子二人暮しを始める。
Diğer detayları aileleriyle paylaşmayı planlamışlardı.さらに余った分は家族で分け合うことができる。
Yine de, İnguş aileleri topraklarına yerleşmeyi başardı.上江洲家は地頭代をつとめた家柄。
Aileleri ve evleri bulunur.アースやその家族が住んでいる。
Birim'deki tüm faaliyetler bir anda durdu ve burada çalışanlarla aileleri Japonya'ya kaçtı.現在、叔父一家はアメリカに居を移しており、いつき一人が日本の叔父の家に残っている。
Bu süre içinde ailelerini aramakla meşgul olurlar.沒收家產,其親族亦判處斬監候。
Bu para ile mağdur olan ailelerin aylık maaşları karşılandı.那就是死去的人们每月收到的工资。
Venedik'in asil ailelerinden Dandolo Ailesi tarafından 14. yüzyılın sonunda inşa ettirildi.该建筑由威尼斯贵族丹多洛家族建于十四世纪末。
Tıpkı kendileri gibi aileleri de birbirleriyle çok yakındır.然后遍食家人,且有为亲邻馈者。
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.公司最初的创业基金是来自于创业者家族贷款的15万美金。
Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan olsa da orada yaşayan Yahudi aileleri de vardır.人口主要是穆斯林,但也有猶太家庭居住。
Ailelerine, milletimize başsağlığı diliyorum." dedi.心愛家人,為家人祈福,不惜以自己的財物犯險。
Onlarında aralarında yaşlı erkekler ve bebekler vardır, aileleri bulunur.慈侍下,妻蘇氏,兄弘仁,子汲;浚。
Japon anneler çocuklarını ve ailelerini rahatlıkla ona emanet etmektedirler.日本母親通常會緊抱與縱容其子女,其子女則會通由依賴與孝順來回報其母親。
Düşüncelerim, hayatını kaybedenlerin aileleriyle.失去亲人的独自生活的青年。
Yakın bir zamanda en zengin ve en etkili asilzade ailelerinden biri olmuşlardır.很快,他们就成为当地最富有以及最具影响力的贵族之一。
Lloyd ve Levitan kendi aileleri hakkında konuşurken, aile temalı bir TV dizisi yapma fikri doğdu.勞伊德和勒維坦在分享自己家庭的故事時,一起構思了這部劇集的雏型。
Bu ailelerin birçoğu Türkiye'de yaşamaktadır.她的许多亲人还在韩国。
Düşüncelerimiz kurbanların aileleri ve arkadaşlarıyla birlikte.我的心与那些受害人及他们的家属们同在。
Kosova hükûmeti ve halkı adına, kurbanların ailelerine ve Türk halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.我代表土耳其人民,向受害者和所有美国人的家属和亲人表示哀悼。
İsrail ayrıca ölenlerin ailelerine tazminat ödeneceği sözünü verdi .以色列後來向遇難者家屬賠償。
Ailesi Kütahya'da dönemin en varlıklı ailelerindendi.贝拉斯科家族是中世纪时卡斯蒂利亚最有权利的家族之一。
Fennî kovanlarla arıcılık yapılmakta olup, bunlar ailelerin tüketimlerini karşılamaktadır.謀反者先火炙,後斬首,家人為奴。
Kendilerini ve ailelerini gereği gibi koruyamazlar.例如,兄弟和男性親戚不得進入姐妹或女性親戚的臥室。
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KG는 Pilz와 Kunschert 가족이 100 퍼센트 지분을 소유한 가족 기업입니다.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.회사는 창립 자금으로 설립자의 가족으로부터 15만 달러의 대출을 받는 형태로 출발했다.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.부모는 자녀를 구조할 의무가 있다.
Bırakın evlerine dönsünler, bırakın ailelerine kavuşsunlar.거시기는 운좋게 탈출하여 고향으로 돌아가 자신의 어머니(전원주)를 만난다.
Halihazırda köyde ikamet edenlerin çoğu emekliler ve işçi aileleri ile çocuklardır.현재의 주민들 가운데 다수는 철도청에서 근무한 퇴직자이거나 그들의 자손이다.
Ailelerin evlerinde bira tutması çok daha az rastlanan bir olaydı.대다수의 호주인들은 퇴근 후 집에거 맥주를 마시는 것을 하루 중 가장 큰 낙으로 생각한다.
Onlarında aralarında yaşlı erkekler ve bebekler vardır, aileleri bulunur.전종(全琮)의 아우의 아들이며, 전편(全遍)과 전집(全輯)의 형이다.
Ramazan bayramında çocuklara ailelerin bütçesi elverdiğince yeni kıyafetler alınır.그런 이유로 빈의 장례 때 그 친족은 다른 사람에게서 옷과 신발을 빌렸다.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.곧 피해자의 유족에 고발되어 체포된다.
Dolunayda sürekli aileleri öldürür.누나 민정에게 맨날 당한다.
Bunun sebebi ailelerin birbirlerine bakmasıydı.즉, 그들은 모르는 사이에 서로를 쳐다보고 있던 것이었다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod