Hatta bazı ailelerin soyadı da bunu göstermektedir.Ook de naam van Onderdendam wordt zo verklaard.
Kortejoların giriş kapısı kapandığında burada yaşayan ailelerin dış dünya ile temasları kesilirdi.Door deze Kattenburgerbrug op te halen konden de bewoners zich afsluiten van de buitenwereld.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Hij is niet getrouwd en woont nog bij zijn moeder.
Okul öncesi eğitim tesisleri yerel yetkililer tarafından ailelerin isteği üzerine sağlanır.De voorschoolse educatie valt onder de verantwoordelijkheid van gemeenten.
Ailelerin toplumsal organizasyonlara karşı kayıtsız kalması.Die hingen af van de maatschappelijke positie van het gezin.
Düşüncelerim, hayatını kaybedenlerin aileleriyle.Ze raken daarbij hun families kwijt.
Aileleri ve evleri bulunur.Er zullen woningen en bedrijven komen.
İlk oğulları doğunca Los Angeles'a taşındılar, orada aileleri ve soyları 20. yüzyılın liderlerinden oldular.The Sons of the Pioneers was een Amerikaanse countryband uit Los Angeles uit de jaren 30 van de 20e eeuw.
Sırbistan'ın yönetimi prenslerin (knez) ve soylu ailelerin eline geçti.Die bleef in handen van de vorsten en de adel.
Bazısı aileleriyle hiç birleşmemiş.Slechts enkelen werden met hun ouders herenigd.
Bölgenin büyük bir kısmı üst orta sınıf ailelerine aittir.De meeste bewoners behoren tot de gegoede middenklasse.
Tüm ailelerin yüzde 46'sı beş veya daha fazla çocuğa sahiptir.Nu is de 456 terug en eist tien procent van alle kinderen.
NKVD'nin özel gözetimi bu kişilerin ailelerine de uygulandı.Pod specjalnym nadzorem NKWD znalazły się również ich rodziny.
Aileleri korumak ve sağlıklı bir ortamda geliştirmek.Opieka i wychowanie we współczesnej rodzinie.
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Firma Pilz GmbH & Co.KG jest firmą rodzinną, w 100% należącą do rodziny Pilz i Kunschert.
Kurbanların ailelerine taziyeler dilerim.Władze wyraziły ubolewanie członkom rodzin ofiar.
Ailelerin yüzde on sekizinden fazlası, nüfusun yüzde yirmi ikisinden fazlası yoksulluk sınırının altındadır.(Mój przyjaciel pewnie ma dwadzieścia dwa lata. (dosł. będzie miał)) rozkazu: Farai qualcosa.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Wiele dzieci pracowało w domu, aby pomóc rodzicom w prowadzeniu gospodarstwa.
Bu komitenin amacı, kovuşturmaya uğrayan işçileri savunmak ve ailelerine yardım etmekti.Komitet Obrony Niesprawiedliwie Prześladowanych starał się wspierać dysydentów i ich rodziny.
Spetses ailelerinden Koutsis'lerin bir üyesi ile yaptığı tartışma sonucu vurularak öldü.Poniosła śmierć w sprzeczce z członkami rodziny Koutsisów.
Lloyd ve Levitan kendi aileleri hakkında konuşurken, aile temalı bir TV dizisi yapma fikri doğdu.Podczas pracy w biurze, Lloyd i Levitan opowiadali sobie historię swoich rodzin.
Okul öncesi eğitim tesisleri yerel yetkililer tarafından ailelerin isteği üzerine sağlanır.Przedszkola finansowane są przez władze lokalne.
Her ikisinin de aileleri Litvanya'dan göç ettiler.Później obie siostry pisały po litewsku.
İnsanları ve ailelerini korurlar.Służąc jemu i jego rodzinie.
Küçükhasanlar köyün en büyük en saygın ailelerinden biridir.Społeczność wiejska wybierała spośród dziewcząt najpiękniejszą z nich.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Geniuszowie wyjechali do Egiptu.
Köyün önemli aileleri kültüre önem vermektedir.Bardzo cenią sobie towarzystwo drugiego kota.
Bu ailelerin bazılarının nesilleri halen köyde yaşamaktadır.Wielu ich potomków mieszka we wsi do dzisiaj.
Daha sonra başka ailelerin de gelip yerleşmeleri ile köy halini almıştır.Ligęzowie (pochodzący z Bobrka) nadali swemu miastu nowe przywileje.
Asker aileleriyle yapılan röportajlara da yer vermektedir.Dbał też o kontakty żołnierzy z ojczyzną.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Ich podstawowym towarem byli niewolnicy.
Dünyanın en zengin ailelerinden birini kurmuştur.Jest to jedna z najbogatszych rodzin na świecie.
Çoğu gün sonunda evlerine giderler ve kazandıklarıyla ailelerine katkıda bulunurlar.Många åker hem så länge till sina gårdar och hjälper till med skörden.
1910'da ailesiyle Yafa'ya yerleşti ve Tel Aviv'in ilk ailelerinden oldu.År 1910 slog sig familjen ner i Jaffa och blev en av grundarna av Tel Aviv.
Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir.Det kan därför rädda livet för vissa patienter.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.I de rikaste hushållen kunde det nu finnas hundratals slavar.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Han gifte sig aldrig men bodde tillsammans med sin syster och hennes familj.
Nijer-Kongo dilleri, yeryüzündeki büyük dil ailelerindendir.Niger-Kongospråken är en av de största språkfamiljerna i världen.
İtalyan Rönesansı'nda Floransa'nın asil ailelerinin birinin çocuğu olarak doğmuştur.Hon föddes i Neapel som medlem i en adelsfamilj från Florens.
Ailelerin buğdayları her gece birisi olmak üzere sırayla dövülür.Alla släktets arter flyttar om nätterna.
1712 yılından itibaren kasaba yenide inşa edildi ve ailelerin kasabaya yerleşmesi desteklendi.Från omkring 1702 började kompaniet också rekrytera sin arbetarstam i denna stad.
Pilz GmbH & Co.KG Pilz ve Kunschert ailelerinin %100’üne sahip olduğu bir aile şirketidir.Pilz GmbH & Co.KG är ett familjeföretag som ägs till 100 % av familjerna Pilz och Kunschert.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Efter att ha dejtat i fyra veckor gifte de sig i Las Vegas.
Arnavut ailelerin geleneksel şarap ve rakı üretmek için kendi bahçelerinde üzüm yetiştirdiği bilinmektedir.Klings menar att de vinnlägger sig om att använda lokala och traditionella råvaror i sina glassar.
Aileleri öldürülmüş, köyleri yakılmıştır.Flera albaner avrättades och byar brändes.
Hüseyin Seydiu'nun ve diğer gençlerin aileleri Sırp komşularından yardım istediler, ama sonuç alamadılar.Hamato Yoshi och utromerna flydde då de såg vad som skett.
Şehir mafya aileleri arasında 5'e bölünmüştür.New York-maffian delades av dem upp i fem familjer.
Esad Paşa 1863'te Tiran'ın ileri gelen toprak sahibi ailelerinden olan Toptani'ler ailesi üyesi olarak doğdu.Torsvi ägs sedan 1863 av familjemedlemmar i släkten Hermelin.
Ancak, bu ailelerin üyelerinin ne zaman farklılaştığı henüz bilinmemektedir.Tills vidare är det oklart om och hur de nämnda grupperna är släkt med varandra.
Mdivani ailesi Gürcistan'ın soylu ailelerinden biriydi.Styrande där var medlemmar av adelsfamiljen Geghamian.
Aileleri ve çocukları var.Сім'я та діти.
Düşüncelerim, hayatını kaybedenlerin aileleriyle.У своїх думках ми зараз із родинами тих, хто загинув.
Bunun üzerine üç arkadaş, gereken parayı elde etmek için harekete geçerler, aileleri de onlara yardımcı olur.Хтось хоче витягти свою вигоду з того, що відбувається, хтось допомогти.
Her iki oğulları aileleri başladı.Обидва йдуть зі своїх сімей.
Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi.Серед цілей товариства була вказана допомога дітям одягом, їжею, навчанням.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Його батьки були досить заможними людьми, мали рабів.
Onu ve vezirini aileleriyle birlikte Ahmednagar'a gönderdi.Розказав про це він і своєму рабу Парменону.
Geleneksel toplumlarda, evlenecek bireylerden daha çok, aileleri birbirine bağlamaktadır.Шлюбні: « У кожного насамона зазвичай багато дружин, які є спільними.»
Askerler aileleri ile birlikte geldiler.Тільки здорові діти поверталися батькам.
Umialikler ve eşleri kendi yerel ailelerinin şefleridir.Всі вони були вдови і голови сімейств.