Bakması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Geçimini sağlaması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Bakacak büyük bir ailesi vardı.He had a large family to support.
Tek ebeveynli aileler için hiç sempatisi yok.He has no sympathy for single parent families.
Onun destekleyecek bir ailesi var.He has a family to support.
Onu destekleyecek bir ailesi yok.He has no family to support.
Onun geçindirecek büyük bir ailesi var.He has a large family to support.
Onun ailesi çok geniştir.His family is very large.
Onun ailesi çok büyük.His family is very large.
Onun ailesi banliyölerde yeni bir eve taşındı.His family moved into a new house in the suburbs.
Ailesinde bir ölüm oldu.There's been a death in his family.
Onun ailesinin aylık 800 dolar geliri var.His family has 800 dollars coming in every month.
O, büyük bir ailenin üyesidir.He belongs to a large family.
Ailesi yoksuldu ve yoksul insanlar genellikle müzik duymadı.His family was poor, and poor people did not often hear music.
Ailesi on yedinci yüzyıla kadar dayanıyor.His family dates back to the seventeenth century.
Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.His family emigrated from their mother country to Brazil forty years ago.
Onun ailesi tamamen çok iyidir.His family are all very well.
Onun ailesi buğday çiftçileriydi.His family had been wheat farmers.
Onun ailesi büyüktür.His family is large.
Ailesi tarlada çalışıyor.His family works in the fields.
Ailesi onun küçük geliriyle yaşamak zorunda.His family has to live on his small income.
Onun ölümü ailesine söylenecek.His family will be told of his death.
Onun maaşı ailesine bakamayacak kadar çok düşük.His salary is too low to support his family.
Onun aylık geliri ailesini geçindiremez.He cannot support his family on his monthly income.
Geliri ailesine bakamayacak kadar çok küçük.His income is too small to support his family.
O başarısını ailesine borçludur.He owes his success to his parents.
Onun ailesi çiftçiydi.His parents were farmers.
Ailesine bakmak için çok çalıştı.He worked hard to provide for his family.
O, genç olduğu için bakacak büyük bir ailesi vardı.Young as he is, he has a large family to support.
O, aile ile akrabadır.He is related to the family.
O, ailesine hükmeder ve bütün kararları verir.He dominates his family and makes all the decisions.
O hâlâ ailesine bağımlıdır.He is still dependent on his parents.
O hâlâ ailesinin sırtından geçiniyor.He's still sponging off his parents.
Tamamen ailesine bağımlıdır.He is totally dependent on his parents.
İyi bir ailede yetiştirilmiş gibi görünüyor.He must have been brought up in a good family.
Küçük bir maaşla büyük bir aileyi geçindirmesi gerekiyor.He has to maintain a large family on a small salary.
O, ailesi için bir onurdur.He is an honor to his family.
O ailesini terk etti.He has left his family.
Ailesinden ayrılmayı sevmiyordu.He didn't like being separated from his family.
Ailesi ile birlikte Hawaii'ye gitti.He traveled to Hawaii with the family.
O, ailesinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his family.
Ailesinin yanında oturuyordu.He sat surrounded by his family.
Ailesi için yiyecek ve giyecek temin etti.He provided food and clothes for his family.
Taşınmak için ailesini hazırladı.He prepared his family for the move.
O, ailesiyle karşılaşır karşılaşmaz gözyaşlarına boğuldu.No sooner had he met his family than he burst into tears.
Ailesi için çok çalıştı.He worked very hard for the sake of his family.
O, ailesi için yemek pişirmeyi sever.He likes to cook for his family.
Ailenin geri kalanını taklit edebilir.He can imitate the rest of the family.
Ailenin bir fotoğrafını çekti.He took a photograph of the family.
O, aileyi uyandırmamak için sessizce geldi.He came in quietly in order not to wake the family.
O, ailesini terk etti.He abandoned his family.
Ailesini terk etti ve yurt dışına gitti.He deserted his family and went abroad.
O, ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He abandoned his family and went to live in Tahiti.
O ailesinin geçimini sağlamaktadır.He provides for his family.
O, ailesini desteklemek için yeterli gelire sahip.He has a sufficient income to support his family.
Ailesine yardımcı olmak için sıkı çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
O, ailesine bakmak için çok çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
Ailesini geçindirmek için çok çalışıyor.He is working hard to support his family.
Onun geçindirecek bir ailesi var.He has a family to provide for.
O, kısa sürede aileye kabul edildi.He was soon accepted into the family.