Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.But it's also really important that we don't get distracted by the theater or the morals of it.
Sosyal ve ahlakı gelişimi sırasında 1990'larda karadeniz limanındaydı.Now he developed his social and moral compass on the Black Sea port during the 1990s.
Ahlaksız bir hayat yaşamıştı... Hırsızlık, dolandırıcılık... ...ve diğer suç faaliyetleri...Living a life of debauchery, implicated for stealing, cheating and various other crimes.
İki şey söylemem gerekirdi: Biri fikri, diğeri ahlaki.I should like to say two things -- one intellectual and one moral.
Söylemem gereken ahlaki şey ise: ki oldukça basitThe moral thing I should wish to say to them is very simple
Küresel bir ahlak çağrısında bulunuyorsunuz.So, you're calling for a global ethic. Would you describe that as global citizenship?
Ben dürüst ve ahlaklı bir adamım, Derhal konuyu kapatalım lütfenI'm a straight forward man, please cut to the point.
Ahlaklı bir adam, bir kahramanA decent man, a hero.
Ben ahlaklı bir adamım, anlamadın mı hala ?I'm a decent man, not an animal.
O ahlaksız kalbini söküp göstereceğimI want to take a look at your wicked heart.
Bir hikaye anlatıcısının zihninde ahlâk çelişkileri var.In a storyteller's mind, it's a contradiction of moralities.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.And most importantly, they had this ethos of sharing information.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Your personality and morality are disengaged.
Raylara atlamak çok büyük bir şey değil." Ahlakçı bir üslupla "Herkesin yapması gerekeni yaptım."And the moral imperative is "I did what everyone should do."
Asik, tipik burjuvanin konustugundan daha farkli bir ahlaki ve duygusal dil konusur.The lover speaks a different moral and emotional language than the typical bourgeois man does.
Ben bir ekonomistim ama bu ekonomiyle alakalı bir soru değil, bu ahlaki bir soru:I mean, I'm an economist, but this is ultimately not an economic question, it's a moral question:
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.However, the moral and political choice is still up to us, as citizens and as voters.
Bizim nasıl ahlaklı makineler inşa etmeyi düşünmemize... gerek olmadığını düşünüyorum.I think we do need to think about how to build machines that are ethical.
Bu genç insanları, kontrolden çıkan bir iklim sistemiyle bırakmak ahlaksızca olurdu.It would be immoral to leave these young people with a climate system spiraling out of control.
Bir insanın geçmişi ahlaki davranışını belirler.Moral behavior determines the history of a human being.
Siz, Dünya'ya gitmek için ölüyorsunuz. Artık bu ahlaki sesi duymaya dayanamıyorum.You're dying to go, can't stand this moral tone anymore.
Bunlar ahlakın temel taşları.So these are the pillars of morality.
Birisine "Ahlak hangi temellere dayanır?" diye sorarsanız, hep bu iki öğe öne çıkar.If you ask anyone, "What is morality based on?" these are the two factors that always come out.
Bana kalırsa evrimleşen bir ahlak anlayışımız var.I believe there's an evolved morality.
İşte ahlak ile cimriliği birbirine karıştırıverince ne olduğunun örneği.This is what happens when we confuse morality with frugality.
Üzgünüm, bu yılın en ahlaksız partisinde fotoğrafı olsun istedim.Sorry, I just had to have a picture of the wickedest party of the year.
Çünkü bu odada ahlaksız olduğunu söylediği görüntüler vardı.Because there were images in it he said were licentious.
Bu ahlaksızca.It's immoral.
Bradley'nin küçük ahlaki benliğinin merdivenleri çıkarken nasıl öldüğüne bir bakın.So note how Bradley's petty, moralistic self just dies on the way up the staircase.
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.It's about joining with others to pursue moral ideas.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.It is a meretricious fandango of imported systems, which the elites themselves don't understand.
Bunlar seni kötü yoldan, Ahlaksızın sözlerinden kurtaracak.to deliver you from the way of evil, from the men who speak perverse things;
Oğlum, neden ahlaksız bir kadınla coşasın, Neden başka birinin karısını koynuna alasın?For why should you, my son, be captivated with an adulteress? Why embrace the bosom of another?
Ahlaksız yüreğinde kötülük tasarlar, Çekişmeler yaratır durmadan.in whose heart is perverseness, who devises evil continually, who always sows discord.
Zina eden kadından, Yaltaklanan ahlaksız kadından seni koruyacak olan bunlardır.that they may keep you from the strange woman, from the foreigner who flatters with her words.
Çünkü fahişe derin bir çukur, Ahlaksız kadın dar bir kuyudur.For a prostitute is a deep pit; and a wayward wife is a narrow well.
Gözlerin garip şeyler görür, Aklından ahlaksızlıklar geçer.Your eyes will see strange things, and your mind will imagine confusing things.
Ahlaksızlığının ve yaptığın iğrençliklerin sonuçlarına katlanacaksın. RAB böyle diyor.You have borne your lewdness and your abominations, says Yahweh.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.For God called us not for uncleanness, but in sanctification.
Ahlaksız, kötü insanlardan kurtulmamız için de dua edin. Çünkü herkes iman etmiş değildir.and that we may be delivered from unreasonable and evil men; for not all have faith.
Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.This is just a habit of antiquated people.
Ve sen, büyük bir ahlak üzerindesin.For you are verily born of sublime nature.
Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.For you are verily born of sublime nature.
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.For you are verily born of sublime nature.
Şüphe yok ki bir topluluk, ahlakını değiştirmedikçe Allah o topluluğu değiştirmez.Verily God does not change the state of a people till they change themselves.
Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlaka sahipsin elbette.For you are verily born of sublime nature.
Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.For you are verily born of sublime nature.
Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.For you are verily born of sublime nature.
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.For you are verily born of sublime nature.
Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! [33,21]For you are verily born of sublime nature.
Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar.If You leave them, they will mislead your servants, and will breed only wicked unbelievers.
O zaman da, Allah, bütün ahlâkî zaaflarınızı ortaya çıkarırdı.Thus, He would make your malice become public.
Ancak skandalların devam etmesi hükümetin ahlaki otoritesini çürütüyor.The succession of scandals, however, has been eroding the government's moral authority.
Böylece ahlaksız oyunlar oynama eğilimi de kontrol altına alınmış olacaktır.Consequently, the propensity for playing unethical games would be kept under control.
Diana Culli, kitabın basılmasına ahlaki gerekçelerle karşı çıkarak buna katılmıyor.Diana Culli disagreed, arguing against the book's publication on moral grounds.
Peter Gross: Medya Meslek Ahlakı OluşturmalıPeter Gross: Media Must Establish Professional Ethics
Gross: Medya, meslek ahlakının oluşturulmasında öncü olmalıdır.Gross: The media must take the lead in establishing professional ethics.
Olaylar İş Ahlakı ve Toplumsal Sorumluluk Kavramlarını Yeniden Sorgulamayı GerektiriyorEvents Spur Re-examination of Business Ethics, Social Responsibility
Komünizm sonrası geçiş dönemi, yolsuzluk ve ahlaki olmayan davranış örnekleri ile doludur.The post-communist transition is replete with cases of corruption and unethical behaviour.
Bir cumhurbaşkanının vatandaşlarına böyle bir şey söylemesini ahlâksızca buluyorum."I think it immoral that a president can say something like that to the citizens.