İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.La gente è ispirata dagli eroi morali.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Les gens sont inspirés par des héros moraux.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Lidé jsou inspirováni morálními hrdiny.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Los héroes morales inspiran a las personas.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Ľudí inšpirujú morálni hrdinovia.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Ludzi inspirują bohaterowie moralni.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Människor inspireras av moraliska hjältar.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Manusia selalu terinspirasi oleh pahlawan moral.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Menschen werden von moralischen Helden inspiriert.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Mensen worden geïnspireerd door morele helden.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Mọi người được khơi nguồn cảm hứng bởi các anh hùng có đức hạnh.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Oamenii sunt inspiraţi de eroi morali.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Οι άνθρωποι εμπνέονται από τους ηθικούς ήρωες.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Людей вдохновляют моральные ориентиры.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Люди зразкової моральної поведінки мають неабиякий вплив.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.Хората са вдъхновени от моралните герои.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.אנשים מקבלים השראה מגיבורים מוסריים.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.فالأبطال الذين يتحلون بالأخلاق يلهمون الناس.
İnsanlar, ahlak timsallerinden esinlenirler.しかし成長と共に、倫理的英雄と崇める人がいることを
"İnsanların ahlaksızlıkları nufüsteki düşüşün sebebidir.인류의 범죄는 활동적이며 재능은 인구 감소 관료이다.
"İnsanların ahlaksızlıkları nufüsteki düşüşün sebebidir."Слабкості людства проявляються дуже активно та можуть служити факторами депопуляції.
"İnsanların ahlaksızlıkları nufüsteki düşüşün sebebidir.رذيلة البشرية القائمة
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Han är så hemskt fin och moralisk och känslosam.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isaac est si bien. Il est tellement bien, et moral et si délicat.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isak e atât de delicat ºi de bun, aºa de moral ºi de sensibil.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isak es tan guapo y bueno, ...tan moral y sensible.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isak ist so nett. Er ist schrecklich nett. Und moralisch und gefühlvoll.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isak ist so nett. Er ist schrecklich nett. Und moralisch und gefühlvoll.
Isak çok iyi ve ince, ahlaklı ve duygusal.Isak on niin hyvä. Hän on niin valtavan hyvä ja moraalinen ja tunteellinen.
['İş bir adamı 3 büyük fenalıktan kurtarır: bıkkınlık, ahlaksızlık ve muhtaçlık.' - Voltaire]["El trabajo salva al hombre de tres grandes males: el aburrimiento, el vicio y la necesidad". - Voltaire]
['İş bir adamı 3 büyük fenalıktan kurtarır: bıkkınlık, ahlaksızlık ve muhtaçlık.' - Voltaire]["Munca ține departe de noi trei mari rele: plictiseala, viciul și nevoia." - Voltaire]
['İş bir adamı 3 büyük fenalıktan kurtarır: bıkkınlık, ahlaksızlık ve muhtaçlık.' - Voltaire][... o tédio, o vício e a necessidade]
['İş bir adamı 3 büyük fenalıktan kurtarır: bıkkınlık, ahlaksızlık ve muhtaçlık.' - Voltaire]["Работата спасява човека от три големи злини: скука, порок, и нужда." -- Волтер]
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.A ne pas faire: enseigner davantage de cours d'éthique.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Eén manier om dat niet te doen: meer lessen in ethiek geven.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.En måde ikke at gøre det på: afholde flere kurser i etik.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Ett sätt att inte göra det är att ge fler kurser i etik.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Jeden zo spôsobov ako to nedosiahnuť je učiť viac hodín etiky.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.첫번째 방법: 윤리 교육을 강화한다.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Một cách để tránh làm nó: dạy nhiều khoá học đạo đức hơn.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Salah satu cara yang salah: mengajarkan lebih banyak pelajaran etika.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Sposób w jaki nie należy tego robić: wprowadzić więcej zajęć z etyki.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Uma forma de não o fazer: fomentar mais formação ética.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Una manera de no hacerlo: más clases de ética.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Un mod de a nu face asta: să predăm mai multe cursuri de etică.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Un modo come non farlo: insegnare più corsi di etica.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Způsob, jak to nedělat: učit víc kurzů etiky.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Ένας τρόπος ν' αποτύχουμε, είναι να διδάσκουμε περισσότερα μαθήματα ηθικής.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Един начин как да НЕ го направим: да преподаваме повече етични курсове.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Один из путей - больше учить этике.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.Як НЕ треба це робити: збільшити кількість годин викладання етики.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.דרך אחת לא לעשות זאת: עוד קורסים באתיקה.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.ثمة طريقة واحدة لا يمكنها القيام بهذا: تدريس المزيد من المقررات الأخلاقية.
İşe yaramayacak bir yöntem: Ahlak Bilgisi dersleri vermek.(拍手)
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Chiar aici la TED am audiat conferinţe ale mai multor eroi morali.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Durante este TED hemos escuchado charlas de varios héroes morales.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Juist ook op deze TED konden we luisteren naar verschillende morele helden.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Zrovna na tomto TEDu jsme slyšeli přednášky několika morálních hrdinů.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Точно на този TED чухме истории от няколко морални героя.
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.A co je fascinující, je to, že soucítění má nepřátele, kterými jsou věci jako litování, pohoršení, strach.