Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Dio non ci ha chiamati all'impurità, ma alla santificazione
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.For Gud kalte oss ikke til urenhet, men til helliggjørelse.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.God heeft ons geroepen om zuiver voor Hem te leven en niet om ons met allerlei onzuiverheid in te laten.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Gud har ju icke kallat oss till orenhet, utan till att leva i helgelse.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Kajti Bog nas ni poklical k nečistosti, ampak v posvečenje.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.하나님이 우리를 부르심은 부정케 하심이 아니요 거룩케 하심이니
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Lebo nepovolal nás Bôh nato, aby sme žili v nečistote, ale v posvätení.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Mert nem tisztátalanságra, hanem szentségre hívott el minket az Isten.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Nebo nepovolal nás Bůh k nečistotě, ale ku posvěcení.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Porque Deus não nos chamou para a imundícia, mas para a santificação.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Porque Dios no nos ha llamado a la impureza, sino a la santificación
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Sillä ei Jumala ole kutsunut meitä saastaisuuteen, vaan pyhitykseen.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Thi Gud kaldte os ikke til Urenhed, men til Helliggørelse.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Διοτι ο Θεος δεν εκαλεσεν ημας προς ακαθαρσιαν, αλλα προς αγιασμον.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Ибо призвал нас Бог не к нечистоте, но к святости.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.Не покликав бо нас Бог на нечистоту, а на сьвятость.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.כי לא קרא אותנו האלהים לטמאה כי אם לקדשה׃
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.لان الله لم يدعنا للنجاسة بل في القداسة.
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.神 召 我 們 、 本 不 是 要 我 們 沾 染 污 穢 、 乃 是 要 我 們 成 為 聖 潔
Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı.神召 我 們 、 本 不 是 要 我 們 沾染 污穢 、 乃是 要 我 們成為聖潔
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Co ważne, mieli kulturę dzielenia się informacją.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.E cosa fondamentale, avevano questa regola di scambiare le informazioni.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Et plus important encore, ils avaient cette philosophie du partage d'information.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.가장 중요한 것은, 그들은 정보를 공유하고자 하는 정신을 가지고 있었어요.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Şi cel mai important, aveau acest etos al împărtăşirii informaţiei.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Und ganz wichtig: Ihr Ethos des Informationsaustauschs.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Và trên hết, họ có ý tưởng chia sẻ thông tin này.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Y lo que es más importante, tenían este espíritu de compartir la información.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.И най-важното, изповядвали този дух за споделяне на информация.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.Самое важное, они верили в то, что информация должна быть доступной.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.והכי חשוב, היה להם אתוס זה של שיתוף מידע.
Daha da önemlisi, bilgi paylaşımı ahlakına sahiplerdi.والأهم من ذلك ، أنهم كانوا يؤمنون بمبدأ مشاركة المعلومة.
- Daha güvenilir ve ahlaklı insanların seçilmesi bu sorunu çözmez mi?- Ar putea alegerea oamenilor cu un moral ridicat să rezolve problemele ?
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Dann wurde es eine Frage der Moral und jetzt will ich die Leute einfach nur ärgern." (Lachen)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)"Depois passou a ser uma escolha moral e agora é só para chatear as pessoas." (Risos)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)그러다 그게 도덕적인 선택이 되었고 이제는 그냥 다른 사람들 짜증나게 하려고 하는거야." (웃음)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)luego se hizo una opción moral y ahora solo quiero molestar a la gente". (Risas)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Poi è diventata una scelta morale, ora è solo per dare fastidio alla gente." (Risate)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Sau đó là vì lý do đạo đức, giờ tôi ăn chay chỉ để chọc tức người khác." (Cười)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Toen werd het een morele keuze. Nu wil ik mensen gewoon tot last zijn." (Gelach)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)"Zostałam wegetarianką z powodów zdrowotnych, potem etycznych, a teraz tylko żeby innych wkurzyć". (Śmiech)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Μετά έγινε επιλογή ηθικής και τώρα απλώς για να ενοχλώ τον κόσμο". (Γέλια)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Потім це стало питанням моралі, а тепер - щоб подратувати людей". (Сміх)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)ואז זה הפך לבחירה מוסרית, ועכשיו זה רק כדי לעצבן אנשים". (צחוק)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)ثم تحولت لأسباب أخلاقية، والآن فقط لإغاظة الناس" (ضحك)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)(笑) 「すみません - これちょっとおかしいと思うんです
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.În interiorul biologiei noastre, există yin și yangul moralității.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.우리든 도덕성의 양과 음을 가지고 있습니다
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.Significa che nella nostra biologia abbiamo lo yin e lo yang della moralità.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.To znaczy, że nasza biologia zawiera element yin i yang moralności.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.Van tehát biológiailag yin és yang töltetű erkölcs.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.Σημαίνει πως στη βιολογία μας, έχουμε το γιν και το γιανγκ της ηθικής.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.Це означає, що в нашому огранізмі закладені "інь" та "янь" моральності.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.את היין-והיאנג של המוסריות.
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.نملك في داخلنا ما يعادل " الين "و" اليانج " للأخلاق (تعبير صينى قديم ).
Demek ki, kendi biyolojimiz içinde ahlakın "yin"i (karanlığı) ve "yang"i (aydınlığı) var.体内には他者と繋ぐオキシトシンがあり
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Arról szól, hogy csatlakozunk másokhoz, hogy erkölcsi eszméket kövessünk.
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Đó là việc cùng với người khác theo đuổi những tư tưởng đạo đức.
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Es geht darum, sich mit anderen zu verbinden, um ethische Vorstellungen nachzuverfolgen.
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Es sobre juntarse con otros para perseguir ideas morales.