Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Dobbiamo trasformarla in una guerra morale.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz. Erkek:Musimy zamienić ją na wojnę moralną.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Musíme to proměnit v morální válku.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Nous devons faire de cette guerre une guerre morale. homme:
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Tenemos que convertirla en una guerra moral.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Trebuie să transformăm războiul într-unul moral.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.We moeten er een morele oorlog van maken.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Мы должны сделать войну нравственной.
Bunu ahlaki bir savaşa dönüştürmeliyiz.Трябва да преобърнем нещата в морална война.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.A kromě toho mají morální schopnost rozpoznat, co to "činit správně" znamená.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Dessutom har de den moraliska förmågan för att förstå vad "göra rätt" innebär.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Di samping itu, mereka punya kecakapan moral untuk menentukan arti "berbuat baik".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.En bovendien hebben ze de morele vaardigheid om uit te zoeken wat "goed doen" betekent.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.E oltre a ciò, essi hanno la capacità morale di immaginare cosa significa "fare del bene".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.És ezen felül, megvan a morális képességük, hogy felismerjék mit is jelent "jót tenni".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Et bien plus, ils ont l'aptitude morale de trouver comment "bien" le faire.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.I ponadto, mają zdolność oceny moralnej, co "właściwe postępowanie" oznacza.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.더 나아가 "옳은 일을 한다"는게 무엇을 의미하는지 알아보는 도덕적 판단력이 있습니다.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Mais importante ainda, têm a capacidade moral para perceber o que "fazer o bem" quer realmente dizer.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Más allá de esto, tienen la habilidad moral de deducir qué significa "hacer el bien".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Og ud over det, de har de moralske færdigheder til at forstå hvad "at gøre det rigtige" betyder.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Okrem toho majú morálnu schopnosť, aby sa dovtípili, čo znamená zachovať sa správne.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Şi mai mult decât atât, au priceperea morală să înţeleagă ce înseamnă "a face bine".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.Und haben darüber hinaus die moralische Fähigkeit herauszufinden was "richtig zu behandeln" bedeutet.
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.И более того, они обладают добродетелью ума, позволяющей им определить, что означает "по-человечески".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.И освен това имат моралното умение да разберат, какво означава "да постъпят правилно".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.ובנוסף, יש להם הכושר המוסרי לדעת מה פירוש "הגינות".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.فضلاً عما لديهم من مهارة أخلاقية لمعرفة معنى أن "تقوم بما هو صحيح".
Bunun da ötesinde, "hakkaniyetin" anlamını bilecek ahlaki becerileri vardır.アリストテレスは「実践知とは」
Bunun yasal olmadığı, ahlaki olmadığı,그것은 불법은 아니지만 비도덕적이며
Bunun yasal olmadığı, ahlaki olmadığı,Ze was een goede studente. De uitwijzing dreigde. Dus wat deed ze?
Bunun yasal olmadığı, ahlaki olmadığı,שזה דבר לא חוקי, שזה דבר לא מוסרי,
Bunun yasal olmadığı, ahlaki olmadığı,لم يكن هذا شيئاً قانونياً، لم يكن شيئاً أخلاقياً،
Bunun yasal olmadığı, ahlaki olmadığı,彼女にやめるよう命じました
Burada, eğer sen ahlaklı isen öte dünyaya gidebilirsin.Hier ga je enkel naar het eeuwige leven als je 'juist' geleefd hebt.
Burada, eğer sen ahlaklı isen öte dünyaya gidebilirsin.Według Egipcjan, życie po śmierci należy się tylko tym, którzy żyli godnie.
Burada, eğer sen ahlaklı isen öte dünyaya gidebilirsin.Zde jdeš do posmrtného života pouze, pokud jsi byl dobrý.
Burada, eğer sen ahlaklı isen öte dünyaya gidebilirsin.У цьому випадку, ти потрапиш у загробний світ лише якщо жив морально.
Buradaki ahlaki çöküntü tehlikesi şu, gelecekte insanlar diyecek ki, ben de risk alacağım.Morální hazard je v budoucnosti, lidé řeknou, budu riskovat.
Buradaki ahlaki çöküntü tehlikesi şu, gelecekte insanlar diyecek ki, ben de risk alacağım.私はリスクを取ると。 なぜなら、もしそれが良いときなら、
Bu saflığı, ahlakı ve kutsallığı temsil edecek olan bir nesil! Hayatınız boyunca Tanrı'ya hizmet edeceksiniz.mais vous pensez que les prières fonctionnent ?
Bu söyleyeceğim fikri şeydi. Söylemem gereken ahlaki şey ise: ki oldukça basitMorálna myšlienka, ktorú by som si prial povedať, je veľmi jednoduchá.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Aj tu na TEDe sme počuli prednášať niekoľko morálnych hrdinov.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.A TED -nél is hallhattunk már beszédeket több morális hőstől.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Cũng chỉ ở TED thôi chúng ta đã nghe bài phát biểu của một vài anh hùng đạo đức.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Di TED saja kita telah dengarkan ceramah dari beberapa pahlawan moral.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Här på TED har vi hört föredrag från flera moraliska hjältar.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.In diesem TED haben wir einige Reden von moralischen Helden gehört.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Netop på denne TED hørte vi taler fra flere moralske helte.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Proprio qui da TED abbiamo sentito i discorsi di diversi eroi morali.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Rien qu'à cette conférence nous avons entendu plusieurs héros moraux.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Só nesta sessão da TED ouvimos falar de vários heróis morais.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.이번 TED에서도 인상적인 영웅들이 많았습니다.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Tylko tu, na tej konferencji TED, usłyszeliśmy już wykłady kilku moralnych bohaterów.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Σε αυτό το συνέδριο του TED, ακούσαμε ομιλίες από πολλούς ηθικούς ήρωες.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.На цій конференції ми чули виступи декількох моральних героїв.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Прямо на этой конференции TED мы слышали выступления нескольких этических героев.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.גם ב-TED הנוכחי שמענו הרצאות מפי כמה גיבורים מוסריים.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.ومن نفس المنطلق سمعنا هنا في TED أحاديث عن العديد من الأبطال الذين تحلوا بالأخلاق.
Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.特に感銘を受けた話が2つあります