Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.この理由から 関係を修復するのが大変大変難しいのです
Bu ahlakın kaynağıdır.Đây là nguồn cội của nhân cách, hành động đồng cảm tưởng tượng này
Bu ahlakın kaynağıdır.Esta es la fuente de toda la moral.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.Asta este sursa întregii moralități, acest act imaginativ de empatie, să te pui în locul altuia.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.Inilah sumber moralitas, perbuatan empati, menempatkan diri Anda sebagai orang lain.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.Toto je zdroj veškeré morálky, tento představivý akt vcítění, umístění sebe samého do pozice druhého.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.To źródło wszelkiej moralności, empatii będącej owocem wyobraźni, zdolności postawienia się na czyimś miejscu.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.Είναι η πηγή κάθε ηθικής, η ευφάνταστη δράση της εμπάθειας, η τοποθέτηση του εαυτού στην θέση του άλλου.
Bu ahlakın kaynağıdır. Kendinizi başkasının yerine koyduğunuz hayali bir empati hareketi.Це джерело всякої моралі, саме цей уявний акт співпереживання, коли ми ставимо себе на місце іншого.
Bu ahlakın kaynağıdır.이건 모든 윤리성의 원천이죠.
Bu ahlakın kaynağıdır.La source de toute morale est
Bu ahlakın kaynağıdır.זה הוא המקור של כל המוסר,
Bu ahlakın kaynağıdır.هذا هو مصدر كل الأخلاقيات.
Bu ahlakın kaynağıdır.共感という想像力を働かせることにより
Bu ahlaksızca.E' immorale.
Bu ahlaksızca.Es ist unmoralisch.
Bu ahlaksızca.Ez erkölcstelen.
Bu ahlaksızca. İnsanların umudu gitti.Nadzieja ludzi zgasła.
Bu ahlaksızca. İnsanların umudu gitti.The hope of a people is gone.
Bu ahlaksızca. İnsanların umudu gitti.憲法が死にました
Bu ahlaksızca.Isto é imoral!
Bu ahlaksızca.Je to nemorálne!
Bu ahlaksızca.Είναι ανήθικο.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.40年働いたとしても稼げる額ではないのだから。
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Dia mungkin harus mengatur moral ke samping, untuk kesepakatan itu.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Ella podría, dice de una sociedad moral por ese acuerdo
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Elle pourrait accepter un suicide moral, pour cette affaire.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Metterà la sua morale da parte, per questo affare.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Sie könnte in diesem Fall ihre Moralvorstellungen beiseite legen.
Bu anlaşma için uyguladığı değerleri toplumsal ahlak belirliyor.Може и да остави морала настрана само за това споразумение.
Bu benim temsil ettiğim şey. Bunlar benim ahlakım.C'est ce que je représente.
Bu benim temsil ettiğim şey. Bunlar benim ahlakım.Esto es lo que represento.
Bu da ahlaki çöküntünün diğer yönü.A to je další element morálního hazardu.
Bu da ahlaki çöküntünün diğer yönü.とにかく、私は最近の政府の救済提案には、
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Ceea ce este mai acceptabil, dar tot îi lasă lui Dumnezeu cea mai mare responsabilitate morală.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Cela semble plus acceptable, mais cela laisse à Dieu la responsabilité morale suprême.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Dies scheint akzeptabler, aber es lässt Gott immer noch mit der letzten moralischen Verantwortung zurück.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Điều này dường như dễ chấp nhận hơn, nhưng cuối cùng nó vẫn đặt ra cho Chúa trách niệm về mặt đạo đức.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Dit lijkt meer acceptabel, maar laat nog steeds de ultieme morele verantwoording bij God.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Esto es más aceptable, pero todavía deja a Dios la ultima responsabilidad moral.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Il che sembra già più accettabile, ma ancora lascia Dio con la responsabilità morale ultima.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.이게 보다 받아들일 만 한 것 같습니다. 하지만 여전히 하나님은 궁극적인 도덕적 책임을 지고 있습니다.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.To by snad bylo přijatelnější, ale stále tím na Bohu zůstává jeho vrcholná morální zodpovědnost.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.To wydaje się bardziej dopuszczalne, ale wciąż obciąża to Boga najwyższą odpowiedzialnością moralną.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Αυτό φαίνεται πιο αποδεκτό, αλλά και πάλι την τελική ηθική ευθύνη την έχει ο Θεός.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Такое объяснение более приемлемо. Но это не освобождает Бога от огромнейшей моральной ответственности.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.Това звучи по-приемливо. Но Бог остава главния морален отговорник.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.זה נראה יותר מתקבל על הדעת, אבל עדיין משאיר את אלוהים עם האחריות המוסרים האולטימטיבית.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.يبدو هذا مقبولاً بدرجة أكبر, لكن تبقى على كاهل الرب المسئولية الخلقية المطلقة.
Bu daha kabul edilebilir, ama buda hala Tanrı'yı nihai ahlaki sorumluluğu ile bırakıyor.神に究極の道徳的責任を託したままです 神は冷酷で無情な傍観者なのか?
Bu durumda da hala ahlaki çöküntü tehlikesi olduğunu düşünüyorum. .Stále bych řekl, že zde existuje nějaký morální hazard.
Bu durumda da hala ahlaki çöküntü tehlikesi olduğunu düşünüyorum. .存在します。 なぜなら将来的に、それは株主を引き続き傷つけますが、
Bu durumda, Hunfer ahlaklı bir hayat sürdü ve bu yüzden o, öte dünya getirildi.Hunefer heeft een juist leven geleid en wordt toegelaten in het hiernamaals.
Bu durumda, Hunfer ahlaklı bir hayat sürdü ve bu yüzden o, öte dünya getirildi.Hunfer žil život podle pravidel a tudíž bude uveden do posmrtného života.
Bu durumda, Hunfer ahlaklı bir hayat sürdü ve bu yüzden o, öte dünya getirildi.Żył on według zasad moralnych i dlatego zasłużył na życie pozagrobowe.
Bu durumda, Hunfer ahlaklı bir hayat sürdü ve bu yüzden o, öte dünya getirildi.Хунефер жив моральним життям, яке забезпечило йому загробне життя.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.C'est une valse racoleuse de systèmes venus d'ailleurs, que les élites elles-mêmes ne comprennent pas.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Es ist ein trügerisches Gemenge von importierten Systemen welche die Eliten selbst nicht begreifen.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Es un fandango meretricio de sistemas importados, los cuales las élites mismas no entienden.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.E un fandango de fațadă al unor sisteme importate, pe care nici elitele însăși nu-l înțeleg.