İnsan iradesinin ahlaki açıdan iyiye yönelmesi de erdem olarak nitelendirilmiştir.L’homme fit mieux encore en entrant dans les cœurs ».
Ahlakın kaynağı nedir?Sur quoi sera fondée la morale commune ?
İnananlar, yüksek bir toplumsal bilinç ile akıllı ahlaki varlıklar haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.La révélation se présente comme une sagesse venue d'en haut donnée aux croyants.
Aristo'ya göre her ahlâkî erdem her iki uçtaki kusurun ortalamasıdır.Pour Aristote, chaque vertu éthique est en équilibre entre deux excès.
Ayrıca, ahlaki ve fiziksel açıdan zayıf olarak nitelendirilmişlerdir.Pourtant, ils sont bien soignés moralement et physiquement.
Budist Etik, ahlâkî kurallar çerçevesinde Budizm’in bir özeti niteliğindedir.Le bouddhisme conseille une conduite sexuelle éthique.
Karşıtı efendi ahlakıdır.La honte l'oppresse.
Din ise nihai anlam ve ahlaki değer gibi kavramlarla ilgilenir.Le magistère de la religion couvre les questions sur le sens ultime et la valeur morale.
Kitâb-ı Usûl ya da Usûlnâme, Taşlıcalı Yahya'nın ahlâki konular üzerine yazdığı mesnevi.Il se lit ウ (u) ou ユウ (yuu) en lecture on et みぎ (migi) en lecture kun.
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Il est crucifié pour ses actions.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Elle régit l’exercice de la profession dans le cadre d’une personne morale.
Nezirlik andını bozmasıyla gücünü yitirmesi, efsanenin ahlaki içeriğini oluşturur.C'est en affranchissant la pensée de ses limites qu'il découvre l'absolu poétique.
Ben Yahudiyim, yani benim için din bir tür ahlaki yol gösterici ve bir tür tarih.Soy judía, por lo que para mí la religión es un tipo de código moral y una historia.
Arin ile prova yaptık ve becerisi, davranışları ve iş ahlakı yönlerinden etkilendik.Hemos ensayado con Arin y hemos quedado impresionados con su capacidad técnica, actitud y ética de trabajo.
Bireysel haklar tüm öbek ve örgütlerin tek ahlaki temelidir.El principio de los derechos individuales es la única base moral de todos los grupos o asociaciones.
Mevâhibü'l-Hallâk fî Merâtibi'l-Ahlâk, İslâm ahlâkı hakkındadır.Dhû al-Yalâl wa-l-ikrâm: Aquel que tiene la majestad y la generosidad.
Spielberg elindekinden katı bir ahlaki ve duygusal bir bütün çıkarmış.Spielberg demuestra una firme comprensión moral y emocional del tema.
Debian Sosyal Sözleşmesi, Debian projesinin ahlaki çerçevesini belirleyen bir belgedir.El Contrato Social de Debian es un documento que representa la agenda moral de Debian.
Bakım Ahlakı: Kişisel, Siyasi ve Küresel (ikinci baskı).El procés polític i social (El segundo ciclo europeo.
Bu program dolaylı olarak ahlaki ve etik değerlere de değinir.En el programa se tratan de manera indirecta los conceptos de moral y ética.
Zamanla hanedanlıklar ahlaki olarak yozlaşır ve zayıflar.Con el tiempo, la dinastía deviene moralmente corrupta y disoluta.
Grubun ahlâki değerlerini yönlendiriyordu.Enalteció las condiciones morales de sus tropas.
Dinin Kökeni Ahlakın Kökeni: Neden İyiyiz?Cita de El Anticristo: ¿Qué es bueno?
Dini ve ahlaki yapı korunmuştur.Responsable de la formación moral y religiosa.
Resimlerde genel olarak hayata dair yorumlara ya da ahlakî veya entelektüel mesajlara yer verilirdi.Encarnaban alguna interpretación de la vida o portaban un mensaje intelectual o moral.
Max Weber temel olarak kapitalizmin gelişimini Protestan ahlakının yaygınlaşmasına bağlamaktadır.Para Max Weber el tradicionalismo se opone al capitalismo.
Uluslararası Ahlakın Kuralı."DERECHO CIVIL INTERNACIONAL».
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Dado que se saben responsables de sus actos.
Burada "moral" terimi, sosyali ahlakî bir olgu olarak gören bir anlayışı yansıtmaktadır.La palabra "carácter" a menudo se refiere a la fuerza moral vista como una propiedad moral esencial.
İkinci olarak, liberalizm ahlâki veya normatif anlamda da bireycidir.Un liberalismo igualitario es individualista en sentido ético.
Tyler bu hikâyedeki ahlaki ikilemin grubun ismi için ilham kaynağı olduğunu açıkladı.Tyler Joseph explica que el dilema moral de la historia fue la inspiración para el nombre de la banda.
Olayın ciddi estetik ve ahlaki boyutları vardır.Los síntomas son de importancia funcional y estética.
2007 yılında Siyasi ve Ahlaki Bilimler Akademisi üyeliğine seçilmiştir.En 2004, es elegido miembro de la Academia de Ciencias Morales y Políticas.
Dinî hükümlerden iman, tevhit ve ahlâkı konu alır.La loro fama richiamava da lontano credenti ferventi e peccatori pentiti.
Bireysel haklar tüm öbek ve örgütlerin tek ahlaki temelidir.Il principio dei diritti individuali è l'unica base morale di tutti i gruppi o associazioni.
O da: Onun ahlakını bozan sensin, onu bizden uzaklaştıran senden başkası değildir dedi.Gli risposero: «Se non fosse un malfattore, non te l'avremmo consegnato»."
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Venne accusato di comportamenti autocratici.
İnsan deneyleri ve araştırma ahlakı zaman içinde değişim gösterdi.La sperimentazione umana e l'etica della ricerca si sono evolute nel tempo.
Gümüş, ahlaki masumiyetin ve kutsallığın amblemidir.L'argento era l'emblema dell'innocenza morale e della santità.
Eserleri özellikle özgürlük ve sorumluluk sorunları ile ilgilenerek ahlaki ve politik konuları inceler.Le tematiche parlano principalmente dalla vita privata e della critica politico-sociale.
On Emir Ahlaki yasalar - cinayet, hırsızlık, dürüstlük, zina vb.Essa contiene: Dieci comandamenti Leggi morali (omicidio, furto, onestà, adulterio ecc.)
Başkan, Japonya'ya yapılan savaş uçağı dışsatımlarına da "ahlaki ambargo" koymuştur.Impose poi un "embargo morale" sulle esportazioni degli aerei in Giappone.
Hikâye, jenerasyonun ahlaki normları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.Il ragionamento si dilunga sulle qualità morali dell'uomo.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Le sue opere esplorano la morale ambivalente e le questioni politiche del mondo moderno.
Çoğu din ve ahlâki öğreti de ikiyüzlülüğü kınar.La maggior parte degli scienziati e degli studiosi delle religioni respingono tali ipotesi.
Tyler bu hikâyedeki ahlaki ikilemin grubun ismi için ilham kaynağı olduğunu açıkladı.Joseph spiega che questa storia di dilemma morale è stata l'ispirazione per il nome della band.
Fabllar tam tersine bu ahlâki standartlara uyuyordu.La società umana ha deviato da questi standard morali.
Bundan sonra, İslâm ahlâkından bahsedilir.Da qui, la loro indignazione morale.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Ne contestò i risvolti morali.
Din ise nihai anlam ve ahlaki değer gibi kavramlarla ilgilenir.Il magistero della religione si estende sulle questioni del significato ultimo e dei valori morali.
Tyler bu hikâyedeki ahlaki ikilemin grubun ismi için ilham kaynağı olduğunu açıkladı.Тайлер объясняет, что эта история нравственной дилеммы была вдохновением для названия группы.
Arin ile prova yaptık ve becerisi, davranışları ve iş ahlakı yönlerinden etkilendik.Мы репетировали с ним и были впечатлены его техническими навыками, отношением и трудовой этикой.
AK Parti'nin muhafazakârlığı ahlaki ve sosyal konular ile sınırlıdır" demiştir.Консерватизм ПСР распространяется только на моральные и социальные проблемы».
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Принятие на себя ответственности за собственное поведение.
Hem ahlakı, hem kadınlığı itibarıyla kadınların müstesnasıdır." demişti.Капризный, взбалмошный; все домашние, не исключая жены, трепетали перед ним!»
Yüz, insanın ötekine karşı ahlaki sorumluluğunu ifade eder.Гражданский долг — это личное представление человека о своих моральных обязанностях.
Eserlerinin ekseriyeti modern dünyanın karmaşık ahlakî ve siyasi problemleri üzerinde durur.Её планам мешают внутренние интриги и сложная политическая ситуация на планете.
Bakım Ahlakı: Kişisel, Siyasi ve Küresel (ikinci baskı).Категорический императив: индивидуальное и общечеловеческое
Ahlâkî tâlîmatlar Budistlerin kutsal kitaplarından ya da yazıya geçilmiş gelenklerde bulunur.Хорики, или буддистские заклятья написанные на специальных листочках.
Budist Etik, ahlâkî kurallar çerçevesinde Budizm’in bir özeti niteliğindedir.Во внутренней политике пытался подражать правилам буддизма.