Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Dadurch erhofften sie sich Seelenheil im Jenseits.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.In uns Menschen stecke diese ungerechte Gesinnung, auch in den Seelen der Nicht-Besitzenden.
Malik 'den, O dedi ki Resulullah buyurdu: "Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Dann reichte sie ihm die Hände und sprach: »Sieben Stunden soll es während Tag und Nacht auf dem Stroh liegen.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.Wie auch in anderen Kulturen dienten sie wohl der Versorgung des Toten im Jenseits.
Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır.Auf einer Waage werden Makars gute Taten gegen seine Sünden im Diesseits abgewogen.
Önceki adı Ahiretce'dir.Sein Name leitet sich von den früheren Besitzern ab.
İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.Gott drückt sich als alles durchdringende Lebenskraft in der Schöpfung aus.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Frohe Botschaft im Lied O Heiland, gib mir deinen Segen (Seite B: Ich bin durch manche Zeiten).
Ezherî'ye göre zındık ahirete ve Allah'ın birliğine inanmayan demektir.Die Erfüllung, die der gläubige Mensch in Gott findet, ist nicht von dieser Welt.
Allah'ın âhirette gözlerle görülmesini tanımlar.Und Gott war zufrieden mit dem, was er sah.
Bunlar, dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kaale almazlar."Ilm) hat, hat weder Wert im Diesseits noch im Jenseits.
Ahırdaki bir varil, en az üç insana ait kemikler taşıyordu.In der Kammer befanden sich Skelettreste von mindestens drei Menschen.
Bunlar yeniden dirilmeyi ve ahireti reddederler.So setzten sie die Stadt in Brand und zogen sich zurück.
"Zendig-Dehr İlişkisi: Kureyşli Zındıkların Zaman ve Ahiret Algısı".Dabei wurde die Grenze zwischen dem Diesseits und dem Jenseits während der Festzeit aufgehoben.
Adını, Arapça "ahir (son)" kelimesinden almıştır.Fadschr (arabisch فجر) ist die arabische Bezeichnung für Morgendämmerung, Morgenröte.
Ahiret gününe inanmak.Tage unseres Lebens.
Ahır veya Hara; atların çalışma dışında yerleştirildikleri ve korundukları 4 tarafı kapalı yerdir.Sowie elf Häusler, vier Gärtner und eine Schmiede.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Uwe Bogen: Die schönen Dinge des Lebens?
Bu işlevlere ahirette ihtiyacı olacağını düşünmüşlerdir ve çok önemli ayinlerdendir.Da ließen sie erklingen grimmig gefügte Weisen: Das waren Zaubersprüche.
Şiirlerinde ahiret kaygısı görülmemektedir.Über ihr späteres Leben wird in den (erhaltenen) Quellen nichts berichtet.
Bu dinlerde inanç ile umut birliktedir ve her zaman ahirete dair umut edilmesi gerekir.Davon erhoffen sich die Gläubigen Schutz im Diesseits und Belohnung im Jenseits.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Der Ruf des Tages (Von Trotz und Treue.
"Yahudilikte ahiret inancı".Jüdischer Glaube – jüdisches Leben.
Küstahça dünyanın üzerinde bir güç talep etmekte; teoloji ve ahirete olan yönelimi küçümsemektedir.Faust verlangt anmaßend die Macht über die Welt und verachtet die Theologie und ihre Jenseitsorientierung.
Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık.Nous avons donné leur récompense à ceux d’entre eux qui crurent.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Que je sois en eux et toi en moi, afin qu'ils soient rendus parfaits dans l'unité ».
Bu dinlerde inanç ile umut birliktedir ve her zaman ahirete dair umut edilmesi gerekir.La charia est la voie qui mène, pour le croyant, à la félicité dans la vie d'ici-bas et dans l'au-delà.
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden diriltip bir arada toplayacağı gündür.Un jour, il leur annonce qu'ils ont été élus pour devenir des martyrs d'Allah.
Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek.Hercule nettoyant les écuries d'Augias.
Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.Nous nous trouvâmes à portée de faire feu quand nous les reconnûmes.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Je vous apporte le meilleur de la vie ici-bas et de l'au-delà.
Moore ve diğerleri onun arkasından ahıra gider.Monk et les autres se dirigent vers lui.
Âhir zaman erişmiştir.La maturité est venue.
Ahır demektir.L'étable.
Vahye kulak verip ahirete hazırlananları bekleyen mutluluk ile kafirleri bekleyen kötü son hatırlatılır.Et ceux qui sont avec lui sont durs envers les mécréants, miséricordieux entre eux.
Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Dans leurs œuvres, et dans la vie, ils ne cessent de se chercher et de se vérifier l'un l'autre.
Zındık (Arapça: الزنديق), İslam kültüründe tanrıya ve ahirete inanmayan kişidir.Certes, j’ai abandonné la religion d’un peuple qui ne croit pas en Allah et qui nie la vie future».
Genel olarak bu tanrıların bölgeleri yeraltı dünyası yani ahiret/cehennemdir.Ces trois mondes sont le ciel (svarga), la terre (bhûmi) et l'enfer (pâtâla).
Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır.La vigne doit être entretenue convenablement.
Cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.Il possède aussi les hell part: l'œil droit, les jambes, les bras et les oreilles de Salomon.
Büyük baş hayvanlar ( inek, dana ) kapalı besi ahırlarında yetiştirilmektedir.Les céréales étaient stockées alors dans des dépôts énormes (horrea).
Ahır Dağı, 1940 m.La colline aux 100 Fées, 1999.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.En vérité, il est mon moyen d'approche à Allah dans ce monde et celui de l'au-delà.
Bulaşık ahır artıkları ve gübreler de yakılmalıdır.Cette salle servira pour les chevaux et aussi de bûcher.
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden diriltip bir arada toplayacağı gündür.Qiyāma (Resurrección): Dios hará resucitar a la humanidad en el Día del Juicio.
Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Suelen ser los que más vida (HP) tienen.
Ahirette bu iyilikleri hak sahiplerine dağıtılır.Vida bellísima para los resucitados (cuento).
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.Más tarde se afirmaría que «Cuando el día terminaba, terminó su vida terrenal».
Bu metinlerin çoğu ahiret yahut öteki dünya hakkında bilgiler vermektedir.En él se encuentran la mayoría de las escrituras que cuentan la historia de los chozo.
Augias'ın ahırlarını bir günde temizlemek.Limpiar los establos de Augías en un sólo día.
Agloe'ya vardıklarında, bir ahır keşfederler fakat Margo'dan iz yoktur.Una vez que alcanzan Agloe, descubren un antiguo granero, aunque sin rastro de Margo.
Ahır demektir.Es un arbusto.
Âhiret hayatı Kıyâmet ile başlar.Cuando la vida empieza.
Malik'ten, "Resulullah buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Luego de su estancia de siete días, las deidades retornan a su morada.
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Un esclavo creyente es mejor que un asociador, aunque este os guste más.
Ahiret gününe inanmak.Para vivir la Semana Santa.
Fakat Ahırcık mezraının nüfusu ile ilgili olarak herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.Sin embargo, no existen datos sobre su hábitat silvestre.
Âhir zamanda İsa'nın geleceğinin haber verildiği hadisler vardır.Ellos saben que el tiempo del nacimiento de Jesús será pronto.
Onun için ahır gübresinin iyi muhafaza edilmesi lazımdır.Las juntas tóricas necesitan un mantenimiento adecuado.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Credere nel Giorno del Giudizio (qiyama) e nella risurrezione (la vita dopo la morte).