aha ile cümle

aha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.A cieszę się z przyjścia Stefana i Fortunata, i Achaika; bo ci niedostatek wasz napełnili.
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.A radujem sa príchodu Štefana a Fortunáta a Achajského, lebo to, čo ste mi vy chýbali, oni nahradili.
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Ik ben heel blij dat Stefanas, Fortunatas en Achaïcus hier zijn gekomen. Nu mis ik u niet meer zo erg.
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Io mi rallegro della visita di Stefana, di Fortunato e di Acàico, i quali hanno supplito alla vostra assenza
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Jeg gleder mig over at Stefanas og Fortunatus og Akaikus er her; for de har utfylt savnet av eder;
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Je me réjouis de la présence de Stéphanas, de Fortunatus et d`Achaïcus; ils ont suppléé à votre absence,
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.내가 스데바나와 브드나도와 아가이고의 온 것을 기뻐하노니 저희가 너희의 부족한 것을 보충하였음이니라
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Mă bucur de venirea lui Stefana, lui Fortunat şi lui Ahaic; ei au împlinit ce lipsea din partea voastră,
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Saya senang atas kedatangan Stefanus, Fortunatus dan Akhaikus. Mereka merupakan pengganti kalian bagi saya
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Těšímť se pak z příchodu Štěpána a Fortunáta a Achaika; nebo nedostatek pro vaši nepřítomnost oni doplnili.
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Χαιρω δε δια την ελευσιν του Στεφανα και Φουρτουνατου και Αχαικου, διοτι την ελλειψιν σας ουτοι ανεπληρωσαν
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Зрадів же я приходом Стефановим і Фортунатовим і Ахаїковим; бо недостачу вашу вони сповнили.
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.Я рад прибытию Стефана, Фортуната и Ахаика: они восполнили для меня отсутствие ваше,
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.והנני שמח בביאת אסטפנוס ופרטונטוס ואכיקוס כי המה מלאו את אשר חסרתי אתכם׃
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.ثم اني افرح بمجيء استفاناس وفرتوناتوس واخائيكوس لان نقصانكم هؤلاء قد جبروه
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.司 提 反 、 和 福 徒 拿 都 、 並 亞 該 古 、 到 我 這 裡 來 、 我 很 喜 歡 . 因 為 你
İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.司提反 、 和 福徒拿都 、 並亞該 古 、 到 我 這裡來 、 我 很 喜歡 . 因為你
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.A kráľ Uriáš urobil všetko tak, ako prikázal kráľ Achaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Assim fez Urias, o sacerdote, conforme tudo quanto o rei Acaz lhe ordenara.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.De priester Uria deed wat koning Achaz had opgedragen.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.És Uriás pap mind a szerint cselekedék, a mint Akház király megparancsolta.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Il sacerdote Uria eseguì a puntino l'ordine di Acaz
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Ja pappi Uuria teki kaiken, mitä kuningas Aahas oli käskenyt.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.제사장 우리야가 아하스왕의 모든 명대로 행하였더라
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Le sacrificateur Urie se conforma à tout ce que le roi Achaz avait ordonné.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Och prästen Uria gjorde alldeles såsom konung Ahas bjöd honom.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Og Præsten Urija gjorde ganske som Kong Akaz bød.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Og presten Uria gjorde aldeles som kong Akas hadde befalt.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Preotul Urie a făcut întocmai cum poruncise împăratul Ahaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Tako je storil Urija duhovnik po vsem, kar je zapovedal kralj Ahaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Tedy učinil Uriáš kněz všecko, jakž mu přikázal Achas.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Thầy tế lễ U-ri làm theo mọi điều vua A-cha truyền dạy cho người.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Thầy tế_lễ U-ri làm theo mọi điều vua A-cha truyền dạy cho người .
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Uria, der Priester, tat alles, was ihn der König Ahas hieß.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Uria melaksanakan perintah raja
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Y el sacerdote Urías hizo conforme a todas las cosas que le ordenó el rey Acaz
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Και εκαμεν Ουριας ο ιερευς κατα παντα οσα προσεταξεν ο βασιλευς Αχαζ.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.И свещеник Урия стори така, точно според както му заповяда цар Ахаз.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.И сделал священник Урия все так, как приказал царь Ахаз.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.ויעש אוריה הכהן ככל אשר צוה המלך אחז׃
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.فعمل اوريا الكاهن حسب كل ما امر به الملك آحاز.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.祭 司 烏 利 亞 就 照 著 亞 哈 斯 王 所 吩 咐 的 行 了
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.祭司 烏利亞 就 照著 亞哈斯王 所 吩咐 的 行了
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.아하스왕이 다메섹에서 돌아오기 전에 제사장 우리야가 아하스왕이 다메섹에서 보낸 모든 것대로 단을 만든지라
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.ויבן אוריה הכהן את המזבח ככל אשר שלח המלך אחז מדמשק כן עשה אוריה הכהן עד בוא המלך אחז מדמשק׃
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.فبنى اوريا الكاهن مذبحا حسب كل ما ارسل الملك آحاز من دمشق كذلك عمل اوريا الكاهن ريثما جاء الملك آحاز من دمشق.
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.祭 司 烏 利 亞 照 著 亞 哈 斯 王 從 大 馬 色 送 來 的 圖 樣 、 在 亞 哈 斯 王 沒 有 從 大 馬 色 回 來 之 先 、 建 築 一 座 壇
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.祭司 烏 利亞 照著 亞哈斯 王從大 馬色 送來 的 圖樣 、 在 亞哈斯 王沒有 從大馬色 回來 之 先 、 建築 一 座 壇
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.너는 일어나 내려가서 사마리아에 거하는 이스라엘 왕 아합을 만나라 저가 나봇의 포도원을 취하러 그리로 내려 갔나니
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.קום רד לקראת אחאב מלך ישראל אשר בשמרון הנה בכרם נבות אשר ירד שם לרשתו׃
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.قم انزل للقاء اخآب ملك اسرائيل الذي في السامرة. هوذا هو في كرم نابوت الذي نزل اليه ليرثه.
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起 來 、 去 見 住 撒 瑪 利 亞 的 以 色 列 王 亞 哈 . 他 下 去 要 得 拿 伯 的 葡 萄 園 . 現 今 正 在 那 園 裡
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起來 、 去 見住 撒瑪利亞 的 以色列 王 亞哈 . 他 下去 要 得 拿伯 的 葡萄園.現今 正在 那 園裡
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Da sa kong Ahasverus til dronning Ester: Hvem er han, og hvor er han som har dristet sig til å gjøre så?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Da svarede Kong Ahasverus Dronning Ester: "Hvem er han, og hvor er han, som har fået i Sinde at gøre dette?"
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.El rey Asuero preguntó a la reina Ester: --¿Quién es ése, y dónde está el que ha concebido hacer tal cosa
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.아하수에로왕이 왕후 에스더에게 일러 가로되 감히 이런 일을 심중에 품은 자가 누구며 그가 어디 있느뇨
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Lalu bertanyalah Raja Ahasyweros kepada Ratu Ester, "Siapa yang berani berbuat begitu? Di mana orangnya?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Subito il re Assuero disse alla regina Ester: «Chi è e dov'è colui che ha pensato di fare una cosa simile?»
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Vua A-suê-ru nói với hoàng hậu Ê-xơ-tê rằng: Kẻ dám toan lòng làm như vậy là ai, và nó ở đâu?

İlgili Sayfalar