Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.A kráľ Uriáš urobil všetko tak, ako prikázal kráľ Achaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Assim fez Urias, o sacerdote, conforme tudo quanto o rei Acaz lhe ordenara.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.De priester Uria deed wat koning Achaz had opgedragen.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.És Uriás pap mind a szerint cselekedék, a mint Akház király megparancsolta.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Il sacerdote Uria eseguì a puntino l'ordine di Acaz
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Ja pappi Uuria teki kaiken, mitä kuningas Aahas oli käskenyt.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.제사장 우리야가 아하스왕의 모든 명대로 행하였더라
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Le sacrificateur Urie se conforma à tout ce que le roi Achaz avait ordonné.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Och prästen Uria gjorde alldeles såsom konung Ahas bjöd honom.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Og Præsten Urija gjorde ganske som Kong Akaz bød.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Og presten Uria gjorde aldeles som kong Akas hadde befalt.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Preotul Urie a făcut întocmai cum poruncise împăratul Ahaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Tako je storil Urija duhovnik po vsem, kar je zapovedal kralj Ahaz.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Tedy učinil Uriáš kněz všecko, jakž mu přikázal Achas.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Thầy tế lễ U-ri làm theo mọi điều vua A-cha truyền dạy cho người.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Thầy tế_lễ U-ri làm theo mọi điều vua A-cha truyền dạy cho người .
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Uria, der Priester, tat alles, was ihn der König Ahas hieß.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Uria melaksanakan perintah raja
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Y el sacerdote Urías hizo conforme a todas las cosas que le ordenó el rey Acaz
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.Και εκαμεν Ουριας ο ιερευς κατα παντα οσα προσεταξεν ο βασιλευς Αχαζ.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.И свещеник Урия стори така, точно според както му заповяда цар Ахаз.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.И сделал священник Урия все так, как приказал царь Ахаз.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.ויעש אוריה הכהן ככל אשר צוה המלך אחז׃
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.فعمل اوريا الكاهن حسب كل ما امر به الملك آحاز.
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.祭 司 烏 利 亞 就 照 著 亞 哈 斯 王 所 吩 咐 的 行 了
Kâhin Uriya Kral Ahazın bütün buyruklarını yerine getirdi.祭司 烏利亞 就 照著 亞哈斯王 所 吩咐 的 行了
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.아하스왕이 다메섹에서 돌아오기 전에 제사장 우리야가 아하스왕이 다메섹에서 보낸 모든 것대로 단을 만든지라
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.ויבן אוריה הכהן את המזבח ככל אשר שלח המלך אחז מדמשק כן עשה אוריה הכהן עד בוא המלך אחז מדמשק׃
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.فبنى اوريا الكاهن مذبحا حسب كل ما ارسل الملك آحاز من دمشق كذلك عمل اوريا الكاهن ريثما جاء الملك آحاز من دمشق.
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.祭 司 烏 利 亞 照 著 亞 哈 斯 王 從 大 馬 色 送 來 的 圖 樣 、 在 亞 哈 斯 王 沒 有 從 大 馬 色 回 來 之 先 、 建 築 一 座 壇
Kâhin Uriya, Kral Ahaz Şamdan dönünceye kadar, onun göndermiş olduğu maketin tıpkısı bir sunak yaptı.祭司 烏 利亞 照著 亞哈斯 王從大 馬色 送來 的 圖樣 、 在 亞哈斯 王沒有 從大馬色 回來 之 先 、 建築 一 座 壇
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.너는 일어나 내려가서 사마리아에 거하는 이스라엘 왕 아합을 만나라 저가 나봇의 포도원을 취하러 그리로 내려 갔나니
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.קום רד לקראת אחאב מלך ישראל אשר בשמרון הנה בכרם נבות אשר ירד שם לרשתו׃
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.قم انزل للقاء اخآب ملك اسرائيل الذي في السامرة. هوذا هو في كرم نابوت الذي نزل اليه ليرثه.
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起 來 、 去 見 住 撒 瑪 利 亞 的 以 色 列 王 亞 哈 . 他 下 去 要 得 拿 伯 的 葡 萄 園 . 現 今 正 在 那 園 裡
‹‹Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahavı karşılamaya git. Şu anda Navotun bağındadır. Orayı almaya gitti.你 起來 、 去 見住 撒瑪利亞 的 以色列 王 亞哈 . 他 下去 要 得 拿伯 的 葡萄園.現今 正在 那 園裡
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Vua A-suê-ru bắt xứ và các cù lao của biển nộp thuế.
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Da sa kong Ahasverus til dronning Ester: Hvem er han, og hvor er han som har dristet sig til å gjøre så?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Da svarede Kong Ahasverus Dronning Ester: "Hvem er han, og hvor er han, som har fået i Sinde at gøre dette?"
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.El rey Asuero preguntó a la reina Ester: --¿Quién es ése, y dónde está el que ha concebido hacer tal cosa
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.아하수에로왕이 왕후 에스더에게 일러 가로되 감히 이런 일을 심중에 품은 자가 누구며 그가 어디 있느뇨
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Lalu bertanyalah Raja Ahasyweros kepada Ratu Ester, "Siapa yang berani berbuat begitu? Di mana orangnya?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Subito il re Assuero disse alla regina Ester: «Chi è e dov'è colui che ha pensato di fare una cosa simile?»
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Vua A-suê-ru nói với hoàng hậu Ê-xơ-tê rằng: Kẻ dám toan lòng làm như vậy là ai, và nó ở đâu?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.Vua A-suê-ru nói với hoàng_hậu Ê - xơ-tê rằng : Kẻ dám toan lòng làm như_vậy là ai , và nó ở đâu ?
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu."Waar heb je het over?" vroeg de koning verbaasd. "Wie durft het in zijn hoofd te halen jou iets aan te doen?"
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.ויאמר המלך אחשורוש ויאמר לאסתר המלכה מי הוא זה ואי זה הוא אשר מלאו לבו לעשות כן׃
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.فتكلم الملك احشويروش وقال لاستير الملكة من هو واين هو هذا الذي يتجاسر بقلبه على ان يعمل هكذا.
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.亞 哈 隨 魯 王 問 王 后 以 斯 帖 說 、 擅 敢 起 意 如 此 行 的 是 誰 、 這 人 在 哪 裡 呢
Kral Ahaşveroş Kraliçe Estere, ‹‹Böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kim, nerede bu adam?›› diye sordu.亞哈隨魯 王 問 王后 以斯帖說 、 擅 敢 起意 如此 行的 是 誰 、 這人 在 哪 裡呢
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.El rey Asuero impuso tributo sobre la tierra y las costas del mar
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.És Ahasvérus király adót vettete a földre és a tenger szigeteire.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Il re Assuero impose un tributo al continente e alle isole del mare
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Împăratul Ahaşveroş a pus un bir asupra ţării şi asupra ostroavelor mării.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.In kralj Ahasver je naložil davek zemlji in otokom na morju.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.아하수에로왕이 그 본토와 바다 섬들로 공을 바치게 하였더라
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Kong Ahasverus lagde Skat på Fastlandet og Kystlandene.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Kong Ahasverus la skatt på fastlandet og på øene i havet.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Kuningas Ahasveros saattoi työveron alaisiksi sekä mannermaan että merensaaret.
Kral Ahaşveroş ülkeyi en uzak kıyılarına dek haraca bağlamıştı.Le roi Assuérus imposa un tribut au pays et aux îles de la mer.