ah ile cümle
ah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Anahtar nerede? Ah, onu buldun.Where's the key? Ah, you found it.
Ahşap sandalye pahalıdır.A wooden chair is expensive.
Ahşap sandalyeler pahalıdır.Wooden chairs are expensive.
Onlar bir ahırda uyudu.They slept in a barn.
Ahırlar nerede?Where are the stables?
Ah, seni fark etmediğim için kusura bakma. Buradan sadece oyunu görebiliyorum.Oh, sorry for not noticing you. I can only see it (the game) from here.
Hey, yardım eder misin bana? Ah, boşver! Meşgulsün galiba.Hey, can you help me? Oh, nevermind! Looks like you are busy.
3 inç kalınlığında bir parça ahşaba ihtiyacım var.I need a piece of wood about three inches thick.
Ahır, çiftlik ekipmanları ve aletleri ile dolu.The barn is full of farm equipment and tools.
Hiç Eski Ahit'i okudun mu?Have you ever read the Old Testament?
Hiç Yeni Ahit'i okudun mu?Have you ever read the New Testament?
Bu bir ahlak sorunuydu.It was a question of ethics.
O sık sık ahmakça sorular sorar.She often asks silly questions.
Çocuklar ahşap bloklarla oynadılar.The children played with wooden blocks.
Tom'un ahlaksız olduğunu düşünüyorum.I think Tom is immoral.
Ah, anlatacak çok şey yok.Oh, there isn't much to tell.
Ah, onu unuttum!Oh, I forgot it!
Tom halkın içinde ahlaka aykırı bir eylemi gerçekleştirmekle suçlandı.Tom was accused of performing a lewd act in public.
Ahlefeld'in asil Kontesi kızardı ve beti benzi attı.The noble Countess of Ahlefeld blushed and grew pale.
Ahmedabad, Gucerat'ın en büyük kentidir.Ahmedabad is the largest city in Gujarat.
Takılarımı koymak için güzel bir ahşap kutum var.I have a pretty wooden box to keep my jewelry in.
O bazen ahmaktır!He's stupid sometimes!
Ahırda üç inek var.There are three cows in the barn.
"Cildiniz güzel görünüyor." "Ah? ilk kez biri bana bunu söyledi! ""Your skin looks nice." "Oh? That's the first time anyone has told me that!"
Onu izlesen iyi olur, ahbap.You'd better watch it, buddy.
Suda ahşap yüzecektir ve taş batacaktır.In water, wood will float and stone will sink.
Tom ve arkadaşları öğleden sonrayı ahırı boyayarak geçirdi.Tom and his friends spent the afternoon painting the barn.
Telefonun ahizesi açık kalmıştı.The phone was off the hook.
O yapacak ahlaki bir şeydi.It was the moral thing to do.
Tom seni ahırlarda bekliyor.Tom is waiting for you at the stables.
Tüm oyuncaklar ahşaptan yapılmıştır.All the toys are made of wood.
Bu köyde birçok ahır var mı?Are there many cowsheds in this village?
Norveç'in çok sayıda boş sığır ahırları var.Norway has many old empty cattle sheds.
At dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse is out.
At kaçtıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse has run away.
At çalındıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse has been stolen.
At zaten çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse has already gotten out.
At zaten dışarıdayken ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door when the horse is already out.
At zaten kaçtığında ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door when the horse has already run off.
Hayvanlar dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the animals are out.
Durrani İmparatorluğu 1747 yılında Ahmed Şah Durrani tarafından Afganistan'da kurulmuştur.The Durrani Empire was established in Afghanistan by Ahmad Shah Durrani in 1747.
Saman ahırda depolanır.Hay is stored in the barn.
Ah bir erken gelse, onunla dışarı çıkacağız.If only he comes early, we will go out with him.
Ah, tofu almayı unuttum.Ah, I forgot to buy tofu.
O, ahlaki bir gri alandır.It's a moral gray area.
Bir ahırda mı yoksa başka bir şeyde mi doğdun?Were you born in a barn or something?
Ah, bunu nasıl söyleyebilirsin?Aw, how can you say that?
Bu, ahırdaki en iyi at.This is the best horse in the stable.
Onu bir kez aha açıklayayım.Let me explain it once more.
Tom ahırda saklanıyordu.Tom was hiding in the barn.
Tom ahşap kutuyu tekmeledi.Tom kicked the wooden box.
Ahır boştu.The barn was empty.
Eski Ahit tanrısı kana susamış, küçük ve intikamcı bir zorbadır.The god of the Old Testament is a blood-thirsty tyrant — petty and vengeful.
Ah! Onun öpücüğü buzdan daha soğuktu.Oh! her kiss was colder than ice.
"İşte akşam yemeğiniz." "Kahvaltı için akşam yemeği mi? Ah oğlan, bu lezzetli!""Here's your dinner." "Dinner for breakfast? Oh boy, this is delicious!"
Tom'u seviyorum, ah, Mary diyorum.I love Tom, err, I mean Mary.
Erdemler çoğunluğun ahlaksızlıklarıdır.Virtues are the vices of the majority.
Ah evet, onu hatırlıyorum.Oh yeah, I remember that.
Yakında bizim ahırı boyamak zorunda kalacağız.We're going to have to paint our barn soon.
Tom ahırda uyudu.Tom slept in the barn.