Ana içeriğe geç
Sözlük

ahşa ile cümle

ahşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ziyaretçi odasının içi ahşap panellerle dekore edilmişken diğer odaların duvarları sıvanmış ve boyanmıştır.تم تزيين الجزء الداخلي للغرفة مع لوحات خشبية، في حين أن جدران الغرف الأخرى لديها الجص واللوحات.
Giriş kapısının iki yanında, kadınlar mahfelini destekleyen ahşap sütunlar yer almaktadır.سيكون هنالك على أحد جانبي الممر صناديق أسلحة يجب أن تستفيد منهم.
Hamak standları, ahşap ya da metalden yapılır.كانت الأبواب مصنوعة من المعدن أو الخشب.
Bu yüzden kiliselerin bağlantı noktaları bile ahşaptan yapılmıştı.وكانت الصلبان على مصليات الكنيسة مصنوعة من الحديد.
Mihrabın batısında bulunan, tepesi altıgen külahla örtülü minber de özenli bir ahşap işçiliğinin ürünüdür.المنبر الذي يعلوه مخروط سداسي يقع في الغرب من المحراب، وهو أيضا نتاج صنعة خشبية دقيقة .
İki kat ahşap soyunma odaları vardır.يوجد غرفتين لتغيير ملابس الحكام.
Jō (杖), bazı Japon dövüş sanatlarında kullanılan yaklaşık 1.27 metrelik bir ahşap saptır.Jō (杖:じょう, Jō ?) é um bastão de aproximadamente 1,27 metros utilizado em artes marciais japonesas.
Yerel kaynaklar, yalnızca ülkenin ahşap ihtiyaçlarının yüzde 25 ila 30'u arasındaki bir oranı karşıladı.As fontes internas supriam apenas entre 25% e 30% da necessidade de madeira do país.
Geçirdiği uçak kazasında bir bacağını kaybettiğinde, ona "konforsuz ahşap takma bacak" takıldı.Quando perdeu uma perna em um desastre de avião, ele recebeu uma "desconfortável prótese de madeira".
G3 : Orijinal modelidir, CETME Modelo B. temel alınmıştır, ahşap dipçik "handguard"a sahiptir.G3: Modelo original baseado no CETME Modelo B. Ele tinha um estoque de madeira e guarda mão.
Mobilya için kullanılacak tüm iç ahşap belirli bir akçaağaç türünden hasat edildi.Toda a madeira do interior a ser usada nos móveis precisava ser colhida de uma determinada espécie de bordo.
"Aşk Kalesi" adı verilen bina ahşap bir kulübeydi.No entanto, o velho nome de Palácio de Entretenimento manteve-se.
Çoğu shunga, bir ukiyo-e türüdür ve genellikle ahşap baskılar üzerine yapılır.A maioria é um tipo de ukiyo-e, normalmente impresso a partir de blocos de madeira.
Ardından müzenin ahşap oymacısı Abel Brown'ın çıraklığını yamaya başlamıştır.Tornou-se depois um aprendiz do entalhador do museu, Abel Brown.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.É a maior estrutura de madeira do mundo.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.Nestes primeiros tempos, as construções eram simples, de madeira e de adobe, não de pedra.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.É o centro cerimonial do poder imperial, e a maior estrutura em madeira sobrevivente na China.
2008 yılında ahşap pagoda bir kundaklama sonucu çıkan yangında ağır zarar gördü.Em 2008, o pagode de madeira em cima do portão foi seriamente danificado por um incêndio criminoso.
Eski caminin tamamen ahşaptan yapıldığı bilinmektedir.A construção original ficou conhecida por ter sido feito de madeira.
En sevdiği ders Biteloji, en sevmediği ders Ahşap Salonudur.A sua matéria favorita na escola é artes e a que menos gosta é línguas.
1944 yılında Güzide Hanım, ahşap evini yıktırıp Feneryolu Camii’ni yaptırdı.Na edição 49 ela aparece limpando a casa e estranhando Cascão.
O kutu ahşaptan yapılmıştır.Aquela caixa é feita de madeira.
Ahşap tavanın ortasında ise büyük altıgen bir rozet bulunur.Midden op de voorvleugel bevindt zich een duidelijke donkere vlek.
Valens yaralanır ve ahşap bir kulübeye taşınır.Valens raakte gewond en zou naar een kleine houten hut zijn gebracht.
Başlangıçta ahşap olarak inşa edildi.In het begin werd hiervoor hout gebruikt.
Kasaba, 515.5 metre ile Avrupa'nın en uzun ahşap iskelesine sahiptir.De Molo (pier) is met 515,5 m de langste houten pier van Europa.
Uçağın ahşap bir yapısı vardır.Het toestel had een houten romp.
Eski Rauma (Fince: Vanha Rauma, İsveççe: Gamla Raumo), Rauma, Finlandiya'nın ahşap şehir merkezidir.Oud Rauma (Fins: Vanha Rauma) is het (grotendeels) uit hout opgebouwde stadscentrum van de Finse stad Rauma.
Sekiz kişinin ölümü ile sonuçlanan bu kazaya uçağın aksamındaki ahşap malzemenin neden olduğu öne sürülmüştür.Het duurde derhalve acht dagen voordat reddingsploegen het verongelukte toestel vonden.
Her türlü ahşap kullanılabilir.Eventueel kan nog wat houtlijm worden gebruikt.
Köylerde binalar genellikle iki katlı olarak ve ahşaptan yapılmıştır.Voor de arbeiders werden huizen van twee verdiepingen gebouwd, meestal van hout.
Çoğu shunga, bir ukiyo-e türüdür ve genellikle ahşap baskılar üzerine yapılır.De meeste shunga zijn ukiyo-e, meestal uitgevoerd als blokdruk.
Tamamiyle ahşap bir yapıdır.Het heeft een hoofdgebouw dat geheel van hout is.
Tüm bu yapılanların içinde, en önemlisi evler bu kez ahşaptan değil taş ve tuğladan yapıldı.Het was destijds het enige station aan die lijn dat van steen en niet van hout was gebouwd.
En sevdiği ders Biteloji, en sevmediği ders Ahşap Salonudur.En de andere waar ik het liefst ben; mijn atelier.
Ahşap çatılı ve çokgen şadırvanın muslukları eski bakır sanatı işidir.De voormalige olie- en houtzaagmolen bevat nog een groot deel van het oude molenwerk.
Flammarion gravürü sahibi bilinmeyen, anonim bir ahşap gravürdür.De houtgravure van Flammarion is een houtgravure die is vervaardigd door een onbekende kunstenaar.
Bu yozlaşmadan nasibini alanlardan biri de Ahşap Köprülerdir. ^ 2017.Die vreemde boog heeft de brug anno 2017 nog steeds.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.Het is het grootste teakhouten bouwwerk ter wereld.
Evlerin çoğu ahşaptır.Veel huizen zijn van hout.
Köyün camii ahşap olarak 1732 yılında yapılmıştır.De huidige dorpskerk werd gebouwd in 1732.
Ahşap malzemeler tek tek elle yapıldı.De meest eenvoudige bogen werden gemaakt uit één stuk hout.
Köprü ahşaptan yapılmıştır.De brug is van hout.
Yerel kaynaklar, yalnızca ülkenin ahşap ihtiyaçlarının yüzde 25 ila 30'u arasındaki bir oranı karşıladı.Źródła krajowe zaspokajają zaledwie 25-30% potrzeb przemysłu drzewnego.
Cami giriş kapısının yanı ahşap camekanla bölünmüştür.Podobne było nad drzwiami po przeciwnej stronie, lecz zostało zamurowane.
1736 yılında ilk ahşap rıhtım iskelesi yapıldı.W 1736 wybudowano pierwszą drewnianą kładkę.
Çoğunun üzerinde küçük, iki tarafa meyilli, kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunur.Wśród drzew znajdują się liczne, niewielkie skałki, oraz dwie większe.
Tamamiyle ahşap bir yapıdır.Konstrukcja całkowicie drewniana.
Yöreye ait eski ahşap işlemeli evlerin pek çoğu yanmış veya yıkılmıştır.W większości drewniane domy zostały spalone lub zniszczone.
Hemen hemen hepsinin çatıları tümüyle ahşaptır.Spłonął praktycznie cały dach.
Yalnızca ahşabın ucu sivriltilirdi.Był to jedynie kamienny schron.
Yapılarında ahşap kullanılıyordu.Do budowy użyto drewna.
"Aşk Kalesi" adı verilen bina ahşap bir kulübeydi.W budynku zwanym „pałacem” mieściła się komenda obozu.
Yaklaşık on beş yıldır mahallede ahşap ev inşa edilmemiştir.Na terenie samego wzgórza od przynajmniej 50 lat nie prowadzi się żadnych prac rolniczych.
Tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır.Wykonany w całości z drewna.
Bu dönemde kente bir ahşap kilise inşa edildi.W tym czasie wybudowano we wsi kościół.
Bu halde çatıyı ahşap tahtalarla kaplamaya gerek yoktur.Dzięki temu montaż stropu nie wymaga żadnego deskowania.
Evleri ahşaptır.Budynek jest drewniany.
Oymalı, ahşap korkulukları olan merdivenle bodrum katına inilmektedir.Całość wieńczy dzwonnica, na którą prowadzą drewniane schody.
Sadece bir hamam ile birkaç ahşap yapı ayakta kalabilmiştir.Zachowało się zaledwie parę drewnianych zabudowań.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod