Ana içeriğe geç
Sözlük

agaç ile cümle

agaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu dört kenardaki duvar aynı şekilde üst üste ağaçlar koyarak, yukarıya doğru yükseltilir.Ces tours étaient voûtées en cul-de-four au rez-de-chaussée et planchéiées à l'étage supérieur.
Öğrenci bahçeyi, ağacı ve çiçekleri gördüğünü söyledi.L'enseigne du Jardin vue depuis le Jardin en fleurs.
Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler.Ils roulent sur le lit granulaire, rebondissent en arrachant d'autres grains.
Bölüm Homer ve Marge'ın yeni aşk yuvalarının ağaç ev olduğunu göstererek biter.La veille d'Halloween, Marge et Homer finissent de décorer leur jardin.
Ağaçların altında yaşar, zararsızdır.Les dégâts causés aux arbres sont insignifiants.
Fıstık ağacı sıcak havayı çok sever.L’arbre apprécie les climats humides.
Ağaç serçesi yumurtadan çıktıktan bir yıl sonra üreyebilecek duruma gelir.Il faut environ un an pour passer d'un œuf à un adulte.
Ancak bu ağaçlar orman ağaçlarına nispeten sıcağa ve soğuğa daha dayanıklıdır.Les arbres résistent ainsi mieux aux sécheresses et à la chaleur.
Çin'deki en uzun ömürlü ağaç yapıdır.Il s'agit de la plus vieille pagode entièrement en bois qui existe encore en Chine,.
Ağaçların Özal Hayatı.Économiser les arbres.
Ağaç yıkıldığında 30 m yüksekliğindeydi ve yaşının 150 ile 400 arasında olduğu tahmin edilmekteydi.Sa longévité reste sujette à caution, son âge était évalué de 150 à plus de 250 ans.
Pottolar ağaçlarda yaşarlar.Les imagos vivent sur les arbres.
Ayrıca elma ve kayısı ağaçları da vardır.Elle présente également des arbres et des arbustes.
Maymun yüksek bir ağaca tırmanıyor.El mono está trepando a un árbol alto.
Bir ağacın gölgesinde oturdular.Se sentaron a la sombra de un árbol.
O, bir ağacın altında oturuyordu.Ella estaba sentada bajo un árbol.
Büyük bir ağaç fırtınada devrildi.Un gran árbol fue tumbado por la tormenta.
Kağıt ağaçtan üretilir.El papel se fabrica de la madera.
Ağaçlar yeşil.Los árboles son verdes.
Buradaki tüm ağaçları kesecek misin?¿Vas a cortar todos los árboles de aquí?
Parkta bir sürü uzun ağaç var.Hay muchos árboles altos en el parque.
Kiraz ağaçları tamamen çiçeklenmişler.Los cerezos han florecido por completo.
O, ağacın altında uyuyordu.Estaba durmiendo bajo el árbol.
Ağaçlar arasında bir ev görüyorum.Veo una casa entre los árboles.
Ağaç nerede?¿Dónde está el árbol?
O da ağaçlar hakkında daha çok şey öğrenmek istedi.Él también quería saber más sobre los árboles.
O da ağaçlar hakkında daha çok şey öğrenmek istiyordu.Él también quería saber más sobre los árboles.
Ağaç devrildi.El árbol se cayó.
Kediler ağaçlara tırmanabilir ama köpekler tırmanamaz.Los gatos pueden subirse a los árboles, pero los perros no.
O bir ağaç.Eso es un árbol.
2000 metreden daha yüksekte ağaçlar yetişmez.Por encima de los 2000 metros no crecen los árboles.
Bu şimdiye kadar gördüğüm en uzun ağaç.Es el árbol más alto que he visto hasta ahora.
Ken ağaçtan indi.Ken se bajó del árbol.
Tom ağaçtan indi.Tom se bajó del árbol.
Ağaç yolu kapattı.El árbol obstruyó el camino.
Ağacın yaprakları sarardı.Las hojas del árbol se volvieron amarillas.
Bu ağaç kaç yaşında?¿Cuántos años tiene este árbol?
Elma ağaçları ilkbaharda çiçek açar.Los manzanos florecen en la primavera.
Bir ağaca sarılıyor.Ella abraza un árbol.
Onun caddesinde çiçek yada ağaçlar yoktu.No había flores o árboles en su calle.
Ağacın altında yaşlı bir kadın görüyorum.Veo a una anciana bajo el árbol.
Ağaçta birkaç portakal var.El árbol tiene algunas naranjas.
Bir ağacın arkasından bir kadın çıktı.Una mujer apareció detrás de un árbol.
Şu ağacın altında duran bir kız görüyorum.Veo a una chica de pie bajo aquel árbol.
Tom'un bahçesinde üç elma ağacı var.Tom tiene tres manzanos en su jardín.
Ağaçları severiz.Nos gustan los árboles.
Gündüzler ve akşamlar gittikçe daha soğuk oluyor. Ağaçların yaprakları yakında kırmızı ve sarı olacaklar.Los días y las noches son cada vez más fríos. Las hojas de los árboles pronto serán rojas y amarillas.
Tom bir kitap okurken bir ağacın altında oturuyordu.Tom estaba sentado bajo un árbol leyendo un libro.
Ağaçtan in.¡Bájate del árbol!
Yeryüzünde yüzün üzerinde ağaç çeşidi vardır.Hay más de cien especies de árboles en la Tierra.
Uçurtma ağaçta asılı kaldı.La cometa se quedó enganchada en el árbol.
Ağacımda birkaç çiçek var ama onun meyvesi yok.En mi árbol hay algunas flores, pero ningún fruto.
Tom bir ağaç evde yaşıyor.Tom vive en una casa árbol.
Mary Noel ağacını süslemek için annesine yardım etti.María ayudó a su madre a adornar el árbol de Navidad.
Gördüğün ağaç meşe.El árbol que viste era un roble.
Bu ağacı kesme.No tales este árbol.
Bu bahçe, ağaçların ölmesini önlemek için her yıl budanır.Este jardín es ajustado cada año para prevenir la muerte de los árboles.
Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların cehennemdeki yiyecekleridir.El Zaqum (en árabe: زقوم) es un árbol espinoso que crece en el Jahanam, el infierno musulmán.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.A pesar de estos esfuerzos, se reportó que el árbol sufrió un gran daño durante una tormenta de nieve en 1907.
Ayrıca Heung Po Tau, yani tütsü ağacının ihracatı için bir liman olarak bilinmekteydi.También era conocido como Heung Po Tau (香埗頭), es decir, puerto para exportar el árbol del incienso.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod