Ana içeriğe geç
Sözlük

agaç ile cümle

agaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tanrılar kıza acıyarak onu mersin ağacına dönüştürürler.Les dieux entendent sa prière et la transforment en arbre.
Başları yukarı olarak ağaçlarda tırmanırlar.Ils se grattent le dos sur les arbres.
Ağacın arkasına gider, fakat Tom'u ona bakarken bulur.Il accepte de la suivre mais dans la nuit, il l’abandonne derrière lui.
Merkle ağacı kavramı adını 1979 yılında Ralph Merkle'in patentiyle almıştır .Les arbres de hachage ont été inventés par Ralph Merkle en 1979.
Dağlarda çok nadir ağaç bulunur.Les grottes sont rares dans cette montagne.
Bir ağaç yaklaşık 15 kg kadar meyve verebilir.Un arbre adulte peut produire jusqu’à 25 kg de fruits par an.
Hatta rahlelerin öd ağacından yapıldığı bile olmuştu.Il fut même fabriqué du confetti doré.
Onuruna Yad Vashem Anıtı'nda bir ağaç dikilmiştir.Son nom est gravé sur le mur d'honneur du mémorial de Yad Vashem.
İndeksler genellikle B+ ağaçları, R-ağaçları ve bitmap'ler vasıtasıyla uygulanır.Les index sont représentés en utilisant des arbres B+.
Bazı türler ağaçlarda, bazı türler yerde yaşarlardı.On pense qu'au moins certaines espèces vivaient en troupeau.
Bu ağaç şehrin sembolü olmuştur.Celui-ci est devenu le symbole de la ville.
Japonya'da süs ağacı olarak yetiştirilir ve bonsai olarak da kullanılır.Il est également utilisé comme plante d'intérieur et comme bonsaï.
Buna Demir Ağaç da denir.On l'appelle le bois de fer noir.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.L'éléphant et le baobab africain représente la nature et les fondements du pays.
Entler, ağaca oldukça benzeyen bir ırktır.Le tamworth est une race bien adaptée à pâturer en forêt.
Güneş, ağaçlar, hayvanlar yine öyle.Les plantes, les animaux, les hommes.
Yuvalarını zemine veya ağaç ya da kaya kovuklarına yaparlar.Ceux-ci firent raser les murailles pour se faire des jardins ou des habitations.
Kendine refakat eden ruhlara ağaçlığı bir karanlık mağaraya dönüştürme emri verir.Ce sont eux qui spontanément transforment la grotte en un lieu de culte.
"En Yaşlı Yaşayan Ağaç Her şeyi İtiraf Etmekte".L’identité de l’arbre le plus vieux est plus difficile à déterminer.
Ağaç 100 yaşına kadar yaşayabilir.Les arbres peuvent vivre jusqu'à trois cents ans.
Unter den Linden ("Ihlamur ağaçlarının altı") Almanya başkenti Berlin'in Mitte ilçesinde bir bulvar.Unter den Linden (« sous les tilleuls ») est une célèbre avenue de la ville de Berlin.
Ayrıca kalpaka ağacının altına oturmuş olarak da resmedilebilir.Elle peut aussi être scellée dans la pierre tombale.
Ağaca tırmandığında ise Shrignold adlı bir kelebekle karşılaşır.Le jaune, en panique, grimpe à un arbre et est trouvé par un papillon nommé Shrignold.
Şeytan "Aden Bahçesi"nde, "-Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme.N'allez pas au bois d'Ormonde, N'allez pas au bois.
Ağaçta evrenin üç katı yer alır.Trois niveaux de l'univers sont représentés dans cet arbre.
Bu kadın yolunu kaybedince bir ağacın altında uyuya kalır.À la nuit tombée, s’endort dans un trou d’arbre.
Bir hata ağacı için iki tane olay kullanılmaz.Un arbre n'a pas plus de chance que deux arbres.
Bitki örtüsünü ağaçlar ve meralar teşkil eder.Tout y pousse à son gré, les arbres et les herbes.
Avrupa'da baharda ilk çiçek açan ağaçlardandır, çoğunlukla Şubat ortasında görülürler.Elles figurent parmi les premières vivaces à fleurir au printemps, souvent dès la mi-avril.
Evimizin kapısı dut ağacındandır.Vue intérieure de la porte est du château.
Bu köye gelenler atlarını bu ağaca bağlıyorlarmış.Le village semble lié aux chevaux.
Kına, uzun bir çalı veya kısa bir ağaç olarak tasvir edilir.Il se présente comme un grand arbuste ou un petit arbre.
Bitki örtüsü kısa otlar ve meşe ağaçlarıyla kaplı alana denk gelmektedir.Le sous-étage est localement assez ouvert avec de petits arbres et arbustes.
Işık veya yarı ışık ağacıdır.C'est une essence de lumière ou de demi-ombre.
Ağaç yaşlandıkça esmer renk alır ve çatlar.En vieillissant le bois se durcit et devient rougeâtre et brun.
Bu nedenle kestane meyvesi fakirin ekmeği, ağacı da ekmek ağacı olarak tanımlanmaktadır.C'est pourquoi l'on surnommait le châtaignier l'arbre à pain.
Hayat biçimleri olağanüstü şekilde ağaçlarda yaşamaya uyum sağlamıştır.Ils sont bien adaptés pour vivre dans les arbres.
Belirtilen ağaçlar önce levha haline getirilir.Quant aux bois, il en prescrit l’arpentage précis.
Bazen bir çam ağacı olarak kabul edilir.Parfois il est représenté comme un arbre.
Ağaçlıklı bataklıklarda ve diğer su yakınındaki ormanlık alanlarda yaşar.Il vit dans des bois, des forêts proche d'un point d'eau.
Bu ağaç, altında Buda’nın aydınlandığı orijinal Bodhi ağacından üretilmiştir.En effet, selon la tradition, c'est sous cet arbre que naquit le Bouddha, à Lumbini.
Bu zaman içinde yok edilen ağaç sayısının 10 milyondan fazla olduğu tahmin edilmektedir.On estime à 40 millions le nombre d'arbres ayant été ainsi plantés.
Eski Roma'da ise meşe ağacı Jüpiter'e adanmış bir bitkiydi.Dans la Rome antique, le laurier est consacré à Jupiter.
Yaşam ağacıArbre de vie.
Bu ağacın yapraklarında da salisilik asit bulunduğu ispatlanmıştır.Cette étude montre aussi que cet astre contient des sels de sodium.
Filmin başrollerini Brad Pitt, Sean Penn ve Jessica Chastain paylaşmaktadır. ^ "Hayat Ağacı". sadibey.com.The Tree of Life met en vedette Brad Pitt, Sean Penn et Jessica Chastain.
Örneğin ağaç kesmek için oduncuya, maden çıkartmak için madenciye ihtiyacınız vardır.Pour cela, il faut bâtir des camps de bûcherons et de minage pour extraire les matières premières.
Odun aksamı (özellikle de ağaç köklerinden yapılanlar) ince ve kırılgan görünür.Les bois de construction modernes - essentiellement des bois tendres - sont légers et solides.
Bu terim, bir kodamanın bulunduğu bir ağacın belirtilmesi için de kullanılmaktadır.Ce terme est aussi employé pour les chasseurs de trésor lorsqu'ils en découvrent un.
Ağaçlarda yaşar.Elle vit dans les arbres.
Ağaç incir kuşları çoğunlukla ağaçlardaki tüneklerinde bulunurlar.Les oiseaux sont souvent perchés en groupes sur les arbres.
Brezilya'da Brezilya fındığı ağacını kesmek yasaktır.Forêt pluviale et cerrado au Brésil.
Yuva ağaç dalları, ot ve tüylerle döşenir.Les rives en seront défendues par des placages et des enrochements.
Bu bilgilerle birlikte, bellekte yerleşik ağaç veri yapısını yeniden yapılandırır.Il essaye avec son équipe de reconstituer l'arbre de transmission.
Kurtlar birleşip ağaçlara saldırırlar.Ceux-ci se regroupent et veulent attaquer les loups.
Ağaç evlerin yapıldığı malzemeler, oldukça geniş bir yelpaze oluşturur.Ces maisons construites en bois, ont une apparence bien particulière.
Fakat sadece bir insan Jackson'ın ağaçla olan sözleşmesini gördüğünü iddia etmiştir.Mais Jack ne sait pas que William a fait un compromis avec un pilleur de tombeaux.
Ağaca çok iyi tırmanırlar.Il niche très haut dans les arbres.
Ankara: Tek Ağaç Eylül Yayıncılık.Septembre : forum-exposition.
Akşamları bütün sürü hep aynı ağaçların üzerine geri dönüp orada geceyi geçirir.La nuit, tout le troupeau est remis en liberté.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod