Bu kediler tek başlarına yaşar ve genelde ağaç dallarında hareket ederler.Sie leben einzelgängerisch und halten sich meist auf den Bäumen auf.
Bazı buzullar o kadar yavaş hareket eder ki, buzulların yarattığı çizikler arasında ağaçlar bile yetişir.Die Strecke durch die Wälder ist derartig berüchtigt, dass sich sogar Gespenstergeschichten gebildet haben.
Her yer orman, ağaç ve yeşil idi.In ihrer Umgebung waren Gärten, Wege, Felder und Wälder verwüstet.
Çatı ağaçları sık eğimli halde bağlanmıştır.Der Stängel ist oft bogig aufsteigend.
Ahlatlariçi tarlalarında hiç ahlat ağacı yoktu.Es befanden sich keine bäuerlichen Untertanen am Hof.
"Benim Expo 2016 ağaç önerim: Servi".Oper im Steinbruch 2016: Der Liebestrank.
Rahatsız edildiklerinde yerden uçarak kalkar ve yakınlardaki ağaçlara sessizce tünerler.Bei einer Störung fliegt er ganz ruhig zum nächsten Baum.
Koala (Phascolarctos cinereus), Avustralya'ya özgü otçul ve ağaçta yaşayan bir keseli memeli hayvan türüdür.Der Koala (Phascolarctos cinereus) ist ein baumbewohnender Beutelsäuger in Australien.
Arazideki Ağaçlar.Bäume in den Himmel.
Bir hata ağacı için iki tane olay kullanılmaz.Erst ein Doppelfehler führt zum Ausfall.
"En Yaşlı Yaşayan Ağaç Her şeyi İtiraf Etmekte".Die älteste noch lebende Rebellenwitwe erzählt.
Servi, Bir ağaç türü.Mein Freund, der Baum.
Geceleri hareketlidir, gündüzleri ağaçlarda dinlenerek geçirir.Sie fressen bei Tage und ziehen sich nachts zum Ruhen in die Bäume zurück.
Yule-tide) ağacı konuyordu.Der Riese im Baum.
Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar.Ihr solltet die Häuser der Betrübten den Häusern der Fröhlichen vorziehen.
Dişiler yumurtalarını dala veya ağaç kabuklarına yaparlar.Die Tiere bauen ihr Nest am Boden oder auf Bäumen.
Günümüzde bu bölümde ağaç kalmamıştır.In diesem Bereich befinden sich heute Bäume.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eines Tages kann er durch das Dauerbellen des Hundes nicht kontrolliert arbeiten und sieht aus dem Fenster.
Bazı türler ağaçlarda, bazı türler yerde yaşarlardı.Einige Arten schlafen allerdings in Bäumen.
Küçük ve orta boylu ağaçlar ya da büyük çalılar şeklindedirler.Es sind kleine bis mittelgroße Bäumen oder Sträucher.
Her ölen kişi için bir tane ağaç dikilmiştir.Für jeden Toten wurde eine Linde gepflanzt.
Diğer türlerin evrim ağacındaki konumu değişik çalışmalarda farklılık gösterir ve henüz çözülememiştir.Der Anteil seiner Werkstatt an seinen Werken variiert und ist auch heute noch ungeklärt.
Bu ağacın Kavaklı Cadde’sindeki çınar olduğu anlatılır.Man nimmt an, dass es sich hierbei um die Trasse der Dere Street handelt.
Ağaçlarda ve kayalık yerlerde bulunurlar.Sie leben an Bäumen und Felsen.
Bir söylentiye göre ağaç yıkılmadan birkaç yıl önce çürümeye kurban giderek ölmüştü.Einer der Bäume ist vor wenigen Jahren abgestorben.
İncilden sahnelerin yer aldığı Ağaçaltı Kilisesi eski bir kilisedir.Eine alte Holzschnitzerei in der Kirche zeigt diese Szene.
Güney bölgelerde geniş yapraklı ağaçlar daha çoktur.Es gibt mehr Gewölbedecken als weiter südlich.
Monkey (maymun) lakabını, Lost dizisindeki arkadaşları ona ağaçlara çok rahat tırmandığı için uygun görmüştür.Als an seinem Grab Wunder geschahen, überführte man seine Gebeine zu denen seines Herrn im Stift Melk.
Ancak 1971 yılında yaşanan soğuk kış mevsimi meyve ağaçlarının çoğunu kurutmuştur.Im strengen Winter 1771 froren alle Maulbeerbäume aus.
Rahatı Kaçan Ağaç, Melih Cevdet Anday.Ein Ganggrab bei Ruhden, Kreis Lötzen.
Colaptes cinsinin tipik türü Altın ağaçkakandır (Colaptes auratus).Sein Verbreitungsgebiet grenzt an das des Goldspechts (Colaptes auratus).
‘Bayan Macbeth üç çocuğa sahipti ya da değildi, bir ağaç yıkılır ya da yıkılmaz.’Grümme ist verheiratet und hat zwei Kinder. „Noch ist die Träne nicht weggewischt von jeglichem Angesicht“.
Güçlü dişleriyle bir ağacı kemirmek suretiyle devirirler.Knirscht ein Kaninchen lauter mit den Zähnen, dann hat es Schmerzen.
Bu kütüphanedeki tüm kitaplar ise ormanın ağaçlarından oluşturulmuştur.Das Holz für die Kirche stammte aus den Wäldern der Umgebung.
Ormanları ve diğer ağaçlı alanları tercih ederler.Er bevorzugt dort Wälder und baumreiche Landschaften.
Avluda 3 tane büyük eski ağaç vardır.Es gibt mehrere ältere, große Bäume im Park.
Ağacımda birkaç çiçek var ama onun meyvesi yok.Mon arbre a quelques fleurs mais aucun fruit.
Neredeyse ağaçtaki tüm yapraklar döküldü.Presque toutes les feuilles sont tombées de l'arbre.
Ağaçların ekildiği mevsim ilkbahardır.Le printemps est la saison pour planter les arbres.
Yorgundu ve bir elma ağacına yaslandı.Elle était fatiguée, et s'est appuyée sur un pommier.
Kiraz ağaçları çiçeklenmişti.Les cerisiers étaient en fleur.
Hırsızı bir ağaca bağladılar.Ils ont attaché le voleur à un arbre.
Arabasını iki yanı ağaçlı yolun ortasına koydu ve uyudu.Il abandonna la voiture dans une allée et se mit à courir.
Zevk için ağaç kesmiş.Il abattit l'arbre pour le plaisir.
Ağacı kim dikti?Qui a planté l'arbre ?
Düşen ağaç yolu tıkadı.Un arbre tombé obstruait la rue.
Ağacı kim ekti?Qui a planté l'arbre ?
Ağaç kesiminden dolayı orman yok oldu.La forêt a disparu à cause de l'abattage en masse des arbres.
Dün Noel ağacını süsledik.Hier, nous avons décoré l'arbre de Noël.
Tavşan ağacın arkasına saklandı.Le lapin se dissimula derrière l'arbre.
Ağaç nerede?Où est l'arbre ?
Ağaçları kesmiyordu.Il n'abattait pas d'arbres.
Bir ağaç devirdiler.Ils ont abattu un arbre.
Ağaçları kesmezsiniz.Vous n'abattez pas d'arbres.
Ölü ağaçları kesiyordum.J’abattais les arbres morts.
Ağaçları ekiyordum.Je plantais des arbres.
Bir ağacın arkasına saklandım.Je me suis dissimulé derrière un arbre.
Çitalar ağaca tırmanabilir mi?Les guépards grimpent-ils aux arbres ?
Şatonun etrafında ağaçlar var.Il y a des arbres autour du château.
Bir ağaç bir ormanı saklar.Un arbre cache la forêt.