Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Khi những kẻ Mujahideen đánh bại Liên Xô, chúng ta đã nơi lỏng.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Kiedy Mudżahedini pokonali Związek Radziecki, odpuściliśmy sobie.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.아프가니스탄의 예에서 우리가 보았듯이 말입니다. 무자헤딘이 소련군을 물리쳤을 때 우리는 해방되었다고 했죠.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Nadat de moedjahedien de Sovjet-Unie versloegen, keerden we ze de rug toe.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Quand les Moudjahidines ont vaincu l'Union Soviétique, nous nous sommes retirés.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Quando i Mujahideen hanno sconfitto l'Unione Sovietica noi ci siamo ritirati.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Όταν εκείνοι οι Μουτζαχεντίν νίκησαν την Ε.Σ.Σ.Δ., εμείς αποδεσμευτήκαμε.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Когато тези муджахидини победиха Съветския съюз, си отдъхнахме.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.Когда моджахеды одолели Советский Союз, мы отстранились.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.כי היינו כבר בסרט הזה, באפגניסטן. כשהמוג'הידין הביסו את ברית המועצות, אנחנו התנתקנו.
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.لأننا شاهدنا هذا الفيلم من قبل، في أفغانستان عندما هزم هؤلاء المجاهدين الاتحاد السوفييتي انسحبنا
Çünkü hepimiz Afganistan'da mücahitlerin Sovyet Ordusu'nu bozguna uğrattığı filmi gördük ve boş verdik.ムジャヒディンの組織が ソビエト連邦を破った時 我々は撤退しました そして お祝いをしている間に
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Dia tinggal di pegunungan tepat di perbatasan Afganistan.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Er lebt oben in den Bergen, direkt an der Grenze zu Afghanistan.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Fent él a hegyekben, éppen az afgán határ mentén.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Hij leeft hoog in de bergen, op de grens met Afghanistan.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Il vit dans les montagnes, juste à la frontière avec l'Afghanistan.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Mieszka w górach, na granicy z Afganistanem.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Ông sống trên núi ngay sát biên giới với Afghanistan.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Vive arriba, en las montañas, justo en la frontera con Afganistán.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Βρίσκεται στα βουνά, στα σύνορα με το Αφγανιστάν.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Він сидить собі високо у горах, саме на кордоні з Афганістаном.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Живее високо в планините, точно на границата с Афганистан.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.Он живет высоко в горах, на границе с Афганистаном.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Később Kabulba utaztam, és Afganisztánban szolgáltam a tálibok eleste után.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.후에 카불을 방문하였고 탈레반이 붕괴된 후 아프가니스탄에서 근무하였죠.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Later reisde ik naar Kabul en diende in Afghanistan na de val van de Taliban.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Mais tarde, viajei até Cabul e estive no Afeganistão após a queda do regime talibã.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Mai târziu, am mers la Kabul și am fost în Afganistan după ce talibanii au pierdut puterea.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Plus tard, je suis allé à Kaboul et j'ai servi en Afghanistan après la chute des Talibans.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Poi sono andato a Kabul e ho servito in Afghanistan dopo la caduta dei Talebani.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Posteriormente, viajé a Kabul y trabajé en Afganistán tras la caída de los talibanes.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Potem byłem w Kabulu i służyłem w Afganistanie po upadku Talibów.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Později jsem odcestoval do Kábulu a po pádu Talibanu pracoval v Afganistánu.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Sau đó, tôi tới Kabul và phục vụ tại Afghanistan sau thất bại của phe Taliban.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Später reiste ich nach Kabul und arbeitete nach dem Fall der Taliban in Afghanistan.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Αργότερα, ταξίδεψα στην Καμπούλ και υπηρέτησα στο Αφγανιστάν μετά την πτώση των Ταλιμπάν.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Пізніше я поїхав до Кабула та працював в Афганістані після падіння руху Талібан.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.Позже я уехал в Кабул и работал в Афганистане после падения режима Талибов.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.След това пътувах до Кабул и служих в Афганистан след падането на талибаните.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.אחר-כך, נסעתי לקאבול ושירתתי באפגניסטאן לאחר נפילתו של הטאליבן.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.لاحقا، سافرتُ إلى كابل و عملتُ في أفغانستان بعد سقوط طالبان.
Daha sonra, Kabil'e gittim ve Taliban'ın düşüşünün ardından Afganistan'da çalıştım.アフガニスタンでの任務に就きました そして
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Así que, cuando la violencia erupciona en un país como Afganistán, es por ese legado.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Così, quando la violenza esplode in un paese come l'Afganistan, è a causa di questa eredità.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Donc, quand la violence surgit dans un pays comme l'Afghanistan, c'est en raison de cet héritage.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.여러분에게서 가장 필요로 하는것은 여러분의 상상력입니다.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Van alle kanten.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Wenn also Gewalt ausbricht in einem Land wie Afghanistan, dann ist das wegen diesem Nachlass.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Поэтому, если наблюдается взрыв насилия в такой стране, как Афганистан, то это из-за наследия.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.Тъй че, когато насилието изригне в страна като Афганистан причината е това наследство.
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.יותר מכל דבר אחר מקבוצה זו הוא להביא את הדמיון שלכם
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.هكذا ا لحا ل ، عندما يصيب ا لعنف دولة مثل افغا نستان , انه كنتيجة للاحداث ا لماضية . لكننا
Dolayısı ile şiddet, Afganistan gibi bir ülkede, bu mirasın sonucu olarak ortaya çıktı.あなたの想像力が 問題に影響を与え、
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.A negyedik felvonásban, önhittségünk, túlzott önbizalmunk fejlődőben, megszálltuk Irakot és Afganisztánt.
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.Dalam babak keempat, dengan keangkuhan kita, kepercayaan diri berlebihan, kita menginvasi Irak dan Afganistan.
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.En el cuarto acto, con nuestra arrogancia, y nuestra soberbia en aumento, invadimos Irak y Afganistán.
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.I fjärde akten, med vår hybris, utvecklades vår övertro, vi invaderade Iraq och Afghanistan.
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.Im vierten Akt marschierten wir mit zunehmender Selbstüberschätzung im Irak und in Afghanistan ein.
Dördüncü perdede, kibrimiz ile, aşırı güven duygumuz yükselirken, Irak ve Afganistan'ı işgal ettik.În al 4-lea act, plini de orgoliu, mult prea încrezători în noi, am invadat Irakul și Afganistanul.