Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.הכפר הראשון אי פעם בו היה חשמל סולארי באפגניסטן [היה] בזכות שלושת הנשים האלו.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.أول قرية يتم كهربتها بالطاقة الشمسية في أفغانستان كانت من قبل ثلاث نساء
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.太陽光発電を始めたのです この女性は
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.阿富汗第一個靠太陽能發電嘅村落 就靠三位女性親手建立
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaDziennikarze zmagają się z rosnącą przemocą i niepewnością w Afganistanie
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaJornalistas sofrem na pele com violência e insegurança crescentes no Afeganistão
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaPeriodistas encaran la dura realidad del aumento de la violencia e inseguridad en Afganistán
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaЖурналисты Афганистана вынуждены работать в атмосфере страха и постоянной опасности
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.아프가니스탄에서 일해 본 사람은 아무도 없었습니다.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.Ministerstva zahraničných vecí, ktorý v minulosti slúžil na misii v Afganistane.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.שנמנה על משרד החוץ, שמילא אי-פעם תפקיד רשמי באפגניסטן.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.في ذلك المكتب التابع لوزارة الخارجية قد خدم في أفغانستان في أي وظيفة في أفغانستان
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.いない、という事を 聞きました。 ですから、こうした組織文化を変えねばなりません。
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.波斯语,说到流利的程度。 没有一个人会讲普什图语的。(阿富汗另一主要语言——译者注) 在伦敦的阿富汗部
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.아프가니스탄의 100여 개의 마을들이 더 태양 전기화 시키게 되었습니다
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.ודאגו לחשמל לעוד 100 כפרים באפגניסטן.
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.وكهربن 100 قرية بالطاقة الشمسية في أفغانستان
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.アフリカにも行って
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.為阿富汗一百條村實現太陽能發電
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Afganistanissa ihmiset tekevät vaikka mitä pystyäkseen katsomaan tätä ohjelmaa.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Afganisztánban az emberek mindent megtesznek, hogy nézhessék ezt a műsort.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Di Afghanistan, orang-orang melakukan hal-hal yang tidak biasa untuk dapat menonton program ini.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.En Afganistan, la gente hace cosas extraordinarias para poder mirar ese programa.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.En Afghanistan, les gens se donnent un mal fou pour pouvoir regarder cette émission.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.În Afganistan, oamenii fac tot ceea ce pot ca să ajungă să vadă această emisiune.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan gaan mensen heel ver... om dit programma te kunnen zien.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan la gente fa di tutto per riuscire a vedere questo programma.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan nehmen die Menschen ungewöhnliche Mühen auf sich, um diese Sendung sehen zu können.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.No Afeganistão, as pessoas percorrem distâncias extraordinárias para poderem assistir a este programa.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Ở Afghanistan, con người có thể đi cả một quãng đường dài để có thể coi chương trình này.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.아프가니스탄에서는, 사람들이 특별히 더 먼 거리를 이 TV 프로그램을 보기 위해서 갈 정도입니다
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.W Afganistanie ludzie muszą daleko iść, żeby obejrzeć ten program.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Στο Αφγανιστάν, γίνεται μεγάλη προσπάθεια από τον κόσμο για να μπορέσει να παρακολουθήσει το πρόγραμμα.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.В Афганистане люди идут на многое, чтобы посмотреть эту телепередачу.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.В Афганистан хората стигат изключително далеч, за да могат да гледат тази програма.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.В Афганістані люди долають далекі відстані, щоби подивитись цю телепередачу.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.באפגניסטן, אנשים יוצאים מגדרם כדי לצפות בתוכנית הזו.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.أفغانستان يبذل الناس جهودا استثنائية ليكونونوا قادرين على مشاهدة هذا البرنامج
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.ものすごく遠くまで出かけていきます 必ずしも自分自身のテレビを持っている必要はありません
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Azt akarom megvizsgálni, hogyan vált, véleményem szerint, az afganisztáni konfliktus konfliktus divattá.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Chcem sa pozrieť na to, ako sa, podľa mňa, konflikt v Afganistane stal konfliktom módy.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Chcę sprawdzić, jak konflikt w Afganistanie stał się modą konfliktu.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Chci, aby se podívali, jak se dle mého názoru konflikt v Afghanistánu stal konfliktem elegance.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Ik wil nagaan hoe het conflict in Afghanistan trendy is geworden.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Je veux examiner comment, à mon avis, le conflit en Afghanistan est devenu un conflit "chic".
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.저는 아프가니스탄의 갈등이 어떻게 미화되어 왔는지 알고 싶습니다.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Quero ver como é que, na minha opinião, o conflito no Afeganistão se tornou num conflito chique.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Quiero investigar cómo, en mi opinión, el conflicto en Afganistán se ha convertido en un conflicto elegante.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Saya ingin melihat dari kacamata saya sendiri bagaimana konflik di Afganistan telah menjadi suatu mode.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Voglio esaminare come, secondo me, il conflitto in Afghanistan sia diventato un conflitto chic.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Vreau să arăt cum a devenit, după părerea mea, conflictul din Afganistan un conflict şic.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Искам да разгледам как, според мен, конфликта в Афганистан е станал шикозен конфликт.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Я хочу подивитися, як, з моєї точки зору, конфлікт в Афганістані став шикарним конфліктом.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.Я хочу показать, что, на мой взгляд, конфликт в Афганистане превратился в модный конфликт.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.אני מעוניין לבחון את איך, לדעתי, קונפליקטים הפכו לאופנה באפגניסטן.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.أنا أريد أن أنظر إلى كيف، في رأيي، صار الصراع في أفغانستان صراعا أنيقا.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.どのようにファッションに 影響したかにも興味があります 戦争で国外に身を追われた 人々の生活が
Afganistan'daki değişikliklerin bittiğini sanmayın, kesinlikle, devam ediyoruz.Denken Sie nicht, dass die Veränderungen in Afghanistan vorbei sind; ganz und gar nicht. Wir machen weiter.
Afganistan'daki değişikliklerin bittiğini sanmayın, kesinlikle, devam ediyoruz.Denk niet dat het in Afghanistan allemaal al rond is, helemaal niet. We gaan door.
Afganistan'daki değişikliklerin bittiğini sanmayın, kesinlikle, devam ediyoruz.Eh bien ne pensez pas que les changements en Afghanistan soient terminés ; pas du tout. Nous continuons.