İkincisi, Afgan Güvenlik Kuvvetleri'ni işi başarıyla yapmaları için eğitiyoruz.Second, we are training Afghan Security Forces to get the job done.
Afganlar üç yıl boyunca bu seviyeyi sürdürecekler, ve sonra ordularının boyutunu azalatacaklar.The Afghans will sustain that level for three years, and then reduce the size of their military.
Halkı için gelişimi ve onuru ilerletmek için Afgan girişimlerini destekliyor.It supports Afghan efforts to advance development and dignity for their people.
Bu Afgan halkının işi olacak.That will be the job of the Afghan people.
Afgan halkı kendi egemenliklerini ilan etmek ve kalıcı bir barış inşa etmek istiyorlar.Afghans want to assert their sovereignty and build a lasting peace.
Cevap yine açık: Afganistan'a istikrarı sağlamaları için fırsat vermeliyiz.That answer is also clear: we must give Afghanistan the opportunity to stabilize.
Al Qaeda'yı adalete teslim ederken, Afganistan'daki görevimizi tamamlamak için açık bir yolumuz var.We have a clear path to fulfill our mission in Afghanistan, while delivering justice to al Qaeda.
Bu savaş zamanı Afganistan'da başladı, ve burada bitecek.This time of war began in Afghanistan, and this is where it will end.
Amerika'da henüz Afganistan'ın nerede olduğunu bilen kimse yokken, ofisimden içeriye girdi.She walked into my office at a time when no one knew where Afghanistan was in the United States.
Sakena, Afganistan'da kadınların eğitilmesinin tehlikeli olduğu zamanlarda öğretmenlik yapıyor.Sakena is a teacher at a time when to educate women is a dangerous business in Afghanistan.
İleride farklı olacak bir Afganistan için izledikleri bu yol onların kendi yolu.Their path is their own and it looks towards an Afghanistan that will be different.
Afganistan ile Sri Lanka arasında çok büyük bir fark var.But a huge difference between Afghanistan and Sri Lanka.
Afganistan'ın hala burada aşağıda olduğunu görüyorsunuz.And you can see we still have Afghanistan down here.
Ortalama yaşam süresi 35-40 yaş arasıydı, şimdiki Afganistan gibi.And the life expectancy was 35 to 40 years, on par with Afghanistan today.
Afganıstanida 21 sene yaşadım.I've been in Afghanistan for 21 years.
Afganistan'a 1990'da vardım savaş gazileri için bir hastanede çalışmak üzere.I arrived in Afghanistan in 1990 to work in a hospital for war victims.
Herneyse, 1992'de, Mücahidin bütün Afganistan'ı ele geçirdi.Anyway, in 1992, the Mujahideen took all Afghanistan.
Afganistan gibi savaş halinde olan birçok ülke var.There are plenty of countries at war like Afghanistan.
Afganistan'daki değişikliklerin bittiğini sanmayın, kesinlikle, devam ediyoruz.Well don't think that the changes in Afghanistan are over; not at all. We are going on.
Afganistan'ın merkez kısmında birçok takımımız var.We have several teams in the main part of Afghanistan.
Afganistan'ın ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu biliyoruz.Afghanistan, we know what a serious security problem
Afganistan, dünyada bir çoğumuz içindir.Afghanistan is for so many of us in the world.
Geçen sene Hindistan'ın Afganistan'daki en büyük varlığı neydi biliyor musunuz?You know what was India's biggest asset in Afghanistan in the last seven years?
Basit bir hakikat: Akşam saat 8:30'da bir Afganı aramayı deneyemezsin.One simple fact: you couldn't try to call an Afghan at 8:30 in the evening.
Afganistan tarihinin en gözde televizyon dizisi oldu.And it was the most popular television show in Afghan history.
Her Afgan aile onu seyretmek istedi.Every Afghan family wanted to watch it.
Bu Afganistandaki Amerikan karşı ayaklanmasının diyagramıdır.This is a diagram of the U.S. counterinsurgency strategy in Afghanistan.
Bahsedilen hedef Afganistan hükümeti için populist desteği arttırmaktı.And the stated goal was to increase popular support for the Afghan government.
Bu yüzden Afganistan'a gittim.This is why I went to Afghanistan.
Ve Afgan asker beni gördüğüne o kadar şaşırdı ki pasaportumu mühürlemeyi unuttu.And the Afghan soldier was so surprised to see me that he forgot to stamp my passport.
Afganistan'ın saklı ışığını, nurunu buladildim.I could find noor, the hidden light of Afghanistan.
Bunlar da Afgan iş adamları için ileride hayat kadınlığı yapacak olan göçebe kızlar.These are the nomad girls who became prostitutes for Afghan businessmen.
Birgün Afganistan'daki en büyük okulun bir kız okulu olduğunu gördüm.I saw one day, the largest school in Afghanistan, a girls' school.
Eğer burası Afganistan olsaydı, bu odadaki sadece bir kişi internet kullanmayı bilirdi.If this were Afghanistan, only one person in this room would know how the use the Internet.
Mesela bizi Afganistan'dan, savaşlardan çekmesi gibi.like pulling us out of Afhganistan, out of the wars.
Ama yavaşça yayıldı. Afganistan bugün 3,000 milyar'a kadar çıktı.Afghanistan and Iraq mushroomed now to 3,000 billion.
Bu benim Afganistan'a olan ilk ziyaretimdi.And this was my first time in Afghanistan.
Afganistan'daki çatışmaların nasıl da moda haline geldiğini incelemek istiyorum.I want to look at how, in my opinion, the conflict in Afghanistan has become conflict chic.
Seyahatlerimde ve işimde, Kongo'daan Afganistan'a,In my travels and in my work, from Congo to Afghanistan, from Sudan to Rwanda,
Jung Afganistanda ve fotoğrafJung in Afghanistan -- you get the picture.
Bu çok önemliydi, çünkü Afgan sosyal sisteminin.. merkezi ailedir.This was very important, because the family is central in Afghans' social system.
İşte birşeyler yapılabilir, Afganistan gibi çok uç ortamlarda bile.So something can be done, even in such extreme environments as Afghanistan.
Bu çok heyecan verici bir andı, bunu mükemmel Afgan ekibimle geliştirmek.This was a very exciting time, developing this with my wonderful Afghan team.
Kuzeybatı Hindistan'ı, Afganistan ve İran'ın bazı alanlarını kapsar.Northwestern India and parts of Afghanistan and Iran.
Afganistan'a dönelim.Let us turn to Afghanistan.
2005'te Afganistan'a dışişleri bakanı olarak ilk geldiğimde,When I first came to Afghanistan in 2005 as a foreign minister,
Afgan halkı çözmeli."Afghans have to solve it."
Bu Afganistan'daki savunmasız insanların açığa çıkmasıyla sonlandı.That did end up with vulnerable people in Afghanistan being exposed.
ABD neden Libya, Irak, Afganistan, Yemen'e saldırdı?Why did the United States attack Lybia, Iraq, Afganisthan and Yemen?
Irak, Afganistan ve Liberya'ya.I traveled to Iraq, Afghanistan and Liberia.
Afganistan'daki, Sierra Leone'deki, ve çatışma bize anlaşılmaz geliyor.Afghanistan, Sierra Leone, and the conflict seems incomprehensible to us.
Kolombiya'dakine baktık, Afganistan'dakine baktık, ve Senegal'dakine baktık.We looked at Colombia, we looked at Afghanistan, and we looked at Senegal.
Afganistan'da, yeni yaklaşımlar deniyoruz -- arabulucular bağlamaya.And in Afghanistan, we're trying new approaches -- access negotiators.
Ve Afganistan, bizce Afganistan çocuk felcini defalarca durdurdu.And Afghanistan, Afghanistan, we think has probably stopped polio repeatedly.
Dağların tepesinde, Afganistan sınırında yaşıyor.And he's up in the mountains, right on the border with Afghanistan.
Amerikalı kadın sevdiğini kaybetmiş Orta Doğu'da -- Irak ya da Afganistan'daAmerican woman who lost her loved one in the Middle East -- in Iraq or Afghanistan.
Kabul, Afganistan'da yaşıyorum, ben bir haber fotoğrafçısıyım.I live in Afghanistan, Kabul, and I'm a news photographer.
Ama Afganistan'ın, normalde görmediğiniz bir tarafı daha vardır.But there is another side of Afghanistan that you don't normally see.
[kendi dilinde]: Hiçbir Afgan'ın evine sağsalim döneceği belli değil. [Kadın kendi dilinde konuşur]:No Afghans expect to return home safely. woman speaking native language:
Khyber biriminden bir Afgan mülteciyim.I am an Afghan refugee from the Khyber agency.