Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Dieu est puissant, et juste en même temps, prompt à avertir et pardonner.
Bu millet, bunu affetmez.Ceux-ci ne le lui pardonneront pas.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Elle ne le lui pardonnera jamais.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.En 1989 fue indultado por el presidente Carlos Menem.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.¡Le juro que no le perdonaré nunca!
Desdemonna Otello'dan kendini affetmesini söyler.Desdémona le pide perdón a Otelo.
Bu millet, bunu affetmez.Algunos no me lo perdonaron.
Harry seçilmiş kişi olmasına rağmen hiçbir hatasını affetmez.Misteriosamente, Harry también es elegido, pese a que no había ingresado su nombre.
Mitridates'e gidip onun Aspasia'yi affetmeye iknaya çalışır.Se haría cargo Mauricio, comes de los excubitores.
Gelecek nesiller hiçbirinizi affetmeyecek.Le generazioni future non perdoneranno nessuno di voi.
Mary'i affetmem mümkün değil.Non riesco a perdonare Mary.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.Venne però liberato nel 1990 grazie all'indulto concesso dal presidente Carlos Menem.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Questa è una colpa che non si può mai perdonare e non sarà mai perdonata.
Affetmeyi seversin.Odia perdere.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.В бога большая часть мужиков, будто, не верит и к религии относится слепо.
"Dağlar beni affetmez" (şiirler) ve "Bir şair yol gidiyor" (gazeteciyiz) kitaplarının yazarıdır.Древние писания сравнивают их с горной грядой горы Кайлаш (у Шивы) или Меру (у Вишну).
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.В 1990 году помилован президентом Карлосом Менемом.
"Dağlar beni affetmez" (şiirler), Bakü, 1996.The Art of Forgetting. — Berg, 2001.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Стигу невыносима мысль, что он бездарность и ему никогда не добиться большего.
Riyakardır ve İsa'dan günahlarını affetmesi için yalvarmıştır.Самаритянин призвал их поклоняться этому тельцу, и они его послушались.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez."Many Kinds of Universes, and None Require God (أنواع كثيرة من الأكوان، ولا أحد منها احتاج الإله)".
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.جريمتي هي أنني أذكى منكم، وهذا شيء لن تغفروه لي ابداً.
Riyakardır ve İsa'dan günahlarını affetmesi için yalvarmıştır.ولقد نُسب السيد المسيح إلى الناصرة فُدعي ناصريًا - أي نذيرًا مكرسًا لفداء بني الإنسان.
Kendisine yapılan kötülüğü affetmez, kincidir.فإنّه لن يخل بوعده فإذا أخلّ لحقه العار.
Tom'a bir şey olduysa kendimi asla affetmeyeceğim.لن أسامح نفسي إن حدث شيء لتوم.
Anna, 1059 yılında tahtı aldığı için asla affetmediği Dukas Hanedanı'na karşı komplolara karışmıştır.Ana envolveu-se em conspirações contra a família Ducas, que ela nunca perdoou por tomar o trono em 1059.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.O ator jamais perdoou a Republic por isto.
Affetme, affedilme isteği, şok.Perdão é uma escolha, uma decisão, uma restituição.
Bu millet, bunu affetmez.E isso a vilã não perdoa.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ela resolve esquecê-lo para sempre.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.As vitórias são obtidas graças ao favor de Deus, enquanto que as derrotas são atribuídas ao pecado.
Kendisine zarar veren, vermeye kalkan kişileri kesinlikle affetmez.Assim, são incapazes de compartilhar o perdão com aqueles que os ofendem.
Sonra babasına onu affetmeyi deneyeceğini söyler.Hij kondigt hem aan dat hij zijn vader wil vermoorden.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.In 1990 kreeg hij gratie van president Carlos Menem.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ze zegt dat ze haar nooit zal vergeven.
Riyakardır ve İsa'dan günahlarını affetmesi için yalvarmıştır.Mariken krijgt berouw en doet een beroep op Gods barmhartigheid.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.En jij hebt mij nooit gevonden; en jij hebt me nooit verloren.
Harry seçilmiş kişi olmasına rağmen hiçbir hatasını affetmez.Ondanks dat hij is opgegeven, verraadt hij zijn kameraden niet.
Önceden onu hiç affetmek istemiyordu, ama yine de barıştılar.Hij had toen niet gedacht dat hij dit haar ooit kon vergeven, maar hij heeft het haar nu vergeven.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Dotychczasowa Synagoga (Stara) nie była w stanie pomieścić wszystkich wiernych.
Ludendorff bunun için Hindenburg'u asla affetmedi.Paul von Hindenburg nigdy nie podawał mu ręki.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Bóg jest święty, sprawiedliwy, wszystkowiedzący i miłosierny.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Problem w tym, że my nie chcemy prosić Go o przebaczenie.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Surrealiści nigdy nie wybaczyli mu tego odejścia.
Aşk affetmez.Miłość nie przebacza.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Allah är allhärskande, allvetande, men han är också barmhärtig, förbarmande och förlåtande.
Affetme, affedilme isteği, şok.Lust, lidelse och längtan.
Eğer beni affetmezsen, seninle gelmeyeceğim.Om du inte förlåter mig, kommer jag inte att komma med dig.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Цього фюрер нікому і ніколи не пробачав.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.1990 року отримав амністію від Карлоса Менема.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий йому пробачити.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий їй пробачити.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Můj zločin je to, že jsem chytřejší než ty, což je věc, kterou mi nikdy neodpustíš.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Věřící se nespolčí proti jinému věřícímu s jeho propuštěncem.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ta jí však chladně odvětí, že jí nikdy neodpustí.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.Hänet tuomittiin vankeuteen, mutta 1989 presidentti Carlos Menem armahti hänet.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Navajot eivät antaneet anteeksi tätä tekoa milloinkaan.
Bazı hasımlarını affetmemek gibi hataları felâketine sebep olmuştur.Hän sai epäsopivasta käytöksestään useita muistutuksia.
Bu millet, bunu affetmez.Έτσι δεν αναγνώρισαν την συγχώρεση.