Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Hun beder om forladelse og siger, hun ikke kan leve uden ham.
"Dağlar beni affetmez" (şiirler) ve "Bir şair yol gidiyor" (gazeteciyiz) kitaplarının yazarıdır.I bronsealderen hadde de ikke skrifttegn, men de risset inn bilder i fjellet eller på heller, helleristninger.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Tilgivelse for det kunne bare bli gitt av gud, ikke gjennom mennesker.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Han forlater så henne, for å aldri treffe henne igjen.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Ia bertugas memberikan pengampunan atas dosa manusia (she zui).
Riyakardır ve İsa'dan günahlarını affetmesi için yalvarmıştır.Ia pergi dengan marah dan jengkel sambil meminta Allah menghukum mereka.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Aku berharap aku adalah bayanganmu dan Tidak pernah berpisah dari dirimu.
Sonra babasına onu affetmeyi deneyeceğini söyler.Namun, ia tahu bahwa ayahnya pasti akan melarangnya.
Harry seçilmiş kişi olmasına rağmen hiçbir hatasını affetmez.Meskipun seseorang berdosa, ia mempunyai kekuatan untuk memilih tidak berbuat dosa.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Trẫm đối với Khiêm nhất thời không thể chịu đựng, chưa từng không tự hối lỗi.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.」 この節はアッラーの赦しについて述べている。
"Dağlar beni affetmez" (şiirler) ve "Bir şair yol gidiyor" (gazeteciyiz) kitaplarının yazarıdır.書跡には『月儀帖』や『出師頌』(すいししょう)などがある。
Affetme, affedilme isteği, şok.懺悔、後悔、そして、滅び。
Kendisine zarar veren, vermeye kalkan kişileri kesinlikle affetmez.妹想いであり椋に危害を加える者には容赦をしない。
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.私の罪は、人を出し抜く罪、決して人が許さない何かだ。
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.兵そのものの志気は決して心配なし。
O zaman, kıskançlığından utanç duyan Kont karısından kendini affetmesi için yalvarmaya başlar.自暴自棄に陥っていた市松は、合流した話頭に自分を殺してくれるよう懇願する。
Bu millet, bunu affetmez.こんなことは許すことできない。
Ahali toplanıp Han'a çıkıp ondan merhamet edip bunları affetmesini isterler.高顥はかれらがやむなく反乱に加担した者たちであると訴えて、赦免を願い出た。
Kendisine yapılan kötülüğü affetmez, kincidir.乃自以其性恬靜不近刑名,不慕榮利。
Ahali toplanıp Han'a çıkıp ondan merhamet edip bunları affetmesini isterler.晉人和鄭人皆稱其為「荊蠻」,後來楚人成為「諸夏」之一。
Affetmeyi seversin.喜歡祭祀。
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.做為物部氏的她,信仰的卻不是日本神道教,而是求長生不死的道教。
Affetme, affedilme isteği, şok.復次、欲,謂欲尋;惡不善法,謂恚害尋。
Ahali toplanıp Han'a çıkıp ondan merhamet edip bunları affetmesini isterler.두영은 관부를 부축하여 전분에게 가게 하고 사과하였다.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.여러 인과 연에 의존하지 않는다면 (연기의 법칙에 어긋나므로 생겨날 수 없고, 따라서) 그 법(法: 존재)은 없는 것(존재할 수 없는 것)이다.
Bazı hasımlarını affetmemek gibi hataları felâketine sebep olmuştur.약간의 실수도 용서하지 않는 깐깐한 성격으로 제자들을 엄하게 지도한다.
Bu millet, bunu affetmez.רבים לא סלחו לו על כך.
Önceden onu hiç affetmek istemiyordu, ama yine de barıştılar.כבר בנעוריו הוא הפסיק אמנם לשמור מצוות, אבל מעולם לא התכחש ליהדותו.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Това потомците никога не забравили...
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Môj zločin je to, že som šikovnejší ako vy, čo je vec, ktorú mi nikdy neodpustíte.
Bu millet, bunu affetmez.Ľudia si majú odpúšťať.
Affetme, affedilme isteği, şok.Hrôza je veľký strach, zdesenie.
Harry seçilmiş kişi olmasına rağmen hiçbir hatasını affetmez.Nors ir kankinama, savo bendradarbių neišdavė.
Bu millet, bunu affetmez.Seda kriitikud ei andesta.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Kunagi pole sul põhjust olnud minuga rahulolematu olla, ja edaspidigi hoidun ma sinu vastu eksimast.
Ludendorff bunun için Hindenburg'u asla affetmedi.Hindenburg ei vastanud kunagi memole.
Kafirin affetmesi ise zor olur.Muidu peaks andestusest keelduma.
Affetmek aslında kültürümüzün bir parçası haline getirilmiş. değer verilmiş, yaşatılmış.El perdón está incrustado en nuestra cultura. Es algo preciado.
Affetmek aslında kültürümüzün bir parçası haline getirilmiş. değer verilmiş, yaşatılmış.Il perdono è molto radicato nella nostra cultura. Viene rispettato.
Affetmek aslında kültürümüzün bir parçası haline getirilmiş. değer verilmiş, yaşatılmış.הסליחה למעשה מוטבעת בתרבות שלנו. היא מוערכת.
Affetmek aslında kültürümüzün bir parçası haline getirilmiş. değer verilmiş, yaşatılmış.أن التسامح جزء لايتجزء من حضارتنا أنه شي نعتز به
Affetmek aslında kültürümüzün bir parçası haline getirilmiş. değer verilmiş, yaşatılmış.それは私達の心にいつもあります。 普遍的な共生にはそれが必要だと考えています。
Affetmek bir zorunluluktur, eğer toplumumuzu iyileştirmek istiyorsak, bu bir zorunluluktur.Il perdono è un dovere, è un dovere per noi se vogliamo sanare la nostra società.
Affetmek bir zorunluluktur, eğer toplumumuzu iyileştirmek istiyorsak, bu bir zorunluluktur.Perdonar es una obligación para nosotros si queremos que nuestra sociedad cicatrice.
Affetmek bir zorunluluktur, eğer toplumumuzu iyileştirmek istiyorsak, bu bir zorunluluktur.סליחה היא חובה, חובה בשבילנו אם אנחנו רוצים לרפא את החברה שלנו.
Affetmek bir zorunluluktur, eğer toplumumuzu iyileştirmek istiyorsak, bu bir zorunluluktur.التسامح أمر لابد منه ـ اذا كنا فعلا نريد أن نصلح مجتمعنا
Affetmek bir zorunluluktur, eğer toplumumuzu iyileştirmek istiyorsak, bu bir zorunluluktur.私達が彼らに許しを与えなければ、未来はありません。
Affetmek ile ilgili bir şarkı olduğunu söylüyor.Elle a affirmé qu'il s'agissait d'une chanson parlant de pardon..
Affetmek ile ilgili bir şarkı olduğunu söylüyor.Nneka dice que es una canción sobre el perdón.
Affetmenin neresinde ben kendimden bir şeyler vermiş oluyorum?E la mia risposta è, è la forma più difficile del dare
Affetmenin neresinde ben kendimden bir şeyler vermiş oluyorum?"Що ж можна подарувати, коли пробачаєш?"
Affetme olmadan gelecek yok.No hay futuro sin el perdón.
Affetme olmadan gelecek yok. (şarkı söyleniyor)Non c'è futuro senza perdono. musica di sottofondo
Affetme olmadan gelecek yok.אין עתיד ללא סליחה.
Affetme olmadan gelecek yok.لا مستقبل بلا تسامح
Affetme olmadan gelecek yok.(歌)
Ancak affetmezsek, gelecek yok.Ma senza perdono, non c'è futuro.
Ancak affetmezsek, gelecek yok.Pero si no perdonamos, no hay futuro.
Ancak affetmezsek, gelecek yok.אבל אם אנחנו לא סולחים, אין עתיד.