Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.HERE, ik weet dat Uw oordeel een rechtvaardig oordeel is. Dat U mij trouw bleef in al mijn ellende.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Herra, minä tiedän, että sinun tuomiosi ovat vanhurskaat, ja uskollisuudessasi sinä olet minut nöyryyttänyt.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.HERRE, jag vet att dina domar äro rättfärdiga, och att du har tuktat mig i trofasthet.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.HERRE, jeg ved, at dine Bud er retfærdige, i Trofasthed har du ydmyget mig.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.HERR, ich weiß, daß deine Gerichte recht sind; du hast mich treulich gedemütigt.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Jeg vet, Herre, at dine dommer er rettferdighet, og i trofasthet har du ydmyket mig.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Je sais, ô Éternel! que tes jugements sont justes; C`est par fidélité que tu m`as humilié.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.여호와여 내가 알거니와 주의 판단은 의로우시고 주께서 나를 괴롭게 하심은 성실하심으로 말미암음이니이다
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Seznávámť, Hospodine, že jsou spravedliví soudové tvoji, a že jsi mne hodně potrestal.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Signore, so che giusti sono i tuoi giudizi e con ragione mi hai umiliato
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Spoznavam, GOSPOD, da so pravične sodbe tvoje in da si me v zvestobi ponižal.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Ştiu, Doamne, că judecăţile Tale sînt drepte: din credincioşie m'ai smerit.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Tudom Uram, hogy a te ítéleteid igazak, és igazságosan aláztál meg engem.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Viem, Hospodine, že tvoje súdy sú spravedlivé, a že to bola vernosť, keď si ma ponížil.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Znam, Panie! iż są sprawiedliwe sądy twoje, a iżeś mię słusznie utrapił.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Γνωριζω, Κυριε, οτι αι κρισεις σου ειναι δικαιοσυνη, και οτι πιστως με εταλαιπωρησας.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.Зная, Господи, че Твоите съдби са праведни, И по справедливост си ме наказал.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.ידעתי יהוה כי צדק משפטיך ואמונה עניתני׃
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.قد علمت يا رب ان احكامك عدل وبالحق اذللتني.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.耶 和 華 阿 、 我 知 道 你 的 判 語 是 公 義 的 . 你 使 我 受 苦 、 是 以 誠 實 待 我
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın.耶和華 阿 、 我 知道 你 的 判語 是 公義 的 . 你 使我 受苦 、 是 以 誠實 待 我
Bir adam tesisatçı, diğeri de elektrikçi olunca bence beyinlerini adil olmayan bir şekilde kullanıyoruz.Cuando uno es fontanero, otro es electricista...
Bir adam tesisatçı, diğeri de elektrikçi olunca bence beyinlerini adil olmayan bir şekilde kullanıyoruz.Menschen arbeiten als Klempner oder Elektriker.
Bir adam tesisatçı, diğeri de elektrikçi olunca bence beyinlerini adil olmayan bir şekilde kullanıyoruz.Quando um é encanador, outra é eletricista
Bir firma ödemek zorundadır çıkarları nedeniyle dikkate alarak, müşteriler ve onlara adil davranın.Μια εταιρεία πρέπει να πληρώσει δεόντως υπόψη τα συμφέροντα των το τους πελάτες, και τη θεραπεία τους αρκετά.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Az első érménk szabályos, a feldobás eredményét pedig X1-el jelöljük.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.La nostra prima moneta è una moneta non truccata, e ne denoteremo il risultato con X1.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Nasza pierwsza moneta jest sprawiedliwa, a wynik rzutu oznaczymy jako X1.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Notre première pièce est équilibrée, et nous allons noter le résultat par X1
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Prvá minca je poctivá a výsledok hodu nazveme X1.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Unsere erste Münze ist eine redliche Münze und wir werden das Ergebnis mit X1 kennzeichnen.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Vores første mønt er en retfærdig mønt, og den kalder vi for X1.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.X1が表になる確率は1/2です
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Наша первая монета - симметричная, и мы обозначим результат ее подбрасывания как X1.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.המטבע הראשון הינו מטבע הוגן ונסמן את התוצאה ע"י משתנה X1.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Anh ta nói một cái gì đó là chân lý. Cô ta nói một cái khác mới là chân lý.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Az egyik azt mondja, ez az igazságos. A másik a másikra szavaz.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Él dice que algo es lo justo. Ella dice que otra cosa es lo justo.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Ele diz que isto é justo. Ela diz que aquilo é justo.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.El spune că ceva este corect. Ea spune că altceva este corect.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Er sagt, etwas ist gerecht. Sie sagt, etwas anderes ist gerecht.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Hij zegt iets wat juist is. Zij zegt iets anders wat juist is.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Ia bilang sesuatu itu adil. Menurutnya itu hal yang lain.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Il me dit que quelque chose est juste. Elle me dit qu'autre chose est juste.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil."그는 무엇인가가 정의라고 말해. 그녀는 다른 어떤것이 정의라고 말해," 라고 하는 것을요.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.On mówi, że to jest słuszne. Ona mówi, że tamto jest słuszne.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.On říká, že něco je spravedlivé, ona říká, že něco jiného je spravedlivé.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Secondo lui questo è giusto. Secondo lei è giusta un'altra cosa.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Αυτός λέει ότι κάτι είναι δίκαιο. Αυτή λέει ότι κάτι άλλο είναι δίκαιο.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Он говорит, что справедливо это. Она говорит, что справедливо что-то другое.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.Той твърди, че нещо е вярно. Тя твърди, че нещо друго е вярно.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.הוא אומר שמשהו צודק. היא אומרת שמשהו אחר צודק.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.إنه يقول أن فعلاً ما هو العدل. وهي تقول أن فعلاً آخر هو العدل.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.彼の話に納得し 彼女の話にも納得する
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.A lány elfogadja, benne hatálya választás Lies beleegyezésem és tisztességes szerint hangját.
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.Een zij het erover eens, in haar kader van de keuze Lies mijn toestemming en eerlijk volgens stem.
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.Eine sie einverstanden sind, in ihrem Umfang der Wahl liegt meine Zustimmung und fair nach Stimme.
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.En hon håller inom henne ramen för val Lies mitt samtycke och skälig med hänsyn röst.
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.En hun er enige om, i hendes rammerne af valg Lies mit samtykke og retfærdigt i overensstemmelse stemme.
Bir o seçim kapsamında, rızası ve adil göre ses Lies.Hän samaa mieltä kuluessa hänen soveltamisalaan valinta on minun suostumusta ja oikeudenmukainen mukaan ääni.