Ana içeriğe geç
Sözlük

adeta ile cümle

adeta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Eşkiya kasabayı adeta esir almıştır.Flamlænderne holdt ham tit så godt som fangen.
Yeşiller içerisinden, adeta haykırarak fışkıran pembe, Ispartanın nice zaferlere imza atacak, renkleri oldu.Ved hjelp av et bilde, måtte de samle fargepulver, som er laget av ris, og fylle mønsteret etter bildet.
Bu oturum adeta Tiberius'un tüm saltanatının niteliğini belirlemiş gibidir.Denne sammenkomsten synes å ha satt tonen for hele styret til Tiberius.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Han vil presentere ham som en venn og gjest.
Bu planörde adeta yok yoktur.Det er ikke noen planlegging for disse prosjektene.
Küçük çocukları çukurluklara adeta fırlattılar.Soldatene har spiddet barna på spydene.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Hos de fleste artene er den venstre lungen redusert, eller forsvunnet.
Merve onu kendine has yöntemleri ile adeta tavlamış.Monroe stilte minst like strenge krav til seg selv.
Kurgusal evren insanı adeta hayallere sürükler.Resten av verden ønsker at man blir med i den store unionen av planeter.
Adeta Beatles'ın 1967 tarihli kendi albümleri olan Sgt.På grunn av dette har sammenligninger til The Beatles-albumet Sgt.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Man stanset salget av togbilletter i de regioner som var rammet av hungersnøden.
Tüm komşular adeta bir lüks yarışına girmişlerdir.Nesten alle hadde uhell i det vanskelige løpet.
Adeta bayanlar serbest güreş 48 kg yarışlarına katılıyor.Mange spill som selges kommersielt, kommer med 48 kuler.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Sannsynligvis var Audun fullstendig klar over det.
Bu tür romanların kahramanları adeta sıradan insanlardır.Her skulle norske kjendiser lure vanlige folk.
Bu oturum adeta Tiberius'un tüm saltanatının niteliğini belirlemiş gibidir.Pertemuan ini tampaknya telah mengatur nada untuk seluruh aturan Tiberius ini.
Adeta her dönem (Ocak, Kasım, Aralık dışında) ürerler.Masing-masing dilakukan dalam satu hari (pagi dan siang).
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Melepaskan pikiran yang mengganggu tidurnya.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Asma merasa tidak percaya sekaligus bersyukur.
Adeta kusursuz bir tekniği vardır.Ia memiliki teknik yang hebat.
Bu oturum adeta Tiberius'un tüm saltanatının niteliğini belirlemiş gibidir.Cuộc họp này dường như đã thiết lập các giai điệu cho toàn bộ quy tắc Tiberius của.
Maç adeta 3 ay önceki 4-3'lük maçın tekrarı oldu.Anh phải nghỉ thi đấu 3-4 tháng.
Sinirli bir insan olarak başına gelenler adeta bir sabır sınavı gibidir.Bệnh nhân có bệnh thần kinh nhất định đã trải qua ảo giác thị giác tương tự.
Merve onu kendine has yöntemleri ile adeta tavlamış.Hank đã tự thử nghiệm trên chính cơ thể mình.
'Yok' demek adeta yasak.口癖は「○○禁止!
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.田代冠者信綱と言われる。
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.また、ヘビの場合、著しく細長くなった体制に応じて左の肺が退化し、右の肺のみが発達する。
Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır.そしてこの黒い斑点がヴァン猫の証明になる。
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.竜神族一の嗅覚の持ち主。
Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır.座右の銘は「不老不死」。
Din adeta bir afyondur."純陀は徳のない悪党だ』と。
Bunlar adeta, süratli ve dörtnal olarak adlandırılır.これは、色相、彩度、明度と呼ばれる。
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.歴史は繰り返す。
Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.風呼を笑わせようと大也は風呼とたくさん接するようになる。
Çocuklar (Kyle, Stan, Cartman, Kenny) onlara adeta tapar.この作品にはスタン、カイル、カートマン、ケニーとおぼしき子供達が登場している。
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)』時代の6時台の番組は除く)。
Bu planörde adeta yok yoktur.計画不足である。
Rüşveti ve fiziksel şiddeti kabul etmekten öte adeta teşvik eder.出世のためには賄賂や汚職も厭わない。
Âdetâ halkı bir kapana kıstırırlar.孫盛は東晋の人。
Yaz mevsimi adeta bir ilkbahar serinliğindedir.夏は時に穏やかな小春日和になる。
Adeta bir sinir küpüdür.プライドが高く神経質。
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.夕方の店内は、活字に飢えた人たちで一杯だった。
Şems’in Konya'daki türbesi küçük, mütevazı, adeta saklanmış bir yerdir.在湘南的江之岛,是一片祥和又略显陈旧的小镇。
Adeta her dönem (Ocak, Kasım, Aralık dışında) ürerler.但領地內事件頻發,每天都忙著應付各種各樣的事情。
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.民間對得道高僧的尊稱。
Yaz mevsimi adeta bir ilkbahar serinliğindedir.交配季節是當水轉暖的春天。
Tabii Austin buna adeta inanamadı.所以檀君并不可信。
Dünya adeta bir cehenneme dönmüştü.已經在意外中過世。
Adeta kusursuz bir tekniği vardır.並擁有非常優秀的體術。
O âlemde mahlukatın bir vücudu yoktur, mahluk o âlemde adeta erimiş gibidir.自古以倈,未尝有以乱济乱,大败天下之民如秦者也。
Fırat Nehri manzarasıyla köy, adeta gözleri büyülemektedir.近山村落,紅白花見綠樹杪漸遠漸隱。
Zira her kitabında, adeta kendini yeniden tanımlamaktadır.각 도(道)의 이정(理程)을 기록한 책이다.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.일명 체인지업 계열의 너클볼이라고도 한다.
Bu mizampaj adeta albümleri izleyenleri ülke içinde bir yolculuğa davet eder gibidir.그들의 앨범을 듣는 것은 여러 대륙을 여행하는 것과 비슷한 느낌이다.
Ancak Liberaller adeta bir enkaz devralmışlardı.그러나 평론가들은 약간의 결함을 비추기도 하였다.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.한 가지 어려운 점은 스스로에게 딱 맞는 룸메이트를 찾는 것이다.
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.독특한 향이 나는 산나물이다.
Din adeta bir afyondur."“이의정은 촌티 물씬한 범생”.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.ההיסטוריה תמיד חוזרת על עצמה.
2014 yılı ise Federer için adeta bir yeniden doğuş yılı olmuştur.שנת 2014 הייתה שנה מצוינת לראפטורס.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod