Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Valet av koppar är inte invändningsfritt.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Han tog emot mig som man tar emot en god vän.
Birçok göçmen kuş, Avrupa'dan Afrika'ya giden yolculuklarında Türkiye'yi adeta köprü olarak kullanır.Många flyttfåglar tar vägen via Malta.
Bu planörde adeta yok yoktur.За межами цієї схеми немає нічого цікавого.
Sıradan bir yarışma değildir bu, adeta bir maratondur.Марадона: я не чарівник, а всього лише тренер.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Люди мерли на ходу, в хатах лежали пухлі від голоду.
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.«One Hot Minute» погано продавався порівняно з «Blood Sugar Sex Magik».
Adeta, belirlenen profesyonel seyirciler programa konuk olarak katılıyor.Професійні мистецькі колективи можуть бути залучені до участі як гості фестивалю.
Bu tür romanların kahramanları adeta sıradan insanlardır.Головними героями цієї історії стали прості люди.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Аттіла, здається, не може повірити у те, що трапилося.
Bu ilk fetihlerden sonra Bizanslılar adeta deliye döndüler.Після цих подій язичники-ацтеки стали масово хреститися.
Bu, adeta "dönüşü olmayan nokta"dır.Це є рівнозначним «нульовій нормі».
Ion Antonescu, direniş hareketini adeta kırdı.Карл Антонович майже не відлучався з Алупки.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.U cecílie kroužkované je ovšem vyvinuta pouze pravá plíce, druhá je nefunkční.
Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar.Umělec chce zachytit podstatu zobraozvaného s opomenutím zbytečných detailů.
Çünkü herkes onun yanında adeta rol yapmaktadır ve o da bunun nedenini anlayamamıştır.Všichni se mu samozřejmě vysmějí, protože tomu nevěří.
O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir.Zažívá přitom štěstí, jaké již dávno zapomněl.
Sıradan bir yarışma değildir bu, adeta bir maratondur.Není to jen závodění, je to něco více vzrušujícího.
Adeta bütün Libya'yı köleleştirdi.Ustrnul všechen slovanský veřejný život.
Gemi bakteriler sonucunda yavaşça adeta eriyordu.Postupně bakterie pronikala na další kontinenty.
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.Nachází se na albu Blood Sugar Sex Magik.
Adeta etten bir duvar örerler.Îmi doresc un perete curat.
Bu, adeta "dönüşü olmayan nokta"dır.Aceasta este, de fapt mai mult "o întoarcere la nedeterminare."
Takımda adeta yaprak dökümü yaşandı.Mi-ați adus lăutari la echipă!
Bu planörde adeta yok yoktur.Este evidentă absența oricărui proiect de acest fel.
Görüntü adeta lunaparklardaki atlıkarıncaları andırmaktadır.Instalația video preia imagini din parcările arenei.
Bu oturum adeta Tiberius'un tüm saltanatının niteliğini belirlemiş gibidir.Această pedeapsă este comparabilă cu cea a Titanului Prometeu.
Bu tarihten sonra adeta yeniden keşfedilmiş, ve önemli bir turizm merkezi olmuştur.El a fost restaurat cu fidelitate în perioada postbelică și este un punct principal de atracție turistică.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.Sajnos a történelem ismétli önmagát.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.A rákok egyes fajainál a hím bal ollója nagyobbodott meg, míg másoknál a jobb.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.A textilgyárak bezártak, a lakosság pedig gyakran éhezett.
Her türlü suyu olağanüstü bir güzellikte tablolarında adeta akıtmıştır.Mindegyik busz a jó láthatóságot biztosító sárga festést kapott.
Geoffrey sürekli onları tahrik ederek adeta kendisini öldürtmek için çabalamıştır.Gérard annyira elkeseredik, hogy többször meg akarja ölni magát.
Amokachi'nin oyun stili Türk futbol tarihine adeta ışık tutmuştur.Benájún az izraeli labdarúgás csillogó fényei közül az egyikké fejlődött.
Suat Suna'nın 3. albümü 1.5 milyonu geçik satışı ile pop müziğe adeta damgasını vurdu.A BMG Music Club összeállításában a 3. helyet kapta másfél milliós eladással.
Adeta bayanlar serbest güreş 48 kg yarışlarına katılıyor.Az amatőr ökölvívásban kislégsúlyúnak a 48 kg alatti versenyzőket nevezzük.
Yağ onların adeta yakıt tankıdır.Ebből szinte végtelen üzemanyagunk lenne.
Otomobiller bile düzenli otoyollarda adeta askeri bir düzen içerisinde yol alırlar.Néhány szakasza azonban szabályos autópálya.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Egyik neve nagy porosz felkelés.
Adeta Beatles'ın 1967 tarihli kendi albümleri olan Sgt.A Beatles 1967-es albuma, a Sgt.
Semtin sokağından geçerken adeta binaların içinde kaldığından caddeden görülmez.Sen avulla talon sisältä voidaan nähdä, mitä ulkona kadulla tapahtuu.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Ashen oli hankala uskoa tätä.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Jotkut väittävät omistavansa oman herättäjän, joka valvoo heidän untaan.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)Kuustonen) Ei ulkokuori pettää voi Jumalaa – 3.00 (säv.
1,5 yılda gazetede adeta yaprak dökümü yaşandı.Tämä johti noin puolenvuoden pituiseen taukoon lehden painamisessa.
Adeta bayanlar serbest güreş 48 kg yarışlarına katılıyor.Hän edustaa Lappajärven Veikkoja ja kilpailee 48 kilogramman painoluokassa.
Amme işidir çünkü herkes görür, gördüğünü de bilir adeta.Siksi tarvittiin jumalia, jotka tietävät ja näkevät kaiken.
Film eleştirmenler tarafından adeta övgü yağmuruna tutuldu.Elokuva ja Rain roolisuoritus saivat ylistystä kriitikoilta.
Köy adeta ikiye bölünmüş gibidir.Kaupunki on jakaantunut voimakkaasti kahtia.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Ονομάστηκε από την Αντιβασιλεία «Μοίραρχος υπεράριθμος».
Yol ulaşıma aracılık eden bir yapı değil, onlar için adeta bir yaşama alanıdır.Προς το παρόν δεν είναι αυτοκινητόδρομος, αλλά οδός ταχείας κυκλοφορίας.
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.Παρουσιάζει τη μπάντα κατά τη διάρκεια της ηχογράφησης του "Blood Sugar Sex Magik".
Adeta kusursuz bir tekniği vardır.Παρ'όλα αυτά διαθέτει κάποιες πολύ δυνατές τεχνικές.
Metacritic ve IMDB kullanıcıları, filme 10 üzerinden 1.5 vererek adeta "ezmişlerdir".Οι κριτικές στο IMDb από χρήστες και κριτικούς έχουν δώσει στην ταινία 7/10 αστεράκια.
Adeta, grup şeklinde çalışmalara katılıyorlar.Δρουν ως ομάδα, συνεργατικά για να δουλέψει η συζήτηση.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.De fleste ormepadder har en veludviklet højre lunge og en relik venstre lunge.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.En af konsekvenserne er, at arbejdsmarkedets behov for kvalificeret arbejdskraft bliver vanskelige at indfri.
Adeta Senato'nun ve devletin onsuz hareket etmesini istemiştir.Erdoğan meddelte, at han og regeringen ikke ville lade sig presse.
Metacritic ve IMDB kullanıcıları, filme 10 üzerinden 1.5 vererek adeta "ezmişlerdir"."LO og FTF får ja til at samle 1,5 millioner lønmodtagere".
Travis önceleri hiç konuşmaz, aile bireylerine soğuk davranır adeta aklını yitirmiş gibidir.Pludselig føler Barney sig utilstrækkelig - som om livet er passeret forbi ham.